🚩"Bir ülkenin başka bir ülkeyi etkileme kapasitesini anlamak istiyorsanız artık sadece asker sayısına ya da büyükelçi atamalarına bakmanız yeterli değil."
Göktuğ Çalışkan (@goktugcaliskan1) yazdı👇
https://t.co/TkXYtZpKM9
Rabia Naz Vatan ve Rojin Kabaiş’in ölümlerine ilişkin dosyalar sil baştan incelenmelidir.
Bugün Gülistan Doku dosyasında, kamusal gücün olayların üzerini örtmek için nasıl kullanıldığına dair gerçekler giderek gün yüzüne çıkmaktadır. Aynı şekilde, Rabia Naz Vatan ve Rojin Kabaiş dosyalarında da benzer bulgular, emareler ve ciddi şüpheler bulunmaktadır.
Bu nedenle söz konusu dosyaların yeniden, bağımsız, tarafsız ve etkili bir biçimde ele alınması gerekiyor.
Göktuğ Çalışkan, Togo'nun "harita çıkışı"nı yazdı:
🌍 Afrika'nın gerçek ölçeği küresel siyaseti değiştirir mi?
🇹🇬 Togo neden bu dosyanın ön saflarında?
🌐 Mercator neden yeniden siyasetin konusu oldu?
https://t.co/RHcDf1edZs
Togo’nun BM’ye “Afrika’nın gerçek boyutunu gösteren harita” çağrısını ve bunun arkasındaki siyasal anlamı @TurkishIndy için yazdım.
🗺️ Mercator projeksiyonu Afrika’yı nasıl küçültüyor ve bu durum kıtanın küresel siyasetteki algısını hangi yönde etkiliyor?
🌍 Afrika Birliği’nin “Haritayı Düzelt” girişimi ve Equal Earth haritası, temsil adaleti üzerinden nasıl bir politik itiraz üretiyor?
🏛️ Togo’nun bu çıkışı, Afrika’nın 21. yüzyıl küresel düzeninde “ölçek ve ağırlık” tartışmasını yeniden mi açıyor?
Kıymetli editörüm @mervebayrakkci ve değerli @nevzatcicek’e çok teşekkürler.
Yazının tamamı:
https://t.co/jGgjLrcRX7
#Togo #Afrika #Harita #Mercator #EqualEarth
İBB davasının duruşmalarının TRT’den canlı yayımlanmasına ilişkin CHP önerisi; DEM, İYİ Parti ve Yeni Yol (Saadet, Gelecek, DEVA) oylarıyla desteklenmesine rağmen AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.
“Herkes izlesin” denilen dava, Meclis’te “yayınlanmasın” oylarıyla kapatıldı.
Kamu kurumları yöneticilerinin elektronik imzalarını kopyalayarak sahte diploma ve sürücü belgesi düzenleyen 199 kişinin yargılandığı davada tutuklu olan 5 sanığın tahliyesine karar verdi.
Böylece, davada tutuklu yargılanan sanık kalmadı!
Ankara’da yapılan konserlerde kamu zararı tespit edilmiş.
Ayrıntıları kovuşturma aşamasında ortaya çıkacaktır.
Ancak ben 2021 yılında Ankara’daki ihalelerden doğan kamu zararı ve örgüt bağlantılarını şema halinde Halk TV’de anlattım, kitabımı da savcılığa suç duyurusu olarak verdim.
Kitabımda görevden alınan başkanın sağ kolu Nadir Koç: “Belediyeyi FETÖ yönetiyordu” dedi.
Ankara Büyükşehir Belediyesi görevden alınan Başkan ve yönetimi hakkında Savcılığa 97 suç duyurusunda bulundu.
Soruşturma açıldı mı? Hayır!
Asıl operasyon yapılması gereken eski başkan, operasyonu saatler öncesinden biliyor!
Şu rezaleti savunanları neden ciddiye alamam biliyor musunuz?
Bir insanı, attığı tiviti bahane edip, hukuken hiçbir yaptırımı olamamasına rağmen hapse atıyorsanız, hukuktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Anayasaya göre serbest kalması gereken insanları tutsak edip Anayasayı çiğnerseniz, Anayasanın öneminden bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Kul hakkına girip, çalana çırpana, gasp edene, çökene “bizdendir” deyip susarsanız, dinden, imandan, ahlaktan bahsedemezsiniz. Ederseniz ciddiye alamam.
Sabah programlarında grup yapan dayılar, kayınvalidesine atlayan damatlar, eşini zehirleyip ele kaçanlar kol gezerken, eteğin boyundan, makyajın tonundan bahsedemezsiniz. Ciddiye alamam.
Cümle kuramayan yazarlar, bebek öldüren doktorlar, torpille atanan yeğenler, sahte diplomalı mühendisler varken yarını hedefleyemezsiniz . Ciddiye alamam.
Yazılı kuralları vardır hukukun. Kafanıza göre kural ekleyemez, işinize geldiği gibi şekillendirip, adına “adalet” diyemezsiniz. Derseniz ciddiye alamam.
Ardına saklandığınız tüm değerleri çıkarlarınız uğruna yok etmek üzeresiniz. Şeffaf duvarlar ardında, gizleniyoruz zannettiniz. Yanlışsınız! Elbette yanlışınıza “yanlış” diyeni susturur, sindirir, hapsedebilirsiniz! Ancak dünün tarihini nasıl değiştiremediyseniz, yarının kitaplarına da “haklı” geçmeyeceksiniz. Kendi yazdığınız kitaplara elbette geçersiniz, ama ciddiye alamam.
Sokakta dayak yiyen gençler, hakkını arayan ablalar, abiler, kardeşler, 70 yaşında ekmek derdine düşmüş dedeler, neneler! Halk işte. Değil derseniz, ciddiye alamam.
Her şey Türkiye için diyorsunuz. Biz Türkiye değil miyiz? Milletin refahı için diyorsunuz, biz millet değil miyiz? “Öyleyiz” derseniz, ciddiye alamam.
Yıkıldıysa Cumhuriyet bilelim. Geçersizse hukuk bilelim. Korkulmuyorsa Allah’tan bilelim. Aksi taktirde, her birini haksızca ağzınıza alıp, kimseden susmasını bekleyemezsiniz. Beklerseniz, ciddiye alamam.
Sağımız savaş, solumuz savaş. Bize sıçramasın diye dua ediyoruz resmen. Peki biz neden kadınlarımızı, gençlerimizi, çocuklarımızı, bebeklerimizi gömüyoruz abi?! Madem sulh içindeyiz, neden askerlerimize, itfaiyecilerimize, madencilerimize ağıt yakıyoruz? Savaşa girdik de bomba mı attılar ormanlarımıza? Neden yanıyoruz abi!? Savaş yok diye şükrediyoruz. Şükrediyoruz da… Hangi düşman, hangi bayrağın altında saf tutsa bize biz kadar zarar verebilirdi acaba? Savaş olsa, düşman tankla, topla, uçakla gelse… Şanlı şerefli tarihin mirasçılarıyız, elbette dimdik dururduk karşılarında. Neden öldüğümüzü bilirdik en azından... Şimdi cephe yok, taraf yok, savaş yok. Peki biz sulh içindeyken, yürürken, çalışırken, tatildeyken hatta… Neden ölüyoruz abi?
Allah sonumuzu hayır etsin.
Fatih Altaylı hakkındaki iddianame haftalardır yazılmıyor. (Aslında kovuşturmaya yer yok kararı verilmeli ama nerede o yargı…) Zaten görüntü kaydı Youtube’ta duruyor. 15 dakikada yazılacak iddianame ısrarla tamamlanmıyor. Bu sırada… Fatih Altaylı YORUMLAYAMIYOR: "Asıl mesele" / Emekli Tümgeneral Ahmet Ya... https://t.co/QcrMrG8K9J
’’ Barışa neden karşısınız’’
‘’Barışın adına bile tahammül edemiyorlar…” ,
Şimdi piyasaya sürülen yeni “Yetmez Ama Evetçilerin” ezberi bu!
Daha önce biz “FETÖ devleti ele geçiriyor, Cumhuriyet’le hesaplaşıyor” dediğimizde
“Ağzını çalkala, Hocaefendi’ye böyle denmez” diyenler, bugün de aynı özgüvenle bize “Barışa karşısınız” diyorlar.
Dün teröristler ile gizli kapaklı pazarlık olmaz dediğimizde ‘’faşist ‘’ diyenler
Sonra ne oldu?
Hendekler kazıldı, şehirler yakıldı, yüzlerce vatan evladı şehit oldu.
Hayır efendiler!
Bu ülkenin her vatanseveri silahların sustuğu, gençlerin şehit olmadığı bir Türkiye ister.
Ama sizin “barış” dediğiniz şey, hesapsızca teslimiyet, Cumhuriyetle yeni bir hesaplaşma ve suskunluk düzenidir.
“Kandırıldık, Allah affetsin” demeyin diye halk uyarıyor!
Dün “bebek katili” dediğinize,
Dün “DEM = PKK” diyerek suçladıklarınıza,
Bugün “kurucu irade”, “sayın” diyorsanız,
Bu dönüşümün açıklamasını yapacaksınız.
Süreç nedir, kim ne konuştu, hangi mutabakat yapıldı, bilmiyoruz.
Ama halktan ko��ulsuz, sorgusuz destek isteniyor.
40 bin kişinin katilleriyle ilgili tek bir yargılama yapılmadan ,tek bir eleştiri bile getirmeden,televizyon programlarında teröristlere methiyeler düzülüyor.Milletin onuruyla, hafızasıyla alay ediliyor.
Kusura bakmayın.
Ama 40 bin şehit vermiş, 15 Temmuz’u ve hendek savaşlarını yaşamış bir millete, aynı senaryoları bir kez daha şeffaflık olmadan anlatamazsınız!
Yav arkadaş her sene aynı şey
Her sene aynı tartışma
Demek ki bir şeyler eksik yanlış ki her sene ormanlar cayır cayır yanıyor
Ne önlem gerekiyorsa alınsın. Sorun anız yakılması mı? Zaten güvenlik devleti, cezası neyse kesilsin. Sorun çöp mü? Atan cezalandırılsın. Elektrik hatları mı eski? Gereği yapılsın
Tweet atanın peşinde koşulacağına bunlara bakılsın, çok mu zor