🏳️⚧️ Zoe Lila için İHD’den basın açıklaması, DEM Parti’den Bakan Tekin’e 10 soru
🗣️ “Lila, cinsiyet kimliğini hedef alan nefret kampanyasının ardından işinden çıkarıldı. Çalışma hakkının, eşitlik ilkesinin ve ayrımcılık yasağının ihlâl edilmesine karşı sesimizi yükseltiyoruz.”
https://t.co/9U6jYpnSkP
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Yaptığı stand-up gösterisinin ardından çeşitli çevreler tarafından hedef gösterilen ve hakkında “dini değerleri aşağıladığı” iddiasıyla soruşturma başlatılan Deniz Göktaş, yurt dışı dönüşünde havalimanında gözaltına alındı.
Düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik baskılar kabul edilemez, politik mizah yargılanamaz.
Linç kültürüyle beslenen ve araçsallaştırılmış yargı eliyle hakim kılınmaya çalışılan bir baskı ortamının hiçbir yurttaşımıza faydası yoktur.
Deniz Göktaş derhal serbest bırakılmalıdır.
Suriye’de eğitildi, bir çanta dolu cephanelikle donatılıp partimizin üstüne sürüldü. Katliamın hemen ardından “İsmin ne abicim?”lerle karşılandı. Yargılama süreci boyunca ilişki ağının ilk halkası dahi soruşturmaya dahil edilmedi. O ise cezasızlık politikasından aldığı bu üç kuruşluk cesaretini mahkemelerde Deniz’in ailesine, avukatlarımıza, yoldaşları olan bizlere tehditler savurarak ispat etmeye çalıştı.
Ne katil Onur Gencer’in kof tehditlerine, ne zehirli sırıtışıyla göstermeye çalıştığı arkasındaki güçlerin yenilmez sanılan karanlığına, ne de canımız Deniz’i yitirdiğimiz bu örgütlü saldırının haysiyetimizi de ezip geçmesine geçit vermedik, vermeyiz.
#DenizPoyraz ve onunla birlikte şimdi gökyüzündeki yıldızlarda parıldayan yoldaşlarımızın katilleri hesap vermeden bu topraklarda yeni bir sayfa açılmayacak.
Unutmak yok, affetmek yok!
#DenizPoyrazÖlümsüzdür
#VİDEO- TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık:
"Süreç nedeniyle Kürt hareketi, tıpkı Gezi İsyanı’nda olduğu gibi sessizleşti
Bu da CHP’ye yönelik saldırıların daha kolay yapılmasına yol açıyor."
📹Medyascope
Sevgili Selahattin Demirtaş’ı en son ziyaretimde çektirdiğimiz fotoğrafları yeni elime ulaştı. Yapay zeka fotoğraflarına kimse itibar etmesin. Selam ve saygılar.
🔴DEM Parti'den Özgür Özel ziyareti
🗣️DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan: Ana muhalefet partisine biber gazı, tazyikli su, plastik mermilerle gidilmesi bir demokrasi ayıbı ve hukuk skandalıdır
🔴"Biz DEM Parti olarak bu süreçte üzerimize düşen her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazır olduğumuzu belirtmek istiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu süreci dışarıdan bir el olmaksızın kendi demokratik olgunluğuyla aşabileceğine inanıyoruz"
Valilik kararıyla polisin CHP Genel Merkezine zorla girerek parti yöneticilerini, milletvekillerini ve yurttaşları tahliye etmesini kabul etmiyoruz.
Türkiye’nin en temel ihtiyacı, demokratik hukuk ilkelerinin güçlendirilmesi, toplumsal barışın büyütülmesi ve demokratik siyaset alanının genişletilmesiyken; bu baskıcı yöntemlerde ısrar edilmesi kabul edilemez.
DEM Parti olarak, demokratik siyasete yönelik her türlü müdahalenin dün olduğu gibi bugün de karşısındayız.
Yetkilileri gerilimi büyüten tutumlardan vazgeçmeye, demokratik hukuk ilkelerine uygun davranmaya ve toplumsal barışı esas alan bir yaklaşımı benimsemeye çağırıyoruz.
CHP yöneticilerini ve CHP’ye gönül vermiş yurttaşlarımızı da yaşanan sorunları sağduyulu bir şekilde diyalogla ve uzlaşıyla çözmeye davet ediyoruz.
19 yıldır tutsak olan ve hastalıkları günden güne daha da ağırlaşan hasta mahpus mehmet çağırıcı ve tüm hasta tutsaklara özgürlük!
#HastaMahpusMehmetÇağırıcıyaÖzgürlük