Aliağa'da Smart işçilerinin gösterdiği bu mücadele, örgütlenme mücadelesi veren tüm işçilere ilham olacaktır. Birleşik Metal-İş ve sendikamız Enerji-Sen’in kolektif önderliği ise sendikal mücadeleye yeni bir yol açsın.
Yaşasın Yiğit Smart İşçilerinin Onurlu Mücadelesi!
"Devrimci Yolcuların Devrimci Teoriyle İlişkisi Üzerine" yazdım.
"İçinde bulunulan tıkanma ve savrulmalardan çıkış için öncelikle güçlü bir ideolojik hamle yapılmalı, pek çok konu enine boyuna tartışılmalıdır."
https://t.co/tao7gE7yj8
Pentagram’da Dev Yol Ayrımı!
Murat İlkan, Metin Türkcan ve Ogün Sanlısoy Pentagram ile olan müzikal yolculuklarını noktaladıklarını duyurdu.
Türk heavy metalinin öncü ve efsanevi ismi Pentagram (Mezarkabul) cephesinden müzik dünyasını sarsacak dev bir haber geldi!
"İşçi Sınıfı Örgütlenmesi" Neden Önceliklidir?
Bugün, sosyalist hareketin yeniden ideolojik ve politik tutarlılığa sahip, kitleselleşen bir hareket olabilmesi açısından işçi sınıfı içindeki örgütlenme faaliyeti, herhangi bir “alan faaliyeti” olarak değil bir “omurga” olarak ele alınmalıdır.
https://t.co/X5w9PybMd9
🔴DEVRİMCİ GENÇLİK HAKKINDA | Arşiv
“Kendisini mücadele sürecinde yeniden yaratan Devrimci Gençlik, Dev-Genç geleneğine sahip çıkma, bu geleneği yaşatma ve içinde bulunulan koşulların görev ve sorumluluklarının bilinciyle hareket etti.”
🔗Yazı: https://t.co/e5vpgWPe9K
📌Devrimci Gençlik Dergisi’nin son sayısından yazıları paylaşıyoruz.
Başyazı | Dev-Genç Kavgadaysa Sömürgecilere Huzur Yok
“Toplumsal haklar mücadelesinin tüm kesimlerini kapsayacak, yoksullaştırma karşıtı, demokrasi ve özgürlük talepli direnişi anti-emperyalizm ile buluşturacak bir “NATO Defol” örgütlenmesi söylediğimiz sözün gerçekliğini sınayacak bir eşik olarak karşımızda duruyor. Bu kapsamda Devrimci Gençlik, itici ve militan bir güç olarak halkın en geniş kesimlerini kapsayan birleşik mücadelenin kuruluşunda etkin görev almalıdır.”
Okumak için: https://t.co/fMghksONWU
Devrimci Gençlik Dergisi İstanbul Üniversitesi'nde!
Dev-Genç kavgadaysa ne sömürgecilere, ne kayyumlara, ne de üniversiteleri sermayeye peşkeş çekenlere huzur var.
Devrimci Gençlik Dergisi’ne ulaşmak için👇
https://t.co/4pMz6RTeJk
Devrimci Gençlik Dergisi yeni sayısı çıktı!
🚩”Dev-Genç Kavgadaysa Sömürgecilere Huzur Yok!”
📌Emperyalizmin krizini emekçi halkların lehine çevirelim
📌NATO: Savunma ittifakı mı savaş örgütü mü?
📌Üniversiteler toplumsal kurtuluş için özgürleşecek
Dergimize ulaşmak için tıklayın: https://t.co/zdwNGHbEVg
6-12 Temmuz haftasında kamu çalışanlarına “NATO izni” verildi!
Emperyalizmin savaş aygıtı NATO’yu ağırlamak için şehri adeta abluka altına alanlar, işbirlikçi yüzlerini bir kez daha kanıtlıyor.
Ne OHAL benzeri yasakları ne de sokakları boşaltma hamleleri halkın öfkesini dindirebilir. Bu toprakları emperyalizmin üssü haline getirenler bilsinler ki bu zirve onlar için hiçbir yerde huzurlu geçmeyecek!
“1950, Türkiye’de karşı devrimdi. Çünkü tefeci bezirgan, finans kapital temsilcileriyle yönetime geliyordu. Yönetime gelen Anadolu ticaret burjuvazisiydi. Kasaba kodamanı yönetime gelmişti. Bu asalak zümre, kendisi gibi asalak bir zümre ile ittifak kurarak ittifaka geldi.
Mahir Engizek'in bu yazısı "Kızıldere"yi yücelten, onu aşkın bir olgu olarak ele alır gibi yaparken aslında anlamsızlaştıran, politik içeriğini yok sayan, Kızıldere'nin öznesi olan politik hareketin siyasal hattını önemsizleştiren bir yazı.
Engizek'in diğer yazılarıyla birlikte ele alınca, Öcalan'ın tezlerini Türkiye sosyalist hareketine yedirmek için "felsefe" görünümlü "laf salatası" yapan bir yazar gibi görünüyor.
AÇIKLAMA | İktidarın gençlik hareketine dönük yeni sinsi planı: ODTÜ provokasyonu
♦️ Provokasyonlar, egemen sınıfların halkı sindirmek, bölmek ve mevcut sömürü düzenini sürdürmek için başvurduğu temel yöntemlerden biridir. Mevcut sömürü düzeninin sürdürücüsü olarak iktidar kendi argümanları ve şiddet araçlarıyla gelişen toplumsal muhalefeti engelleyemediği koşullarda sık sık provokasyonlara başvurarak hareketin gelişmesini hedef alır. Güncel olarak yaşadığımız ODTÜ örneğini ve provokasyonlara karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini bu bağlamda ele almalıyız.
♦️Bir süredir maden, enerji ve inşaat şirketlerinin yağmasına karşı mücadele eden halk hareketlerinden işçi direnişlerine, 8 Mart’lardan 1 Mayıs’a kadar her hareket ve eyleme gelerek kendilerine iktidar muhalifi bir görüntü veren, direniş ve halk hareketlerini sahipleniyor gibi yaparak aslında içeriksizleştirmeye çalışan ve alanlarda provokasyon peşinde koşan gruplar türedi. Kendilerini bazen bir kadın hareketi, bazen bir gençlik topluluğu gibi ifade ediyorlar. Bugüne kadar faşist hareketin direniş ve halk hareketlerine karşı açık saldırgan tutumlarından farklı olarak destekçi bir pozisyona sahip oldukları imajı üretmeye çalışıyorlar. Asıl amaçları halkın direniş eğilimlerinin devrimcilerle ve hatta muhalefetin en geniş kesimiyle ilişki kurmasını engellemek.
♦️Son olarak ODTÜ’de yaşanan durum bu toplam planın parçasıdır. Hedef olarak ODTÜ’nün seçilmesi simgeseldir. ODTÜ 60’lı yıllardan beri neredeyse kesintisiz bir biçimde iktidarlara ve düzene muhalif hareketlerin “kalesi”dir. Üniversitelerde üniversitelilerin söz, yetki ve karar hakkına sahip olmasının en özgün örneği olan ODTÜ-ÖTK gibi bir deneyimi ortaya çıkarmıştır. Demokratik Öğrenci Hareketi’nin özgürleştirici etkisiyle fikri tartışma ve pratik üretkenlik ortamına sahiptir. Devrim Yürüyüşü bu gerçekliğin içerisinden çıkmış ve gelenek haline gelmiştir. Şenlikler binlerce öğrencinin katıldığı etkinliklerdir. Tam da bu yüzden ODTÜ ve Devrim Stadyumunda gerçekleşen şenlikler hedef alınmıştır. İktidarın çok kısa bir zaman önce hedef gösterdiği, konserlerini yasakladığı İlkay Akkaya bu pek “muhalif” arkadaşlar tarafından yuhalanmaya kalkmış ve bir provokasyona zemin hazırlanmıştır. “Bayrağa saldırıyorlar” yaygarasının arkasındaki gerçek bu toplam manzaradır. İktidar baskı ve saldırılarla engelleyemediği toplumsal muhalefet hareketindeki gelişmeyi, hareketi “provokatörler” devreye sokarak içeriden bölmeye, hareketin içerisindeki devrimcileri marjinalleştirmeye çalışmaktadır.
♦️Devrimciler için temel yaklaşım tarzı tahrik olmadan, provokasyonları boşa düşürmek olmalıdır. Kitleler arasındaki sahte saflaşmalara değil gerçek düşmana işaret etmek, gerçek düşmanın üzerine örtü örten her unsuru teşhir etmek, mümkünse hareket edemez hale getirmek hedeflenmelidir. Bu noktada kitle kuyrukçuluğu da kitle gerçekliğinden kopuk hareket tarzı da yanlıştır.
♦️Bugün hangi değer ve simgenin arkasına saklanırlarsa saklansınlar bu oluşumların kitleleri bölmesine izin vermeyecek, muhalefeti manipülasyonlarla etkisizleştirmelerine müsaade etmeyecek tarz ancak ve ancak kimsenin kendisini kitle hareketinin yerine koymayan, kitlelerin özneleşebileceği bir tarzın daha güçlü bir şekilde hayata geçirilmesinde, provokatörlerin gerçekte kim olduklarının daha güçlü bir şekilde teşhir edilmesinde ve asıl düşmana yani halkı yoksullaştıran ve sefalete sürükleyen Saray iktidarına ve onu bu topraklarda temsilci haline getirmiş emperyalist merkezlere karşı mücadeleye odaklanmaktır.
https://t.co/WSPRIcJy4w
📌Emperyalizme karşı kavganın ateşini harlayalım
Türkiye halkları Amerikan emperyalizminin bölgede yürüttüğü saldırganlığı meşru görmüyor. İran’a yönelik tüm saldırılar esnasında yer yer ideolojik manipülasyonlar aracılığıyla ABD sömürgeciliğinin hedefleri için meşru zemin üretmeye çalışsa da Türkiyeli devrimciler sokakta net bir tutum alarak emperyalizme karşı mücadele bayrağını yükseltti.
Amerikan emperyalizmi ve onun temsilcilerinin hiçbir meşruiyeti olmadığı biliniyor. Bunu en çok da kendileri biliyor. Bu yüzden yeni sömürgeciliğin gizli yöntemlerini uygulamaya devam ediyorlar. Yerli işbirlikçiler, ticari bağlantılar, çokuluslu şirketlerin yerli görünümleri, imaj yaratan reklam ve yardım firmaları aracılığıyla emperyalizm ülkemizde en kılcal damarlara kadar yayılmış bir sömürü mekanizması oluşturmuştur.
Trump’tan nefret eden milyonların karşısına Trump’ın yerli işbirlikçileri hayırsever iş insanları, yerli ve milli siyasetçi, yardımsever bir dernek yöneticisi, üniversitede bir araştırma birimi şeklinde karşımıza çıkıyor. Bakarsak milyonlarca insan ABD emperyalizminin dünyanın tüm coğrafyalarında işlediği suçları görüyor ancak Türkiye’nin NATO üyeliğini bir koruma kalkanı olarak da değerlendirebiliyor.
Devrimci eylem geniş halk kesimlerinin sahip olduğu bu çelişkiyi altüst edecek, emperyalizme karşı öfkeyi bir anti-emperyalist halk hareketine dönüştürecek şekilde devreye girmelidir.
Emperyalizme karşı mücadele işbirlikçilerine karşı mücadeledir!
Bugün ülkemizde dört bir yanda maden ve enerji şirketleri cirit atıp doğamızı, köyümüzü, tarlamızı delik deşik ediyorsa, bugün ülkenin dört bir yanında üretim merkezlerinde işçiler düşük ücretlere çalıştırılıyorken meclise ihracatçı patronlar için teşvik düzenlemeleri geliyorsa, en temel haklarımız tekellerin kârlılık alanı haline gelmişse, üniversiteler emperyalist silah şirketleri için çalışıyorsa bunun sebebi ülkemizin emperyalist merkezlerle olan bağımlılık ilişkileridir. Bu topraklardan bu bağımlılık sökülüp atılmadıkça kaderimiz değişmeyecek.
Bugün Denizlerin yolunda ülkenin dört bir yanında yürüyen binlerce devrimci genç, gençliğin devrimci eyleminin odak noktasına bu gerçeği yerleştirmek zorundadır. Bu gerçeğin somut hedefi Temmuz’da gerçekleşecek NATO Zirvesi’ni bu ülkenin iktidarının emperyalizmle olan işbirlikçiliğinin teşhir aracına dönüştürmek, Temmuz’da anti-emperyalist bir halk öfkesini sokağa dökmektir.
Bu ülke topraklarında emperyalizm gerçeğini kavramayan ve hedefine emperyalist bağımlılık ilişkilerini almayan herhangi bir hareketin başarı şansı yoktur.
Önümüzde somut bir görev duruyor, gençliğin devrimci eyleminin harlayacağı ateş emperyalizme karşı kavganın ateşidir.
“Ben ne yaptıysam halkım için, halkımla birlikte yaptım.”
Fatsa’nın Terzi Fikri’si bundan tam 41 yıl önce hayatını kaybetti.
Terzi Fikri ölür, Devrim Fikri sönmez!
Her 1 Mayıs'da olduğu gibi dün de solun iyisiyle kötüsüyle bir genel fotoğrafı çekildi. Fotoğrafın bir karesinde "solsuz DİSK"in = Türk İş olduğu görüldü. Son yıllarda DİSK yönetimine egemen olan bu çizgiyle sert ve net bir hesaplaşma yapılmazsa DİSK'in zombileşmesi kaçınılmaz.