Emekli olacak öğretmenlerin durumu gerçekten içler acısı.
Temmuz 2026 itibarıyla 1/4 derecedeki bir öğretmenin görev aylığı yaklaşık 80 bin TL, uzman öğretmenin 90 bin TL, başöğretmenin ise 96 bin TL seviyesinde.
2023 yılında 8.077 TL olarak başlayan ve emekliliğe yansıtılmayan ilave ödeme, bugün yaklaşık 25.153 TL’ye ulaştı. Bunun yanında uzman öğretmenlikten kaynaklanan yaklaşık 8.900 TL, başöğretmenlikten kaynaklanan yaklaşık 14.600 TL’lik kariyer tazminatı da emekli aylığının hesabına dâhil edilmiyor. Yalnızca bu iki kalem nedeniyle uzman öğretmen emekli olduğunda aylık yaklaşık 34 bin TL, başöğretmen ise yaklaşık 40 bin TL gelir kaybına uğruyor.
Güncel hesaplamalara göre 25 yıllık bir emekli öğretmenin aylığı yaklaşık 46.272 TL, 30 yıllık öğretmenin 49.354 TL, 35 yıllık öğretmenin ise 52.447 TL civarında kalıyor. Dolayısıyla görev maaşıyla emekli aylığı arasındaki kayıp, öğretmenin unvanına ve hizmet süresine göre aylık 30 bin TL ile 50 bin TL’yi aşabiliyor. Böyle bir tabloda, ekonomik olarak mecbur kalmadıkça hiçbir öğretmenin emekli olmak istememesi son derece doğaldır.
Emeklilik ikramiyesi ise 25 yıl hizmette yaklaşık 1 milyon 527 bin TL, 30 yılda 1 milyon 832 bin TL, 35 yılda ise 2 milyon 137 bin TL seviyesindedir. Bu tutarlar, bugünün ekonomik şartlarında öğretmene güvenli bir emeklilik hayatı sağlayacak alım gücünden oldukça uzaktır.
Birçok kişi öğretmenlerin emekli olduklarında karşılaştıkları bu büyük gelir kaybının farkında değil. Önümüzdeki yıllarda hem öğretmen açığı hem de kadro planlaması konusunda daha büyük sorunlar yaşanmaması için seyyanen ilave ödeme ile uzman ve başöğretmenlik tazminatları acilen emeklilik keseneğine dâhil edilmeli ve emekli aylıklarına yansıtılmalıdır.
Rakamlar derece, hizmet yılı, ek gösterge ve kişinin tabi olduğu emeklilik mevzuatına göre değişiklik gösterebilir.
Tebrikler Memur-Sen!
2026 yılında da geleneği bozmadınız...
Memurun maaşı eridi, alım gücü düştü, verilen sözler tutulmadı; ama siz yine üye sayısıyla övünmeyi başardınız.
Toplu sözleşmede "Hakem Heyeti'ne gitmeyin." dedik, dinlemediniz. Sonuç? Memurun cebindeki para daha maaş yatmadan buhar oldu.
Eski taşeron işçiler kadroya ge��ti, birçok yerde maaşları memuru geçti. Ses yok.
Kamu mühendisleri bekliyor... YHS bekliyor... Kamu şefleri bekliyor... Yıllardır bekliyor. Beklemek artık kariyer planı oldu.
"3600 ek gösterge birinci dereceye gelen herkese verilecek." denildi. Aradan yıllar geçti. Meğer "herkes" kelimesinin sendikal sözlükte farklı bir anlamı varmış.
Sonra dönüp büyük bir gururla:
"Üye sayımız arttı!"
Elbette artar...
Hak kazanamayan memurun sayısı artıyor, beklentisi artıyor, mağduriyeti artıyor... Bunlarla birlikte üye sayısı da artıyor.
Ama kusura bakmayın...
Sendikacılık, üye sayısını saymak değil; memurun kazandığı hakları saymaktır.
Bir sendikanın vitrini üye sayısı değil, toplu sözleşme masasında aldığı sonuçtur.
Ve en acı gerçek...
Bu düzeni değiştirecek olan da yine kamu çalışanının kendisidir.
Hak etmeyene değil, hakkını arayana destek verildiğinde; rakamlar değil, kazanımlar konuşulacaktır.
#MilSen
@MemurSenKonf
KİMLER İDARECİLİKTEN UZAK TUTULMALI
-Çabuk kin biriktirenler
-Kul hakkını bilmeyenler
-İdeolojik körlüğü olanlar
-Çok kişiye minnet duyanlar
-İdare yeteneği olmayanlar
-Hayır demekte zorlananlar
-Eleştiriye tahammülsüzler
-Güç, para ve kadın zaafı olanlar
Prof. Dr. Ulvi Saran
@ulvisaran