Ben de bu yaz 30 kavanoz domates, 15 kavanoz menemenlik, 10-15 kavanoz reçel, üç kilo tarhana yapabilirdim. Ama ben tezimin elli sayfalık bölümünü yazdım. Olsun seneye yaparım. Doktordan temiz tarhana, reçel, menemenlik derim. İnşallah
Üniversitelere kayıt dönemi ya, Beşiktaş'ta ne kadar depo, bodrum, güneş görmeyen, penceresi bile olmayan yer varsa dünyanın parasına kiralığa çıkmış. Şöyle mağdur, mecbur durumlarda fiyat artışı yapılıp sonra ahlaktan bahsediliyor ya.. iki yüzlü bir ahlak bu
@cacaizmm hahaha... o zaman akşamdan kalma olamazsın :)) Ya da bilinçdışı hareketlerin bilincinle artık kontak kuruyor da diyebiliriz. (iyi bir şey dedim)
Yakında taşınacağız. Çok yakın bir yere. Ama uzak olsun yakın olsun kafamızda tek bir sorun; “bu kitaplar nasıl taşınacak.” İkinci sorun “bu kitaplar bu eve nasıl sığacak?”
Ben kendimi bildim bileli parmaklarımı çıtlatırım. En az 45 senedir alışkanlığımdır. Şimdi bana bunu söyleyen herkese bu araştırmayı gösterebilirim. Bilimin beni onayladığı ilk ve son konu...
Parmak çıtlatmanın kireçlenmeye yol açtığı inancı, en yaygın tıbbi efsanelerden biri. O ürkütücü ses kemiklerin birbirine sürtmesinden değil, eklem sıvısının içindeki mikroskobik gaz baloncuklarının aniden kendi içine çökmesinden geliyor.
Doktor Donald Unger, sırf bunu test etmek için 60 yıldan uzun süre sadece sol elinin parmaklarını çıtlattı ve sağ elini bilerek rahat bıraktı. Yıllar sonra çekilen röntgenlerde iki el arasında kireçlenme açısından hiçbir fark yoktu ve Unger bu inatçılığıyla bir Ig Nobel ödülü kazandı.
1990'da yapılan daha geniş bir klinik çalışma da Unger'i doğruladı. Çıtlatmak kireçlenme yapmıyor; sadece bunu yıllarca günde onlarca kez yapanların ellerinde hafif şişlik ve kavrama gücünde çok ufak bir düşüş olabiliyor. Yani o ses kıkırdak hasarının habercisi değil, sıvının içindeki geçici bir basınç cebi.
@joshozchelik Videonun tamamını dinlemek isterim. Yoksa cımbızla alınmış bir kısımda ne demek istediği tam anlaşılmıyor. İnanç bildirgelerinin ihtiyaçtan doğan tarifleri ne kadar gerçeği yansıtıyor tartışılır elbette.
"The Pitt" seyretmeye başladım, 11 sezon "ER" seyretmiş biri olarak Noah Wyle'ı görünce aklım eski günlere gidiyor. Ama çok iyi diziymiş. Amerikan dizilerine ettiğim yemini bozdurdu.
Abimle Conan'ı çok seviyorduk. Her hafta sayılarını takip ediyorduk. Conan şöyle Conan böyle... Sonra filmi çıktı ve fragmanda bir ses"Barbar Konan! nasıl ya hayır o Konan değil ki, Conan. Kusura bakmayın hala Conan benim için. Konan falan diyemem senelerce Conan dediğim adama.
Büyük oğlum çizgiroman-manga mütahassısı oldu, (esasen mühendis) kitabevinde çalışıyor, Daredavil çevirisi falan yapıyor, Küçük oğlan güzel sanatlar bitirdi çizgi roman çiziyor. Oğullarımdan beklediğim kariyer buydu. Ben eskiçağ doktora yapıyorum gerçi ama o başka.
Robert D. Junior'u unutmuşum. Tüm Marvel filmlerinde oynadı, tamam olur. Ama kardeşim Doom ne alaka? Marvel'e borcu mu var Robert'ın, bunlarla mı ödüyor? Başka oyuncu mu yok? Fantastik ya, istediğin gibi uydurup açıklarsın.
Something I didn't know before teaching?
A student saying your lecture was "helpful" is one of the highest compliments. It's a small little word but it explains everything we're trying to be.
Tom Holland, Zendaya, Anne Hathawey, Pedro Pascal'den başka Hollywood'da oyuncu kalmadı mı yav? Son dönemde nereye baksam bu oyuncular. Orada da mı acaba Menejer tiranlığı var? Tom Holland'dan hele iyice sıkıldım. İkinci bir Ben Affleck vakası.
Thomas Aquinas' handwriting.
I was told by my medieval Latin and paleography professor at Notre Dame that only a handful of nerds can get through it. (He didn't say nerds.)
It's heavily abbreviated (as nearly all texts were in his day), so you have to know Latin, know the many abbreviations, and then know his ideosyncracies. Good luck.