Müvekkilimiz Adıyaman Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Ceyhan Kayhan’ın kıymetli babası İsmail Kayhan’ın yoğun bakımda olması nedeniyle 21.06.2026 tarihli gerekli izinlere ilişkin başvurumuzun bugün reddedildiği bilgisini aldık. Yine bugün maalesef İsmail amcamızın vefat haberini aldık. Gerekli izinlerin verilmesi adına ivedilikle başvurumuzu gerçekleştirdik. Bir evladın babasına karşı son görevini yerine getirebilmesi adına yetkililerden gerekli hassasiyetin gösterileceğine inanıyoruz.
Çok tarifsiz bir acı!
Gurur duyduğumuz,
gelecekten umutlanmamızı sağlayan çok değerli bir öğrencimizdi.Yurtdışı eğitim ve çalışmaları için referans olduğum nitelikli öğrencim,uluslararası çalışma ve etkinliklerde aktif ve başarılıydı.Hatırasını şiddete karşı daha etkin bir mücadele vererek yaşatmalıyız.
Yakınlarının,sevenlerinin, hepimizin başı sağolsun.
Allah rahmet eylesin
Yeni Macaristan Başbakanı Peter Magyar, devlet televizyonu M1'de ilk defa konuk alındı ve şok açıklamalarda bulundu:
-Bu kanalın haber servisini askıya alacağız. Bu benimle ilgili değil, intikam peşinde değilim. Halkımız gerçeği yansıtan bir haberciliği hak ediyor.
-Orban döneminde iş insanlarına ve vakıflara verilen varlıkları kamulaştıracağız.
-Orban'a yakın Mathias Corvinus Collegium Vakfı'na MOL (Petrol şirketi) ve Gedeon Richter'in (İlaç şirketi) %10'u bedelsiz devredildi. Bu hisseleri geri alacağız.
-16 yıllık Orban döneminin ardından bu ülkede 400 bin Macar çocuğu derin yoksulluk yaşıyor.
-Cumhurbaşkanı Sulyok, benim gözümde ve halkın gözünde artık bu ülkenin cumhurbaşkanı değil.
-(Sunucunun kontra olarak Zelenski ile görüşmesini sorması üzerine) Bu esprinizi anlıyorum, hoşuma da gidiyor. Ama artık bu göndermelerinizin bir anlamı kalmadı.
-Size göre Almanya çöktü, orada internet yok, insanlar seks bile yapmıyor. Macar halkı size gülüyordu.
-Bu kanalda küçük çocuklarımın bile benimle konuşmadığı söylendi, oysa çocuklarım benimle birlikte yaşıyor.
-(Sunucunun sözünü kesmesi üzerine) Bu stüdyoda hiçbir sunucu, Macaristan'ın en yozlaşmış ve en yalancı başbakanının sözünü kesmeye cesaret edememişti.
-(Haber servisini kapatma kararının yasal dayanağı sorulunca) Bu kanalda birinin beni yasayı ihlal etmekle suçlaması, bir hırsızın polisi suçlaması gibi görünüyor.
Ehliyetizlik kusur sebebi değildir. Hukuken kusursuz sürücü ve/veya malik haksız fiil hükümleri kapsamında kusurlu kişiden talep edebilir. Ancak hangi vicdan acılı bir aileden bunu talep edebilir ki? Hak ile hukuk birlikteyken adalet yerini buluyor. Ailenin başı sağ olsun.
Bursa’da yaya geçidinden geçerken kamyonetin çarptığı 16 yaşındaki Zeynep Naz Sarıkaya hayatını kaybetti.
Ehliyetsiz sürücü Efe Şayık’ın ailesi, kazada oluşan yaklaşık 300 bin TL’lik hasar bedelini faiziyle birlikte Sarıkaya’nın ailesinden talep etti.
Anamın ak sütü kadar helal olan diplomam, açık bir hukuksuzlukla gasp edilmeye devam edilmektedir.
Vicdan, ahlak ve adalet gözetmeyen bu kararı kınıyorum. Yüce Türk Yargısı’nı bu noktaya sürükleyenler, görev ve yetkilerini kötüye kullanmanın tarihsel sorumluluğunu taşıyacak; hukuk devleti ilkesine verdikleri zarar nedeniyle utançla anılacaktır. Bu yaşananlar, yargı tarihimize kara bir leke olarak geçecektir.
35 yıllık diplomama, milletin tapusuna, malına ve mülküne göz diken; kişilik haklarını hedef alan, iftira ve yalanı yöntem hâline getiren; aileyi ve toplumsal kutsalları hiçe sayan anlayışa açıkça sesleniyorum:
Milletimiz; bu kara düzeni, siyasallaşmış yargı anlayışını, kamu gücünü kendi çıkarları için kullanan bir avuç muhterisi; sandıkta kesin bir biçimde mahkûm edecek, hukuku ve demokrasiyi yeniden ayağa kaldıracaktır.
Buna olan inancım sarsılmazdır.
Kararlıyım. Milletimin desteğiyle güçlüyüm.
İstanbul’da erkek savcının, kadın hakimi silahla vurması ve ikinci kez ateş etmesini denetimli serbestlik kapsamında çay ocağında çalışan bir hükümlünün engellemesi olayı, aklıma Bekri Mustafa hikayesini getirdi.
@av_akinatalay ağabey, Cumhuriyet gazetesi davasında tutuklu yargılanırken ülkede hukukun ve yargının halini özetlemek için bu hikayeyi şöyle anlatmıştı:
“Padişah IV. Murat döneminde ayyaşlığı ile ünlü Bekri Mustafa adında bir derviş varmış. Sürekli şarap içerek her daim alkollü olan Bekri Mustafa bir gün caminin önünden geçmektedir. O sırada camide kaldırılmak üzere bekleyen bir cenaze vardır. Cemaat epeydir beklemesine karşın cami imamı ortalıkta yoktur. Cemaatten bazıları, yoldan geçmekte olan Bekri Mustafa'yı görünce, kılığına- kıyafetine, sakalına, cüppesine ve heybetine bakarak "Hocaefendi ne olursun gel, şu cenaze namazını kıldırıver, cenazeyi ortada bırakmayalım" der. Bekri Mustafa, "Ben hoca moca değilim, benim kıldırdığım namazda geçerli olmaz" dese de, sesini duyuramaz, kimseyi inandıramaz, yaka paça musalla taşının önüne getirilir. Namaz kılınıp iş bittikten sonra, Bekri Mustafa tabuta eğilir ve kimsenin duyamayacağı şekilde mırıldanarak birşeyler söyler. Bu durum ilgisini çeken cemaatten biri, daha sonra Bekri Mustafa'ya sorar: "Hocaefendi, tabutun başında fısıltıyla neler söyledin ki?" Bekri Mustafa cevap verir: "Merhum’a dedim ki, sen şimdi ahirete gidiyorsun, orada sana sorarlar, dünyanın hali nedir, neler oluyor diye; uzun uzadıya anlatmana gerek yok, Bekri Mustafa imam olmuş, namaz kıldırıyor dersen onlar anlar dedim!.."
Ben susmayacağım!
Benim sustuğum gün millet konuşamaz hale gelir.
Ben konuşacağım ve bu milleti ayağa kaldıracağım.
Millet sandıkta bu zihniyeti tarihe gömecek.
Ben Dilek Kaya İmamoğlu;
Bu ülkede yaşayan 86 milyon insandan sadece biri olarak,
Bu ülkeye üç çocuk yetiştirmiş bir anne, bir kadın, bir vatandaş olarak sesleniyorum size.
Bir yılı aşkın süredir devam eden haksızlığı, hukuksuzluğu, adaletsizliği hepiniz görüyorsunuz.
Hepiniz biliyorsunuz; yargının bir adalet terazisi olmaktan çıkıp, siyasetin sopasına dönüştüğünü.
Siz de görüyorsunuz millet iradesinden vazgeçenlerin elinde korku ve nefretten başka bir şey kalmadığını…
Bakın işte; milyonlarca insan “hak, hukuk, adalet” diye haykırıyor meydanlarda,
Suçu günahı olmayanlar aylarını, yıllarını veriyor zindanlarda.
Gözlerinizi kapatmayın,
Kulaklarınızı tıkamayın.
Nereye gidiyor bu ülke böyle?
Biz, Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşlarının bize verdiği emanetle, Cumhuriyetimizin değerleriyle büyüdük.
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözünü sonsuza kadar yaşatmaya yemin ettik.
İyi günde ve kötü günde, her koşul altında demokrasiyi ve değerlerimizi koruyacağımza inançla yaşadık.
Işığımız; adalet, hukuk, demokrasi ve vicdan.
Yolumuz; karanlıkta bile umudu çoğaltan, haksızlığa karşı dimdik duran insanların yolu.
Ve biliyoruz ki;
Her vatandaşın sığınağı devlettir.
Devlet, yurttaşını koruyan kalkan, mazlumun yanında duran güç olmalıdır.
Devlet, “Adalet mülkün temelidir” diyen iradedir.
Ama şimdi soruyorum:
Devlet nerede?
Bu ülkede siyaset ne için yapılıyor?
Bu kadar adaletsizliğin, bu kadar hukuksuzluğun sebebi ne?
Siyasi parti liderleri, yargının başındakiler, devletin her kademesinde görev yapanlar;
Sizlere sesleniyorum!
Bu çürümüş ve adaletsizlik içinde boğulmuş sistemle ülkemiz nereye gidiyor?
İster gözlerinizi kapayın, ister kulaklarınızı tıkayın.
Cevabı herkes biliyor aslında…
Ülkemizin insanları özgürce bir nefes alsın diye,
İçeride birileri ağır bedeller ödüyor.
Bir avuç insanın korkusu ve ihtirası uğruna, masumlar zindanlarda yıllarını veriyor.
Gerçek şu ki;
Bu kadar suçsuz insana cezaevinin hak görüldüğü bir ülkede, kimse dışarıda özgür kalamaz.
“Yaptım oldu” zihniyetinin kendisine tehdit olarak gördüğü herkesi cezaeviyle saf dışı bırakmaya çalıştığı bir ülkede demokrasinin esamesi okunamaz.
Bu ülkeyi nereye götürmeye çalışırlarsa çalışsınlar,
Bizi, bu milleti nasıl bir bunalımın içinde tutmaya devam ederlerse etsinler,
Onurlu insanlar olarak adalet yerini bulana kadar susmayacağız.
Birbirimize, irademize, dayanışmamıza tutunacağız.
Bu milletin ne kadar vicdanlı ve kararlı olduğunu herkese göstereceğiz.
Çünkü biz hâlâ inanıyoruz:
Bu topraklarda adaletin sesi bir gün yeniden yükselecek.
Milletimiz hak ettiği adalete bir gün kavuşacak.
Devletimiz ait olduğu adaleti bir gün sağlayacak.
Milletin kararı ve iradesi demokrasiyle hepimize yol gösterecek.
Ve o gün geldiğinde, bu ülke yeniden nefes alacak.
Siz inanmıyor musunuz?
İnanın!
Türkiye bir gün adaletin ve huzurun yurdu olacak.
@adalet_bakanlik@barolar@DEMGenelMerkezi@MHP_Bilgi@iyiparti@devapartisi@GelecekPartiTR@SaadetPartisi@rprefahpartisi@tipgenelmerkez@DBP_GenelMerkez@emekpartisi@DSPGenelMerkezi@_DemokratParti