Yazıp yazıp siliyorum.
Ne yazsan öfkemi karşılamıyor, ne söylesem biliyorum ki boş.
İtiraf etmek gerekirse sadece utanıyorum.
Cumhuriyetimizin kalbi Çankaya’yı, 33 yaşında namusuyla yöneten yol arkadaşımıza iftira atacak kadar savrulan ve siyasallaşan yargının kayığına binen bu şahsa, vaktiyle emek vermiş olmaktan hicap duyuyorum.
Döktüğüm her damla teri, verdiğim her bir emeği bugün pişmanlıkla ve utançla hatırlıyorum.
Geçen birisi yazmıştı;yeni bir müslümanlık çıktı,sürekli başkalarına inat ve başkalarına rahatsızlık verme müslümanlığı diye. Çok doğru. Mesela amaç ne? Bunlar bilerek sağda solda kavga çıkarıp sonra tesettürüm yüzünden diyorlar.Çok dindar ama özel hayatını göstererek inf olmuş.
İslamcı tayfa Vahdettin’in San Remo’daki hayatını öyle trajik anlatır ki sanırsın açlıktan ağaç kabuğu yiyordu. Herif kaçarken yanında eşlerini, doktorunu, korumalarını, hizmetçilerini hatta tütüncübaşısına kadar götürüyor ve oldukça büyük, konforlu bir villaya yerleşiyor. Yanında 30-40 kişi götürüp İtalya’da padişahlığa devam edeceğini sanıyordu herhalde. Son Osmanlı hükümdarı böyle aciz ve onursuz bir hayatı tercih ederken “kahpe” diye andığımız Bizans’ın son imparatoru savaşarak ölüyor. Cesedi beraber savaştığı askerlerin ölü bedenleriyle birlikte çamura batmış halde bulunuyor. Şehrini Aya-Romanos kapısı önü civarında, Topkapı-Sulukule arasında bir yerde savunurken öldüğünde suratı tanınmayacak hale geliyor ve onu ancak imparatorluk armalı çizme ile çoraplarından teşhis edebiliyorlar. O yüzden Vahdettin için tarih kitaplarından istedikleri bilgiyi çıkarsınlar ve gerçeği dilediklerince sündürsünler farketmez. Saygın bir şekilde anılmak için yalnızca hükümdar olmak yetmediği gibi onurdan yoksun hayatın gediklerini de siyasal islamcılar kapatamıyor.
Vahdettin'in, Sakarya Meydan Savaşı olurken 61 yaşında olup 18 yaşındaki kızla sarayında 5. evliliği için çalgılı çengili düğün yaptığını da çıkarmışlar mı?
💭 Sizi izlemeye devam ettik:
2.5 milyar dolar verip hiç kullanamadığınız bir silah sistemini, 1.4 milyar dolar verip senelerdir teslim bile alamadığınız başka bir sistemi teslim alabilmek için hülle satışla ülkeden çıkarıyorsunuz. Büyük maddi zarar ve itibar kaybı! Bundan daha büyük rezalet, işbilmezlik izlenemezdi!
Etmedi. Umurlarında değil. Tutarlı bir değerler setine göre yaşasalardı Türkiye zaten bu halde olmazdı. Muhafazakarlık milliyetçilik falan da hikaye zaten. Herkes işinde gücünde, çıkarına avantasına bakıyor. Dünyevi pisliklerini ve oburluklarını da “kutsal” değerlerle örtüyorlar.
Ekrem İmamoğlu'na tanınan savunma süresi, benzer örneklere kıyasla ''en kısa süre'' olarak tarihe geçti:
Ekrem İmamoğlu: 6 saat
Selahattin Demirtaş: 9 gün
Doğu Perinçek: 62 saat
Mustafa Balbay: 40 saat
Tuncay Özkan: 38 saat
İmamoğlu davasında "ya bir kaç saatte savunmanı bitir ya da hiç savunma yapma" dayatması yaşanıyor.
2500 yılla yargılanan bir kişinin kim olursa olsun dilediği uzunlukta savunma yapmaya hakkı vardır. Bu hakkı verip vermemek ne bizim elimizde, ne de mahkeme başkanının.
O köhne başbakanlık binası varken Türkiye F 35 projesinin kurucu ortağıydı, ABD’den Apo’yu teslim alabiliyordu. Şimdiyse 30 yıl önce kurucusu olduğumuz projeye geri girmek için yalvarıyor, ABD’den birini almayı bırak üstüne adam veriyoruz
Fatih Keleş o kadar düzgün bir insanmış ki bu leş davanın başından beri en çok baskı görenlerden biri olmasına rağmen dimdik duruyor sanırım bu rezilliklerin tek artısı böyle insanların var olduğunu görmek ve tanımak oldu
Sevgili gençler,
kadını - erkeği ile 86 milyonun yoldaşlığı ile çok büyük bir Cumhuriyet, demokrasi zaferi ile sarsılmak; milli egemenlik ve milletin iktidarının TBMM’sini kurmak zamanıdır. Seçme ve seçilme hakkını korumak zamanıdır.
Az kaldı…
Gelecek sizindir, siz geleceksiniz!
Her şey çok güzel olacak!
https://t.co/Zs4UckzaiZ
Aktarılanlara göre; bundan daha kötüsü, daha dibi olamaz. Çocuk, görüşmek istemiyor. Algı çalışması uğruna emrivaki yapılıyor. Canı burnunda olan bir çocuğun söyledikleri kaldırımda farklı şekilde aktarılıyor.
Daha yeni başlıyoruz. Söylemiştim. Bugün Mahir Polat’ın oğlunun ne yaptığını ve Polat’ın onu korumak için kimlerle işbirliği yaptığını anlatırım herhalde. Açılın bana arındırıcam sizi!
Kemal Kılıçdaroğlu, “Turpla, şalgamla devlet idare edilmez, adalet ile idare edilir” sözleriyle tanınan Yozgatlı Abdullah Yaşar’ı CHP’den ihraç etti. (Saygı Öztürk)
Deniz Göktaş'ın gözaltına alınması, ifade özgürlüksüzlüğümüzün yine suratlarımıza haykırılmasıdır. Kimse bunu "öyle yaparsan böyle olur" numaraları ile hafifletmeye kalkmasın. Deniz Göktaş'ın bu durumu asaletle taşıması ve hatta ön görmüş olması da bu durumu daha yutulur kılmaz.