Bu Türk şarkıcılarının yurt dışına çıkar çıkmaz halay, arabesk ve klasik Türk klişelerine sarılması baydı.
Edis’in halayla ne alakası var mesela? Ne müzikal olarak ne de imajı o tarzada.
Şuraya Alizade’yi çıkarın, O kendi tarzına sadık kalır.
Historian Michael Wood takes us to a coffeehouse in Kars, Turkey, where a traditional bard (aşıks) performs the “Epic of Köroğlu.” As seen in 1979’s “In Search of the Trojan War.”
Platon'un Devlet'inde en büyük mesele sadece yetkin ve eline güç geçtiğinde yozlaşmayacak yöneticilerin başa gelebileceği bir sistem kurmaktı. İdeal hukuk sisteminin, ideal ekonomik sistemin ayrıntılarını belirlemek değildi mevzu, o ülke için ideal hukuku ve ekonomiyi tesis edeceğine güvenebileceğimiz yöneticileri başa geçirebilmekti. Bunu sadece devlet için değil, kanaat önderleri ve büyük paraları yöneten kişiler için de söyleyebiliriz.
Ben şu anda, kimseye güvenemiyorum. Zaten pek güvenemiyordum, arada umut bağlamaya değer bir iki kişi çıkıyordu sadece, ama Haluk Levent mevzusundan sonra sanırım ben artık pes ediyorum. Kimseye karşı hukuksuzluk yapılmamalı, bu anlamda adaleti savunmaya tabii ki devam etmek lazım, ama hiçbir bireyin iyiliğine güvenerek de iş yapmamak lazım. Herhangi bir toplumsal örgütlenme de, eğer en temelde belli bir kişinin ahlaki iyiliğine olan inanca dayanıyorsa, ben ondan uzağım.
Masumiyet karinesi, hukuken gözetilmesi gereken bir ilke, toplumsal bağlamda değil. Artık böyle düşünüyorum.
Ülke gezmek de tüketim kültürüyle çok abartılmaya başlandı gibi ya skor tutar gibi ne öyle 2 katedral 3 restorant 1 müze gezince ÜLKE gezilmiş oluyor mu mesela benim kafam almıyor
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
ankara'da şu an B1 seviye ingilizce bilen beyaz tenli yaşı 50 üstü herhangi bir insan lüksemburg devlet başkanıyım diye kolpa sıkarak bütün esnaflardan bedavaya yiyip içebilir öyle bir ortam hazırlandı
OlmakLar serisinin 6. bölümünde Başaran Aksu sendikacı olmayı anlattı.
Çok şaşırdığım bir bölümü aşağıya alıntıladım.
Uyar Madencilik patronu umreye gittikten sonra bir cami yaptırıp işçileri toplamış, "Arkadaşlar kıdem tazminatı caiz değildir" demiş.
Evet aynen böyle demiş.
@Basaranaksu_
#olmaklar
https://t.co/Mm14z4QEqA
İzledim baya beğendim. trdeki komedi yazarlığının punchline köleliği bu adamda yok. Uzun metrajcı gibi davranıyor. anti kahraman pozisyonunu kusursuz yönetiyor
Thiel’in gizli cemiyeti Diyalog’un 222 üyesinin kim olduğu da belli oldu.
Listede Türkiye’den tek isim; Trendyol’un kurucusu Demet Mutlu.
https://t.co/QwelLoQzvK