Kadın erkek rollerinin iç içe geçmiş olması. Kadınların feminen şeylere düşük seviye olarak bakması ki dolaylı yoldan kendilerini düşük duruma düşürmeleri oluyor bu ve erkeğin de bu rol karmaşasında aşmaması gereken sınırı aşıyor oluşu akabinde boom, boşanma
Boşanma oranlarının giderek artmasının tek nedeni artık kadınların evlilikte yaşanan istismarları normalleştirmeyi reddetmeleri ve bu ataerkil sistem senaryolarından özgürleşmeleri. Kadının gücü ne tür saçmalıklara dayandığından gelmez, nelere hayır diyebildiğinden gelir
@demarkesports Farkettiyseniz tertemiz namuslu bir futbol oynanıyor. Kıran kırana mücadele ediliyor. Öteki takım olsa yere atmalar, saçma sapan hakem kararları vs rezil olmuştu maç şimdiye
Hımym robin, anna kararina ve madame bovary..
Bu 3 kadın süzme kaşar karılardır. Manipülatif, vicdansız ve gaddar kadınlardır.Olayı anlatma şekli bizi yumuşatsa da(yazan ve yöneten başarısı tamamen)yine de olayın derinine inince müthiş nefret duyulası kadınlar olduğunu görürsünüz
Fyodor Dostoevsky’nin bu sözü çok etkileyici.
“Başka bir yoldan gitmen gerektiğini hissediyordun. Daha büyük, daha iddialı bir yol… Sanki başka şeyler için yaratılmış gibiydin. Ama oraya nasıl ulaşacağını bilmiyordun. Ve bu çaresizlik içinde, etrafındaki her şeye karşı bir öfke birikmeye başladı.”
jung, 1960 yılında umutsuzluk içindeki bir öğrencisine teselli vermek amacıyla şu kadim sözü aktarmış:
“ne kadar yalıtılmış olursanız olun ve kendinizi ne kadar yalnız hissederseniz hissedin; eğer işinizi samimiyetle ve vicdanla yaparsanız, tanımadığınız müttefikler gelip sizi bulacaktır.
All your problems are your own fault. Lack of discipline. No confidence. No courage. No responsibility. Bad decisions. Stop complaining and change now.
Interstellar filmini izlediyseniz filmde şöyle bir ima var. Hayatta karşınıza çıkan işaretlerin aslında gelecekteki benliğinizin size gönderdiği uyarı niteliğinde işaretler olduğu ima ediliyor. Bu yüzden iç sesiniz bazen bir şey doğru değil diyorsa bu hisse mutlaka güvenin.
Istakozlar 350 milyon yıldır hiyerarşi içinde yaşar. Kavgayı kazanan ıstakozun beyninde serotonin artar, dik durur, büyür. Kaybedenin beyni küçülür, büzülür. Jordan Peterson bunu anlatır. İnsanlarda da aynı mekanizma var. Ezik durursan, beynin "ben kaybedenim" sinyali üretir ve daha çok ezilirsin. Dik durursan, omuzlarını geriye atarsan, beynin "ben liderim" kimyasalı salgılar. Duruşun kaderindir. Fizyolojini değiştirirsen, psikolojini ve hiyerarşideki yerini değiştirirsin. Bu bir motivasyon değil, bu sinir bilimidir.
Eğer kader şerh düşmüşse mukadder bir musibeti önleyebilecek en mühim 2 şey istiğfar ve sadaka vermektir. Bu ikisi -insanın kendisi hakkında kaderin aksi yönde takdiri yoksa- insanı koruyacak tek şeydir! Varsa, 'Takdir tedbiri bozar'
Hz Ali ra
Hak ettiğiniz değil tolere ettiğiniz ilişkileri yaşarsınız. En ağır manipülasyon bile başınıza siz buna izin verdiğiniz için gelir. Yeri geldiğinde yumruğunu masaya koyamayan, haddini aşan kıza haddini bildiremeyen erkek bu şekilde ayak paspası haline getirilir.