@kilicdarogluk Hiç mi utanma duygunuz kalmadı sizin? Yazıklar olsun zamanında size verdiğim desteğe. Kulaklarınız duymuyor, gözleriniz görmüyor mu, tüm algılarınız kapandı mı? Emekli olun artık. Yoksa ruhunuz hiç huzura eremeyecek, nesillerce hep lanetle hain olarak anılacaksınız. Değer mi ??
@ProfPisi Biri Selamın Aleyküm derken diğeri Aleyhom Şalom diyor. Aslında aynı kültürden oldukları, selamlama sözcüklerinin bile aynı olduğu, ve günlük selamlarının anlamının her iki taraf için "Barış seninle olsun" anlamını taşırken insanların savaş yüzünden öldüğü paradoxu vurgulanmış.
@saglikbakanligi Söylediği sözlerin vahametinin farkına varıp, şaka yaptım diyor. Her şakada gerçek payı vardır. Milletvekilinizin yaptığı gaf, bilinçaltının göstergesidir. Affedilemez. Bakanlığımızın ise bizlerin arkasında olduğunu daha net bir ifade ile görmek isterdik.
CNN Türk haber kanalında yayınlanan ve Sağlık Bakanı'mızın "Gerçek' diye yayınlamış olduğu röportaj ile ilgili bu yönetmelikten birincil olarak etkilenen aile hekimleri adına "ASIL GERÇEK" üzerine söyleyecek sözümüz var.
Öncelikle röportaj girizgahını "Bu yaşanılanları, iş bırakmaları bir takım eylem vs tadında hararetler gördük" şeklinde cümlelerle yapan yayının ne kadar yansız(!) olduğunu, Türkiye genelinde derdini anlatmak için on binlerce hekim ve hemşirenin ceza ve para kesintisi göze olarak yapmış olduğu Türkiye tarihinin en uzun hekim, hemşire eylemlerinin ne kadar farkında olduklarını gösteren spiker @TuncArslanalp'i ve @cnnturk yayın yönetmenini kınıyoruz. Sahi bu dönemde basın açıklamalarında bulunan çalışanlara gelip bir mikrofon uzatıp dinleyeyip yayınlandınız mı?
Şimdi gelelim asıl gerçeklere, sonuçta gerçeklerin bir kaç tane önceden belirlenmiş soruya alınan cevap ile ortaya çıkması mümkün değildir.
Halk Sağlığı Genel Müdürü'müzün açıklamalarına gelmeden önce bahsetmeye gerek görmediği yerlerden başlamak isteriz.
Bu yönetmelik der ki; aile hekimleri artık 3500 kayıtlı nüfus üzerinden ücret alacaklar. Yani bunun üzerinde kayıtlı kişiye hizmet verseler dahi bir ödeme almayacak! Sadece İstanbul'da 2700 hekimden fazlasının kayıtlı nüfusu bahsedilen bu rakamdan fazladır. Hizmet vereceksin ama para alamayacaksın! İşte bu KESİNTİDİR!
Bu yönetmelik der ki; kişilerin katsayısını güncelledim ve size kayıtlı olan yaş gruplarında düşüş yaptım. Türkiye nüfus grafiğinin önemli bir kısmını oluşturan katsayısı düşen vatandaşların yansıması ücretlerde kayıptır! İşte bu KESİNTİDİR!
Bu yönetmelik der ki; aile hekimine son 6 ayda başvuru yapmayan kişilerin katsayısı yarı ölçüde düşürülüp, ücret olarak bu oranda yansıtılacaktır! Okula giden, işe giden, hasta olmayan, özel sağlık sigortası olan , aile hekimine başvurmayı tercih etmeyen kayıtlı nüfusun gelmemesinin sorumlusu sanki aile hekimleriymiş gibi ücret kaybını yaşanacak, yaklaşık temek maaşının %20'sine denk gelecek şekilde. İşte bu KESİNTİDİR!
Gelelim şimdi yaptığımız her görüşme de duyduğumuz "Keseceğiz ama sizler teşvik kriterini yerine getirince ücret kaybı olmayacak " açıklamalarında geçen her an bir hedeflerin değiştirildiği, karşılaştırma yapabilir şekilde objektif verilerin açıklanmadığı o kriterlere.
Haberde bahsi geçen kronik hastalık takiplerinden başlamak isteriz.
Kronik hastalık takibi aile hekimlerinin öncelikli görevidir. Yıllardır sağlığın ve aile hekimliğinin güçlenmesi için mücadele eden bizler bunu her platformda dile getirdik. Ama bunun için şartlar sağlanmadan yapılması mümkün değil dedik. Sayın müdürümüz bazı sayılar vermiş ama detayına girmemiş. Keşke karşılıklı sorma şansımız olsaydı. Bu bahsedilen kronik hastalık takiplerini yapan kaç hekim arkadaşımız çok öve öve bitirilemeyen ek ödemeyi alacaktır? Çünkü teşvikin kriterleri makul seviyede kronik hastalık takibini yapmayı değil zaten iş yükü altında ezilmiş, günde 60-70 hasta bakarak çalışan bir tanesi 10-15 dakika süren kronik hastalık takibinin, hekime verilen 400-500 işlemin en %40'nı yaparak alınmaya başlanacaktır. Bu yoğun koşularda çalışıp 50-100 işlem yapabilen hekim bırakın ek ödemeyi almayı bırakın bir de temel maaşına %10 kayıp yaşayacaktır! İşte bu da KESİNTİDİR!
Müdürümüz bir de ilaç reçete oranlarıyla ilgili kısmından bahsetmiştir. Öncelikle şunu anlamak mümkün değildir. Hekimin gereksiz ilaç yazdığını iddia etmek hekime hakarettir. Hiç bir hekim tedavisinde hastasına zarar verecek bir tedavi tercih etmez! Bunu ima dahi eden herhangi bir söylemi kabul etmiyoruz! +++(Cevabımız yorum olarak devam etmektedir)
#ASMlerkapalı Takip edelim tabi, izlem fe yapalım. Ama bu ülkenin sağlığı böyle düzelmez. İnsanlar beslenemiyor. Protein alamıyor. Reçetelerimiz B12, vitamin ve Demir ilaçları ile dolu. Sağlıksız,hastalıklara dirençsiz; gelişimi, zekası etkilenmiş bir nesil geliyor.
#ASMlerkapalı Evine ekmek götüremeyen hastaya kronik hastalık takibi yapıp bel çevresi ölçecekmişiz.Hayat tarzı değişikliği yapması için cesaretlendirecekmişiz. İnsanlar aç, aç. İlacının yüzde 10 'unu ödeyemediği için ilaçlarını gün aşırı içiyor. Siz neyin kafasındasınız?
@gulbenergen Farzedin ki bir konser organizasyonu için sözleşme imzalayacaksınız. Sözleşmede diyor ki, bu sözleşmedeki rakamlar ve oranlar , sözleşme şartları organizatör tarafından istediği zaman değiştirilebilir,bu şartlara uymazsanız bir daha konser veremezsiniz.
Uzun zamandır içimde kopan fırtınaların aksine, beni kahreden ve gözlerimin önünde gerçekleşen hadiseler için sakin ve naif cümleler kuruyorum. Hakkı haykırmanın hiç faydasını görmediğim için. Yani bir işe yaramadığını bizzat tecrübe ettiğim için. Bir de olmuşla ölmüşe çare yok derler. Sakinim… Bas bas bağırmamıza rağmen bazı şeyler olmuş, bazı şeyler de ölmüş olduğu için. Okumaya mecaliniz varsa, şimdi aynı sakinlikle bir soru sormak isterim.
Bu memlekette adalet dediğimiz şey maalesef hiçbir zaman tam olarak adil olamamıştır. Çoğu zaman gücü eline alanın balansına maruz kalmış, on yıllardır binlerce farklı mağduriyet yaratmıştır.
Bugün mesela, Türkiye Cumhuriyetinin adaletine güven duymayan, anayasanın hiçe sayıldığını haykıran milyonlar var. İnsanlar hep beraber, farklı birçok konu için “adalet istiyoruz!” diye bağırıyorlar. Şimdi bunun nedenini nasılını konuşmaya lüzum yok elbette, görüyoruz zaten, biliyoruz… Bizzat bugünümüzde yaşanıyorlar. Ayrıca konuşan da çok zaten, biz en iyisi düne bakalım.
Geçmiş yıllarda da adaleti elinde tutan güç tarafından ezildiklerini söyleyen, mağdur edildiklerini dile getiren insanlar vardı bu ülkede. Tıpkı bugünün mağdurları gibi “adalet istiyoruz!” diye bağırıyorlardı. İbadetlerini yerine getirdikleri için dışlanmayan, damga yemek istemeyen insanlar. Sırf başörtüsü taktığı için okuma hakkı elinden alınan, iş bulamayan insanlar. İki satır şiir okuduğu için hapse atılan politikacılar vardı… Ne oldu sonra? Dün yaşadıkları mağduriyetleri anlatarak diğer tüm mağdurlardan destek aldılar. İlk başta sol kesimden oy aldılar, sonra sağa yanaştılar. Mağdur edilmemiş kesim mi var olm memlekette? Yok. Her kesimin mağduruna dönem dönem kucak açtılar. Herkese kucak açmak da zor mesele. Mhp dediğin zaman başlığı, kime hitap edeceği bellidir mesela. Chp için de öyle. Dem’in adı değişir, rengi değişir ama onun da başlığı nettir. Peki sizce Ak partinin başlığı nedir? Sağcı mı, solcu mu, muhafazakar mı? Koyamazsınız başlık. Koysanız bile başlığı hangisine koyacaksınız? 2005’in Ak partisine mi? 2013’ün Ak partisine mi? Peki ya şimdikine?
Öyle veya böyle… Güç Ak partinin ellerinde. Dilerlerse pek tabii adaleti de sağlarlar… Ancak bugün, seçildikten sonra hapsedilen siyasetçiler, tutuklanan gazeteciler, fikrini belirttiği için yargılanan gençler, kıyafeti açık diye kendi mezuniyetine alınmayan öğrenciler var. Aynı dün gibi… Öyle değil mi? Dün adalet arayanlar, bugün gücü ellerine alınca, dün için ne aradıklarını mı unuttular? Elinizi vicdanınıza koyup söyleyin… Adalet kişiden kişiye, fikirden fikire değişir mi? Değişiyorsa buna adalet denir mi? Dünün mağdurlarının bugünün mağdurlarını nasıl yarattığını izliyoruz resmen. Üzgünüm, bunun adı adalet değil, olsa olsa intikamdır. İsteyen kızsın, ne demişler, “intikam arayan iki mezar kazsın.”
Sonu var mı? Yok.
Dini bütün, cennet arzulayan, müslüman kardeşlerim yanıtlasın… Defalarca izledim… Diamond Tema tam olarak nerede hakaret ediyor Hz. Peygamberimize? Yanlışı var derseniz tamam, “yanlış biliyorsun, gel doğrusunu anlatalım” diyebilir, cahil bir çocuk yerine Diamond’un karşısına siz çıkabilirsiniz. Hakaret etti deyip yok etmeye çalışmak adalet mi? Cevap verin.
Kaşını sevmezsin, gözünü sevmezsin, ideolojinisi sevmez, fikrini beğenmezsin ona sözüm yok da… Aksini ispat seçenekken beğenmediğiniz cümlelerin, yok etmeye çalışmak adalet mi? Cevap verin.
Ben cahilim, lütfen siz söyleyin… Bu adil mi? Bu adalet mi? Evet adalet diyen varsa aptala anlatır gibi anlatsın da dinleyeyim.
Bir görüşü mat etmek için değil, adalet için cevap verin. Adalet suçu bırakıp, suçu kimin işlediğine odaklanıyorsa, hesap sormak yerine kimlik soruyorsa… Bugünse bugün, yarınsa yarın! Ama sakin, ama sert! Yazar söyler yine adalet dilenirim. Dünü geçin artık, dün yoktum ben, olsaydım inanın sizin için de direnirdim. Lütfen bana bügünle gelin, bugünle cevap verin. Partili gibi değil, insan gibi cevap verin. Bu adil mi?