Çok isterdim Burak’ı uğurlayabilmeyi, çok. Bu metin de benim uğurlamam olsun.
Sene 1989. O dönemin en sıkı plak şirketlerinden Topkapı Müzik’in sahibi Ünal Tunalı bana TRT için hazırladıkları “Video Müzik Türkiye “ programında sunuculuk teklif etti. 3 sunucu olacağız. Ben, Devrim Nas ve Şiva Gerde. Ben rap, r & b türevlerinde bir bölüm hazırlayacağım ‘RapOtek’. Editör de Burak Eldem. “Ünal bey Burak rock üzerine ehil bilgili. Biz nasıl anlaşacağız?” deyince rahat ol dedi. Burak’la Public Enemy külliyatından girip Run DMC’ye muazzam bir sohbet ve akabinde akış hazırladık. Programın izlenme oranı zirveye çıktı! Ezcümle, dünyanın tüm seslerine açık, zerre tabusu olmayan bir müzik mabetçisiydi.
Bu zenginliğinden yoksun kalmak dahi başlı başına ıssızlık bizim için. Ah Burak, ben yırttım o kanser denen illetten. Sen de çok hak ediyordun, çok. Huzurla uyu adaş…
Çok soran oldu. Burak'ın anlattığı kadarıyla: Sinsice gelmiş bir metastatik prostat kanseri. Kemoterapi işe yaramadı. Lutesyum tedavisi yapıldı ve o işe yaradı. Sonra Xtandi akıllı hap. 3 yıl filan boğuşabildi. Acı çekerken de zarifti hep.
Gözümüzün bebeği, bu ülkenin bütün kız çocuklarının umudusunuz siz...
Bu ulus, dünya milletler ailesinin onurlu bir üyesi, siz de o milletler ailesinin şampiyonusunuz.
Ne kadar gurur duysak azdır.
Var olun.
#FileninSultanları#kadınvoleybolmillitakımı
Sevgili dostlar, adını ne burada ne yayınlarımda anmaya tenezzül ettiğim bir şey(!) "CHP'den para aldığımı ve bunun için yaşanan kayyım rezaletini eleştirdiğimi" yazmış. Gazeteci görünümlü çantacı- iş takipçileri de bunu alıntılamış. Elbette dava açıp hesabını çatır çatır soracağım.
Hayatım boyunca hiçbir siyasi partiden, partiliden, para almadım. Bu, bunu iddia eden paralı ahlaksızların asla anlayamayacağı ama benim için olmazsa olmaz bir kuraldır: Çünkü, siyasiden para alan, talimat da alır. Bana o talimatı verecek kişi daha doğmadı!
Çıtayı daha da yükseğe koyayım hatta; bırakın para almayı bir tane -herhangi bir siyasi görüş ya da partiden- siyasetçi "Ben O'na yemek ısmarladım" desin ve ispatlasın gazeteciliği bırakırım!
Haysiyetimi, adımı sokakta bulmadım kimseye de çiğnetmem!
Hukuk önünde hesap vereceksiniz!
ÖNEMLİ NOT: Okuyan sevgili dostlarım, bu pek yaptığım bir şey değil ama hepinizden bu açıklamayı RT yapmanızı rica ediyorum.
Yazarımız C. MURAT ÖZGÜNAY’ı kaybettik, üzgünüz. Anısına saygıyla, yazısını twitliyoruz:
"Aşağılamanın ve aşağılanmayı benimsemenin ifadesi olarak çöp" https://t.co/HMvaTCZn8P @kitapkritik24 aracılığıyla
Ne yapıyorsam, nasıl yaşıyorsam, neden çabalıyorsam, sebebi 17 yaşında ilk okuduğumdan bu yana aklımın ve gönlümün rehberi olan bu sözlerdir:
"Bu hayrat gönül, bu pir aşkına didinme olmadı mı harika çocuk da olsan boşuna. Bezirganların enayilik saydığı, ya da arkasından kimbilir ne türlü çıkar gördüğü şair cömertliği yok mu -ki Can Yücel'de var o- şu bizim topraklar onu bekliyor Yunus Emre'den, Kaygusuz Abdal'dan,Nesimi'den beri.
Harika çocuk da olsan kırk yıl odun taşıyacaksın tekkeye, burnunu kırıp gözünü dört açacaksın dünyaya, şu bu beğendi diye asıl beğenmesi gerekene boş vermeyeceksin. Arapçaya Arapça, Latinceye Latince, İngilizceye İngilizce, adam olman için ne gerekse hepsini yeniden çocuk olasıya öğreneceksin ve...
ve... dayatacaksın arsa al, bankaya para koy, kim kime dum duma, kim öle kim kala diyen dostlara uymak şöyle dursun, onları kendi yoluna imrendireceksin.
Bütün bunları da niçin yapacaksın? Bir üstün güce yaranmak, bir başka dünyayı kazanmak için değil; sırf sahici insan olmak, küflenip paslanmadan yaşamak, dünyanın sabahlarına yakışmak için.
Bir de tabii köyün kemençecisi olmanın tadı var: bir vuruşta köy halkını horona kaldıran kemençeci. Merhaba Can Yücel ve merhaba Her Boydan kemençecileri dünyamızın...
Sabahattin EYÜBOĞLU"
İşte bu yüzden bir güce yaranmak için değil sahici insan olmak, dünyanın sabahlarına yakışmak için emekle didinen nice güzel kardeşimizle, bu zamanda biz de böyle yaşadık, böyle yaşamaya devam ediyoruz. Kişi hizmet ile bulur kemali diye, nerede olursak olalım tekkeye kırk yıl odun taşımaya ikrarlıyız.
Bu çirkin günler biter, dört bir yandan gelmiş milyonlarca insan Eren Eyüboğlu'nun bu güzel ağacı altında kardeşçe buluşuruz. İşte gönlü buna titreyen yürekli milyonlarca kardeşim biz Anadolu'nun çocuklarız.
Gönlümüzden ve aklımızdan hiç çıkarmayalım Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak...
Berlin Film Festivali'nde Gümüş Ayı’yı kazanan Emin Alper'in ödül konuşması:
❝En korkunç koşullarda yaşayan ve ölen Gazze'deki Filistinliler, yalnız değilsiniz.
Zulüm altında acı çeken İran halkı, yalnız değilsiniz.
Ve neredeyse bir asırdır hakları için mücadele eden Rojava ve Ortadoğu'daki Kürtler, yalnız değilsiniz.
Ve son olarak, halkım, yalnız değilsiniz. Dört yıldır hapiste olan sevgili dostum Çiğdem, yalnız değilsiniz. Tayfun, Can ve Mine, siz de yalnız değilsiniz.
Sekiz yıldır hapiste olan Osman Kavala, dokuz yıldır hapiste olan Selahattin Demirtaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'yla şu anda hapiste olan diğer tüm belediye başkanları... Yalnız değilsiniz. Biz de yalnız değiliz.❞
Babam Aykut Oray, yaşarken kalplere iz bıraktı; gidişinden sonra bile o iz silinmedi. Hem benim hem de tanıyan herkesin gönlünde derin bir yer edinmiş, tam bir halk insanıydı. Aradan yıllar geçti ama duruşu, öğrettikleri ve gururu hâlâ yanımızda…
Ruhu şâd, mekânı cennet olsun.
Üsküdar belediye başkanı Sinem Dedetaş’ın Üsküdarlı Ermenlilerle Vartavar Yortusu’nu kutladığı bu fotoğraf çok hoşuma gitti.
Uzaktan yazılan soğuk, tek elden çıkma bir tebrik mesajı yerine toplumun her kesiminin bayramını, değerini ‘bizim bayramımız, bizim kutlamamız’ görmek👏👏
“Ölürse tenler ölür canlar ölesi değil”
Aramızdan bir Devrimci geçip gitti, gülen gözlerinin ışığını, sanatçı zekasını, üslubuyla herkese dinlettiği aydınlık hayallerini paylaştı ve göçüp gitti…Hoşçakal Sırrı, 1 Mayıs arkadaşım, Devrin Daim Olsun. #Sırrı Süreyya Önder