Sağanak yağmur altında, dertlerini anlatmaya, seslerini duyurmaya çalışan yiğitler; Gazilerimiz!
"Kurşun rütbe sormaz" diyerek girdikleri bu yolda sırıl sıklam olsalar da inatla kendilerine sahip çıkacak bir hükümet arıyorlar.
Devleti, Türkiye Cumhuriyeti devletini yönettiğini iddia edenler nerede?
Kendi gazisi suya sele kapılırken, elin Amerikalısına güzelleme yapanlar nerede?
#GazileriminYanındayım
Rojin Kabaiş’in ölümüne ilişkin soruşturmada, şifresinin kırılması amacıyla önce İspanya’ya, ardından Çin’e gönderilen cep telefonu verilerin silinme riski nedeniyle açılamadan geri gönderildi.
Oysa Süleyman Soylu, İçişleri Bakanı olduğu dönemde Meclis kürsüsünden:
“O telefonu asit kuyusuna atsanız da içindekileri çözebilecek teknolojiye ulaştık.” diyordu.
O teknoloji şimdi nerede?
Yoksa sorun teknoloji değil, telefon açıldığında ortaya çıkacak gerçekler mi?
Adalet Bakanı Akın Gürlek “Ucu kime dokunursa dokunsun” demişti?
Merak ediyoruz ucu kime dokunacak?
Bir dağcı (muhtemelen Ermenidir) Ağrı Dağı'nın zirvesine çıktı, hem Ermenistan bayrağı hem de devrik Arstah (Karabağ) paçavrası açarak kışkırtıcılık yaptı.
Böylelerinin kontrol edilmeden zirveye çıkmasına izin verilmemesi lazım.
Bu sabah sahilde koşarken en fazla 60 yaşındadır diye tahmin ettiğim birisi yüzündeki mutluluk ifadesiyle ve heyecanla önümü keserek beni durdurdu ve “nihayet seni görebildim” diyerek tokalaşmak için elini uzattı. Ben de telefonumdan dinlemekte olduğum programı kapatarak elimi uzattım.
Elimi önce sertçe kavradı ve beni kendisine çekerek şöyle bir salladı. Kendi kendime dedim ne oluyoruz 😀
Biz başladık sohbete sağolsun hakkımda güzel şeyler söyledi onur duydum. Fakat bir yandan beni övüyor bir yandan kolumu sıkıyor omzuma vuruyor karnıma bastırıyor, hatta kucaklayıp kaldırıyordu. Sonra da maşallah iyisin diyordu
Kendisine Kaç yaşındasınız diye sordum 71 dedi. Maşallah çelik gibiydi, üstelik bu yaşta.
Sonra şöyle dedi;
Sende kendimdeki ruhu görüyorum. Ben de hep spor yaparım, askerliğimde Eğirdir’de komando oldum. Kıbrıs’a gittim üçüncü harekat için bekledik, çok istedim olsun diye ama olmadı. Bir gün beraber koşalım olur mu? Diyerek sözlerini tamamladı.
Çelik gibi fiziği var demiştim ama sahip olduğu ruhun çok daha güçlü olduğunu gördüm.
Bana soruyorlar sen kime güveniyorsun gücünü nerden alıyorsun diye
Yemin ederim… böyle, hiç beklemediğim bir anda karşıma çıkan insanlarda bulduğum o ruhtan alıyorum.
Rabbim eksikliklerini göstermesin
Kalın sağlıcakla
✍️🏻Aşağıdaki video çok kısa, lütfen izleyin!👇
✍️🏻Bu paylaşımı, emperyalizmin tetitikçiliğine soyunup, sefilce her şeyi sahiplenmeye çalışan etnik ırkçılar için değil, Güneydoğu'yu etnik ırkçılarla, batılıların etki ajanı sözde "Türklerin" propagandasıyla, farklı bir etnitisenin yurdu zanneden Türk Milleti'nin ferdleri için yapıyorum!
✍️🏻Konuşan Altan Tan...
Diyarbakırlı...
Birkaç dönem HDP'den milletvekili oldu!
Kendini Kürt etnitisine ait görüyor...
✍️🏻Bakın başta Diyarbakır ve bölgenin kimliğiyle ilgili, gözlemlerine dayalı neler diyor!
AB kanunsuz şekilde Irini harekâtı kapsamında Akdeniz ‘in uluslararası sularında Türk sahipli South Star tankerine gölge filo bahanesi ile baskın yaparken, Yunanistan, AB ve NATO üyesi olmanın sağladığı siyasi ağırlığı kullanarak, Rus LNG’sini taşıyan kendi denizcilik şirketlerini korumayı başarıyor.
AB’nin son yaptırım paketinde, 2022 öncesinde imzalanmış Rus LNG taşıma sözleşmelerine özel istisna getirildi, böylece Yunan armatörlerinin çıkarları güvence altına alındı.
Bu durum Brüksel’in kendi siyasi söylemini dahi gerektiğinde ekonomik çıkarlar uğruna esnetebildiğinin açık bir göstergesidir.
Aynı Avrupa Birliği ise, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin açık bir yetkisi olmaksızın, “gölge filo” adı altında ABD ve AB’nin tanımladığı gemilere uluslararası sularda çıkma ve denetim faaliyetleri yürütüyor.
Oysa “gölge filo”, uluslararası hukukun tanıdığı bir statü değildir. ABD ve İngiltere öncülüğünde geliştirilen siyasi bir tanımlamadır. Bu kavrama dayanarak uluslararası sularda fiili müdahalelerde bulunulması, deniz hukukunun temel ilkeleri açısından son derece tartışmalıdır.
Türk sahipli Kamerun bayraklı South Star tankerine yönelik gerçekleştirilen çıkma harekâtı da bu yaklaşımın yeni bir örneğidir.
Gemi Türk bayraklı olmadığı için Ankara’dan izin alınmamış olması hukuken açıklanabilir, ancak geminin BM Güvenlik Konseyi yaptırım listesinde bulunmaması ve müdahalenin BM yetkisine dayanmaması, olayın hukuki meşruiyetini tartışmalı hâle getirmektedir.
Yunanistan söz konusu olduğunda AB, kendi yaptırımlarını dahi esneterek armatörlerini koruyor.
Türkiye söz konusu olduğunda ise aynı çevreler, uluslararası hukuku zorlayan uygulamalara başvurmaktan çekinmiyor.
Bugün 17 Kasım 2020’de Türk bayraklı ROSALINE-A konteyner gemisinde yaşanan hukuksuz çıkma hadisesinin farklı bir versiyonu ile yeniden karşı karşıyayız. Ankara izni olmadan Alman SAT komandoları barbarca gemimize çıkmıl personele kelepçe takılmıştı. Bu rezil olayı unutmamız mümkün değildir.
Türkiye, denizlerde seyrüsefer serbestisini ve uluslararası hukuku savunmak adına bu keyfî uygulamalara en yüksek perdeden itiraz etmelidir.
Donanması ile deniz gücüyle ve mavi vatan söylemiyle övünen Ankara denizdeki bu hukuksuzluklara yüksek perdeden reaksiyon göstermelidir.
Bir ülkenin donanmasını idame etmesinin ve geliştirmesinin tek nedeni denizdeki çıkarlarını korumak, denizdeki saldırgan arsızlara gerektiğinde caydırma sağlamaktır.
Yurt içindeki 93 Harbi, Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı şehitliklerinden önce yurtdışına yönelinmesinin tamamen lojistik - stratejik bir tercih ve bunun "uzaktan yakına doğru" yürütülen bir proje olmasını umut ediyorum.
Sıra ulusal sınırlar içindeki şehitliklere geldiğinde her türlü yardıma hazır olduğumuzu söylememize bile gerek yoktur sanırım.
@MurettepMufreze@suvarininizinde #TorunlarMufrezesi
5 milyon yurttaşımız asgari emekli maaşıyla yaşamaya devam ediyor. 11 milyon yurttaşımız asgari ücretle yaşam mücadelesi veriyor ve açlık sınırının altında kalıyor.
İşte 'Türkiye Yüzyılı' diye, vizyon diye ortaya koydukları şeyin sonucu bu. Açlığa ve sefalete mahkûm edilen, yok edilen orta sınıf. Türkiye'nin gerçek gündemi de budur.
Elemanlar, Türk adını görünce kriz geçiriyorlar.
Bizim sol liberaller de hala bunlara ‘barış elçisi’ diyip Türk milliyetçilerine ‘ırkçı faşist’ desin dursun.
Lozan Türkiye'nin tapu senedidir!
İşgali denize döktük, Sevr'i yırtıp attık ancak aynı günleri yaşıyoruz... Cumhuriyet'ine sahip çıkmak, milli kimliğine sahip çıkmak her Türk gencinin görevidir. O halde hep birlikte çalışıp, bir irade kuracağız arkadaş! Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bizlere bağımsızlığı yaşatan, vatan uğruna ölüme atılan o büyük kahramanlarımıza, atalarımıza selam olsun, ruhları şad olsun. Hala Afyon cephesindeyiz... #CumhuriyetiYaşatacağız
#NeMutluTürkümDiyene
Cumhuriyetimizin tapusu, bağımsızlığımızın tüm dünyaya ilanı olan Lozan Barış Antlaşması’nın 103. yılı kutlu olsun!
Türk süngüsüyle alıp, Mehmetçiğimizin kanıyla çizilen vatan sınırlarımızı Zafer Partisi olarak sonsuza dek koruyacağız.
Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü olmak üzere tüm Lozan heyetimizi ve istiklal mücadelesi kahramanlarımızı saygı ve rahmetle anıyorum.
"Süreç" dedikleri şey, Türk Milletinin vergileriyle !! , Kürtlere bir UYDU DEVLET KURMAK‼️
Her şey Büyük İsrail için‼️
Kürdistan dedikleri yer, aslında Siyonistlerin (Güya) Vadedilmiş Toprakları.
Kürtler neye alet olduğunun farkına varmazsa, bölge halklarının en nefret ettiği topluluk olacaklar...