Togg övüp Mercedes'e biniyorlar.
İmam Hatip övüp çocuklarını yabancı okullarda okutuyorlar.
Şehadet övüp çürük raporu alıyorlar.
Ortadoğu övüp Avrupa Amerika'dan vatandaşlık alıyorlar.
Şeriat övüp seküler yaşıyorlar
Tasarruf övüp israf içinde yaşıyorlar.
Fakirlik övüp lüks içinde yaşıyorlar.
Mağdur gibi konuşup zalimlik yapıyorlar.
Ne söyledilerse tersini yapıp, ne yapıyorlarsa tersini söylüyorlar.
EbuBekir gibi konuşup Ebucehil gibi davranıyorlar.
Harun gibi konuşup Karun gibi yaşıyorlar.
Ne oldukları gibi görünüyor, ne de göründükleri gibi oluyorlar.
Gerçekleri yazan gazetecilere “dezenformasyoncu” demek, yalanı gerçeğe ,’’yandaşı’’ gazeteciye dönüştürmez.
Kızılay’ın çadır sattığı haberi benim haberim ve bu gerçek inkâr edilemedi. Hatta Kızılay Genel Müdürü dahil doğruladı.
Tüm Kurumlar kabul etti, hatta hatta Cumhurbaşkanı katıldığı bir oturumda "Kızılay'ın çadır satması beni de ciddi manada üzdü. Kızılay böyle bir çadır satma fiiline, işine giremez. Süratle bu yanlışı düzeltmesi gerekir çünkü biz Kızılay'ın özellikle çadır üretiminde çok daha aktif olması için sürekli teşvik ettik. Kızılay'ın çadır dendiğinde en ufak bir probleminin olmaması gerekir." dedi.
O zaman Sayın Cumhurbaşkanı da mı "Ahbap'a akan paranın boru döşeyicisi" oluyor.
Buna rağmen hâlâ “dezenformasyon” diyorsanız, sorun benim haberimde değil...
Gazetecilik iktidara ya da kişilere sadakat değil, gerçeğe sadakattir. Bunu unutanların attığı iftiralar, belgelerin karşısında hükmünü yitirir.
Haluk Levent sürecine dair en doğru analiz budur bence.
"AHBAP'ın evinden trilyonlar geçerken devletin bundan habersiz olması mümkün mü?"
Dücane Cündioğlu: "Burada ahbap çavus ilişkisi var. Çavusları yargılayamayız ama Ahbapları günah keçisi yapıp harcarlar."
Bu meselenin siyasi ayağı olmadan buralara kadar gelmesi imkansızdır. Her zaman olduğu gibi siyasi ayak yine hesap vermeyecek! Çünkü çavuşları yargılayamıyoruz.
Haluk kendi kendini bitirmekle kalmadı, ona inanan, güvenen ve destek olan herkesi paramparça etti. Binlerce ahbap gönüllüsü genç büyük bir yıkıma uğradı. Haluk yapılacak yargılamalar sonunda beraat de etse, aklansa da paklansa da artık toplum nezdinde Haluk bitmiştir.
Haluk'un geçmişini hep biliyorduk. Fakat depremde, selde, orman yangınlarında ahbap gönüllülerinin yardım çabalarına herkes şahitti ve pek çok insan buna tutunuyordu. Burada olan gönüllülere ve devlet kurumlarına güveni kalmadığı için bir iyilik hareketine tutunmaya çalışıp yardım edenlere oldu.
Bu olayın sosyal ve psikolojik sonucu ağır olacak. Devlet kurumlarına karşı güven sorunu yaşayan insanlar büyük bir yıkım yaşayacak. Otorite konumunda olanlar ve yandaşlar ise bunu ciddi şekilde kullanacak.
"Yok daha neler bu da olmaz artık" diyeceğimiz daha nice şeyler yaşamaya devam edeceğiz. Ne vakit ki ahbaplara çavuşluk edenlere de hesap sorabilir hale geliriz işte o zaman az da olsa bi umut var diyebiliriz...
@ducane #HalukLevent
Barınakta şöyle bir yiğit delikanlı var arkadaşlar. Çino'yu gönderdiğimiz gibi bunu ya da başka bir bebeyi çıkaracağız hemen. Tepebaşı Belediyesinin sitesinde hepsinin boy boy fotoğrafları var. Siz de bakın, beğenin, çıkarıp getirmesi bizden. Adrese teslim güzellikler bulunur, bu bebekleri barınaktan kurtaralım hadi.
AHBAP, 2017 yılında bir iyilik hareketi olarak başladı. Örneğin SMA'lı bebeklere yardım kampanyaları yapmak, ya da bir Anadolu kasabasında bacağı olmayan bir çocuğa protez takmak gibi..
O TARİHLERDE AHBAP'IN PARA TOPLAMA YETKİSİ YOKTU.
Diyelim ki bir çocuk tedavi edilecek; AHBAP yetkilileri hastane ile görüşüyor ve gereken desteği aldıktan sonra çocuğu hastaneye yatırıyorlardı. Bu iyilikleri herkes gibi biz de destekliyorduk.
Bir süre sonra (Kahramanmaraş depremi sürecinde) PARA TOPLAMA YETKİSİ VERİLDİ.
Onlar da İBAN paylaşıp büyük paralar topladılar.
Oysa Haluk Levent geçmişte karşılıksız çek verme suçlamalarıyla hapis yatmış, cezası kesinleşmiş biriydi.
Kendisiyle 2001 yılında STAR TV ana Haber Bülteni'nde uzun bir röportaj yapmış, onu cezaevine götüren olayları ve nedenlerini sormuştum.
O da mafyanın konser paralarına el koyduğunu ve çeklerini bu nedenle ödeyemediğini söylemişti.
Ama kumar borçlarından hiç söz etmemişti.
Anladığım kadarıyla o borçlar onu rehin bırakmıştı.
Röportajın sonunda da dolandırıcı olmadığını belirterek bir daha benzer olayların yaşanmayacağı sözünü vermişti.
Şimdi soru şu:
GEÇMİŞİNDE KARŞILIKSIZ ÇEK NEDENİYLE CEZAEVİNDE YATMIŞ, CEZASI KESİNLEŞMİŞ BİR KİŞİNİN BAŞKANI OLDUĞU AHBAP DERNEĞİNE KİMLER, NASIL PARA TOPLAMA YETKİSİ VERDİLER?
(Bu bir suçlu ilân etme yazısı değil, sadece bir analizdir. Kişiyi ancak kesinleşen mahkeme kararı suçlu ilan edebilir.)
Sevgili dostlarım,
Gözaltına alınmadan önceki akşam İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan'a mesaj attım. 15 gündür de her gün mesaj atmaya devam ediyorum. Dedim ki: "Sayın Bakanım, benim özel hayatımı Ahbap ile ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Gelin, çok acil gelin; deprem sürecinden bugüne kadar olan her şeyi denetleyin ve kamuoyuyla paylaşın. Kişisel borç-alacak ilişkilerimi Ahbap ile ilişkilendirmeyin."
Biliyorum, bu bombardıman altında gerçeği açığa çıkarmak güç ve zaman alacak ama netice olarak haklılığımız tescillenecek.
Sevgili dostlarım,
Asıl bombayı bekleyin. Yakında yapacağım açıklamalarda göreceksiniz. En baştan bu sürece nasıl gelindiğini öğrenecek ve hayretler içerisinde kalacaksınız.
Tekrar belirteyim: Kişisel borç-alacak ilişkilerimde Ahbap tamamen konu dışıdır. Ancak ısrarla bununla ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Zaman her şeyi gösterecek.
Haluk Levent
Mustafa SARIGÜL'ün oğlu dünyanın en pahalı evlerinin bulunduğu İstanbul Acarkent'de oturuyormuş.
Evinin fiyatının 250-300 milyon arası olduğu tahmin ediliyor.
Bu oğlan Dünyanın en pahalı otomobili olan Lamborginiye özel sipariş verip sahip olmuş.
Bu oğlan 6 şubat depreminde AHBAP derneğine 2 Milyon dolar bağışlamış.
Duydum ki anası yaşındaki Sibel CAN ile sevgili olmuş, 1 Milyon dolarlık yüzük hediye etmiş.
İ.Melih'in, Mehmet AĞAR'ın üst düzey AKPlilerin kumarcı pudracı oğlanlarını, tarikat şeyhlerinin 30 milyonluk çakarlı Mercedes ve korumalarla gezen kızlarını anlatmaya zaten gerek yok.
Bu nasıl Devlet?
Benim sosyal medya paylaşımlarım nedeniyle hesabıma yatan 69 Doların peşine düşen Devlet bu eşşek sıpalarına neden sormaz?
Gel buraya... sen ne iş yaptın nereden kazandın bu kadar parayı?
Bu kadar serveti elde etmek için ne kadar vergi ödedin? demez.
Haluk Levent suçludur, değildir bilmiyorum. Bildiğim bir şey var, Türkiye’de yaşayıp çoğu zaman savcılık ve emniyet kaynaklı basına yansıyan iddialar üzerinden birey ve kurumları eleştirmek şu tarihe kadar hiç doğru sonuç vermedi.
Ergenekon Davası’nda yerden silahlar fışkırıyor, bombalar çıkıyordu. Kuddusi Okkır Ergenekon’un finansörüydü. Fenerbahçe stadı üstünde uçup camii bombalayacaklardı. Sonuçta öyle bir örgütün olmadığı, yüzlerce insanın yıllarca boşa hapis yattığı Yargıtay kararıyla kesinleşti.
Hanefi Avcı devrimci, Marksist Leninist örgüt üyesi olmakla itham edildi. Ahmet Şık terör örgütü üyesi olarak tutuklandı. 26’ıncı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ anayasayı ilga etmek isteyen bir örgütün yöneticisi olmak suçlamasıyla aylarca hapis yattı. Hiçbirinin gerçek olmadığı ortaya çıktı.
Ekrem İmamoğlu 560 milyar TL yolsuzluk yapmakla itham edildi, bu iddia iddianameye bile giremedi.
Can Holding yöneticileri Kemal Can ve Kenan Tekdağ neler neler yapmış, uyuşturucu, fuhuş, bürokratları baştan çıkartma, yok yok. Adam “Ne yaptıysam devlet büyüklerimizin talimatıyla yaptım” dedi. Ses seda çıkmadı. Bir baktık adamlar tahliye edildi.
Remzi Sanver İlluminati Türkiye bürosu şefiydi, Mason üstadı olarak devlete yönelen tehdit boğulmuştu, Kraliçe’ye tokat vuruyorduk, ne oldu ne bitti hala bilmiyoruz, o da tahliye edildi.
Örnekler çoğaltılabilir. Bu yargı pratiği üzerinden iddianame ortaya çıkmadan, savunma yapılmadan kimse hakkında hüküm vermemek lazım. Yalnız masumiyet karinesine olan inançtan değil, şu ana kadar uygulamanın da gösterdiği apaçık durumdan.
Üstelik her nedense gözaltı kararı verildiği an Adalet Bakanı Kızılay’a övgüler düzüyor, kimliği belli şahıslar da “muhalifler ne kadar aptal, devlete güvenmek varken bunlara güveniyor” diye propaganda diliyle içerik paylaşmaya başladıysa 2 kat dikkatli olmak gerekiyor.
Haluk Levent ve Ahbap’ın da savunma hakkı var. Bir görelim. Hakikat neyse ortaya çıkar.
ABD'Lİ savcı BHARARA Osman Gökçek'in Reza Zarrab'dan aldığı 350 milyon $ rüşvetin SWIFT dekonutlarını yayınladı.
Osman Gökçek şikayetçi, İZMİR'in eski Büyükşehir Belediye Başkanı ise tutuklu.
Adalet bu mu?
AKP, Paris davasını kaybetti!
Gizlenen dava sonucuna ulaştık.
Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin;
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler nedeniyle;
Türkiye aleyhine hükmettiği 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık ceza kararını iptal etmek için başvurduğu Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davanın kaybedildiğini belgeledik.
Artık 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık tahkim cezasının ödenmesi için geri sayım başladı!
Peki süreç nasıl gelişti?
13 Şubat 2023’de Uluslararası Tahkim Mahkemesi aldığı kararla;
AKP’nin, 21 Mayıs 2014 – 30 Eylül 2018 tarihleri arasında, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında;
Irak Merkezi Hükümetinin izni olmaksızın⬇️
1.) Irak’a ait petrolü usulsüz olarak taşıdığı,
2.) Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı,
3.) Irak devletinin satış fiyatının altında bu petrolün satılmasına neden olduğu gerekçesiyle,
Türkiye’nin Irak’a net 1 Milyar 471 Milyon Dolar tazminat ödemesine hükmetmişti.
277 sayfalık Nihai Tahkim Kararını ilk kez kamuoyuna belgeleriyle biz açıklamıştık.
AKP ise verdiği yanıtta;
Bu cezayı içeren tahkim kararının iptali için Paris’te dava açtıklarını açıklamıştı.
Yaptığımız araştırma neticesinde;
AKP’nin, uluslararası tahkim kararına karşı Paris İstinaf Mahkemesinde açtığı ‘Kararın İptali Davasını’ kaybettiğini tespit ettik.
Sonuç⬇️
1 Milyar 471 Milyon Dolar tutarındaki ceza ödemesi için geri sayım başladı!
Bu devasa ceza tutarı, mutlaka Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edilmelidir!
İşte resmi belgeler⬇️
Kaynak: 10 Mart 2026 tarihli Paris İstinaf Mahkemesi Kararı (Fransızca Orijinali, Türkçe Çevirisi)
2 gün önce devre arkadaşım "VAN" da mayın patlaması sonucu şuan hastanede mücadele veriyor. Üsteğmen olmasına 1 ay kala Gazi oldu...
Ailesinin başta haberi olmadığı için haberi olana kadar bu bilgiyi paylaşmadım.
İnsanların ne kadar umrunda onu da bilmiyorum.
Ne bakanlığın resmi hesabı, ne de silahlı kuvvetlerin resmi hesabı bunu duyurma gereği bile duymadı...
Nedenini benden daha iyi biliyorsunuz zaten.
Anladığım kadarıyla artık ne sosyal medya ne de televizyon, yaralanan bir askerimize haberlerde, gündemde yer vermeyi birileri rahatsız olmasın, mevcut süreç "aman" etkilenmesin diye uygun bulmuyor.
Ama kardeşimin etkilenen uzuvları var sizin "aman"larınızdan.
Kim kimle kol kola girdi, kim mehtere ne tepki verdi, menüde neler vardı gündeminizden yer bulabilirseniz, bunu bari ben duyurayım dedim yoksa asla haberiniz olmayacak.
O mayını oraya yerleştirenlerle çözüm arayanlar, çözüm arayanların peşinden gidenler...
Ankarada mayın olmadığı için böyle dertleriniz yok tabi ama, oralarda birileri hala bu tehditle yaşıyor ve yüzleşiyor.
Evet, o çocuk sizleri korumak için oradaydı.
Dualarınızı kardeşimizden esirgemeyiniz, sizden dua istemek; en azından yapabildiğim bu.
Barış Terkoğlu "TSK’dan ihraç edilen teğmenlerden İzzet Talip Akarsu: 'Ben artık bir yüksek lisans öğrencisiyim. Teğmen olmasam da bu akademik toplantıyı izlemek istiyorum' deyip NATO Genel Merkezi'ne akreditasyon başvurusu yapıyor.
Ankara'da NATO toplantısına katılıyor. Çok enteresan bir şey oluyor. Toplantı sırasında Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye ilişkin. üyelik delegasyonunda bulunan isim ve Türkiye'nin Avrupa Birliği üyesi olup olamayacağı, Türkiye'nin Avrupa yoluna gidip gidilemeyeceği sorusu soruluyor.
AB delegasyonundaki üye diyor ki: 'Hayır. Türkiye, insan hakları ihlalleri, demokratik kriterler nedeniyle Avrupa Birliği'nden tamamen ayrı bir çizgide.'
Ve orada salonda kim el kaldırıyor? İzzet Talip Akarsu: 'Sayın diplomat, madem diplomasinizi insan haklarına, demokrasiye dayandırıyorsunuz; İsrail Gazze'de bu katliamları yaparken, İsrail ile kurduğunuz ilişkide aynı kriterleri uyguluyor musunuz?'
Siz bir teğmenin üzerinden üniformasını sökersiniz. Ama o gider, üzerinde takım elbise olduğu halde, kimseyi karalamadan, yalan da söylemeden, sorulması gereken bir soruyu sorar."
Ankara’da Yuva Aranıyor!
5 yaşında, Terrier cinsi bu güzel dostumuz ömürlük yuvasını arıyor.
Lütfen satın almayın, sahiplenin.
Siz sahiplenemiyorsanız paylaşarak onun yeni ailesine kavuşmasına destek olun.
İletişim: 0 533 508 15 11
Ben ailemin ve Bolu halkının başını eğdirecek hiçbir şey yapmadım!
Vicdanım rahat, alnım açık.
Bugüne kadar hiçbir kararımda kendime, aileme ya da bir yakınıma menfaat sağlamadım. Veremeyeceğim hiçbir hesabım da yok.
Doğrular er ya da geç ortaya çıkar.