Genel Başkanımız Özgür Özel'in sesini daha fazla kişiye ulaştırabilmesi için destek hesabını takip etmenizi rica ediyoruz.
Lütfen bu paylaşımı RT ve takip ederek destek olun. Desteğiniz bizim için çok önemli çok kıymetli.
Binbaşı rütbesindeyken Balyoz davasından yargılandı. Hiç ürkmeden, yılmadan, korkmadan hukuk savaşını sürdürdü ve alçakça düzenlenen kumpası bozdu. Bu hukuk savaşının ardından çok sevdiği mesleğine tekrar döndü. Bu kez taynini Şırnak'a çıkardılar.
"Gel kızım, gitme Şırnak'a, istifanı ver" dedi avukatı. Ama "yok, yapamam, mesleğimi bırakamam" dedi Yarbay Songül Yakut. Askerlik onun rüyalarını süsleyen bir meslekti. Rüyasına kıyamadı, atladı gitti...
Babasını küçük yaşta kaybettiği için annesi Malatya'da yalnız yaşıyordu. Maaşından biriktirdiği paralarla annesine bir ev aldı. Ömrünün son deminde anneciği rahat yaşasın istiyordu.
Bir gün askerler geldi kapıya. Anneye, "kızın şehit oldu" dediler. Anne buna inanamadı. Tek kelime söyleyemedi. Yere yığıldı...
Askerler genelde sert ve acımasız insanlardır. Fakat dünyanın başka hangi ülkesinde bir asker bu kadar sevimli, bu kadar güzel, bu kadar cesurdur?
Biliyorum, Songül komutan bu ülkede hiç konuşulmayacak. Gazetelere manşet olamayacak. Evlilik programlarındaki süs köpekleri kadar bile itibarı olmayacak. Ama ülkemin güzel aydınları, Atatürkçüleri, devrimcileri, yazarları, şairleri onu hiç unutmayacak.
Uğurlar olsun Mustafa Kemal'in askeri. Yattığın yerde güller bitsin.
Alıntı
İnsanların hasta olduklarında perişanlık hallerine çok tanık oldum.
Sapasağlam insanların alkol ve sigara ile sağlıkları ile oynamalarını asla anlayamıyorum.
Belki de başlarına gelmeyeceğini düşündüklerinden...
Onun sayesinde Pakistan artık nükleer caydırıcılığa sahiptir.
Hiçbir komşu yahut düşman devlet artık kolayca savaş planı yapamaz.
O gün Qadeer Khan sadece bir bilim adamı yahut mühendis değil
Milletin babası ilan edilir.
Aziz ruhu şad olsun.
Tahran'da öldürülen Muhammed Moghiseh kimdir?
Muhammed Moghiseh, "Nasiriyan" adıyla tanınan, İran'ın yargı sisteminde etkili bir hakimi idi. Adı, geniş çapta insan hakları ihlalleri, siyasi muhaliflerin baskı altına alınması ve adaletsiz hükümlerin uygulanmasıyla anılmaktadır. Moghiseh, özellikle protestocuların bastırılmasındaki doğrudan rolü, ağır hükümler vermesi ve 1980'lerdeki toplu infazlara katılımıyla, İran yargı sisteminin tartışmalı ve korkulan isimlerinden biri olarak bilinmektedir.
Muhammed Moghiseh'nin Rolü
Moghiseh, "Nasiriyan" takma adıyla Yargıtay Başkanı ve Devrim Mahkemesi hakimi olarak görev yaptı. 1988 yılında "ölüm heyeti" üyelerinden biri olarak, Evin ve Gohardasht hapishanelerindeki siyasi mahkumların toplu infazlarında aktif rol oynadı. İnfazların büyük kısmı, adil bir yargılama yapılmaksızın, belirsiz suçlamalarla ölüm cezasına çarptırılan siyasi mahkumlardan oluşuyordu. Moghiseh, bu süreçte Evin Hapishanesi'nin müdür yardımcılığı yaparken, sorgulamalara ve işkencelere doğrudan katıldı. Mahkumların zorla itiraf alabilmek için psikolojik ve fiziksel baskıya maruz kaldığı da tanık ifadelerinde yer aldı.
Protestocuların ve Aktivistlerin Bastırılması
1980'lerdeki infazlardan sonra Moghiseh, Devrim Mahkemeleri’nde siyasi davalara bakmaya devam etti. Aşağıda, onun uyguladığı baskıcı yöntemlerden bazı örnekler yer almaktadır:
2009 Seçim Protestoları
2009 İran Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra patlak veren "Yeşil Hareket" protestolarında Moghiseh, aktivistlere karşı sert kararlar verdi. Gazeteciler, insan hakları savunucuları ve öğrenciler, onun mahkemelerinde uzun süreli hapis cezalarına veya idam kararlarına çarptırıldı.
Kadın Hakları ve Azınlık Gruplarına Yönelik Baskılar Kadın hakları savunucuları ve dini azınlıklar, özellikle Bahailer ve Gonabadi dervişleri, "rejime karşı propaganda" ve "ulusal güvenliğe tehdit" suçlamalarıyla ağır cezalara çarptırıldı.
İşçi Protestoları
Moghiseh, işçi protestoları ve özellikle Haft Tappeh Şeker Fabrikası işçilerinin eylemlerinde yer alanları sert şekilde cezalandırdı. Bu kişiler, uzun hapis cezalarına, para cezalarına ve kırbaç cezasına mahkûm edildi.
İnsan Hakları İhlalleri
Moghiseh'nin mahkemeleri, hem ulusal hem de uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından sıkça eleştirildi. Kendisine yönelik suçlamalar arasında şunlar yer alıyor:
Adil Yargılama İlkesinin İhlali: Moghiseh'nin mahkemelerinde sanıklara avukat tutma veya savunma yapma hakkı tanınmadığına dair çok sayıda rapor bulunmaktadır.
Çocukların İdam Edilmesi: 18 yaş altındaki sanıklara dahi idam cezası verdiği bildirilmiştir.
İşkence ve Zorla İtiraflar: Moghiseh'nin, işkence altında alınan itirafları delil olarak kullandığı defalarca belgelenmiştir.
Uluslararası Tepkiler
Moghiseh'nin insan hakları ihlalleri, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırmıştır. Avrupa Birliği ve ABD, Moghiseh’yi yaptırım listesine almıştır. Bu yaptırımlar arasında mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasakları bulunmaktadır.
Tanık İfadeleri
Eski mahkumlar ve kurbanların aileleri, Moghiseh'nin yalnızca bir hakim olarak değil, aynı zamanda bir sorgucu ve işkenceci olarak da rol oynadığını ifade etmektedir. Bir tanık şöyle demektedir:
"Muhammed Moghiseh, mahkumlara karşı hiçbir merhamet göstermedi. Onlara uzun hapis cezaları veya idam kararı verirken hiçbir tereddüt yaşamazdı ve işkenceyi bir araç olarak destekliyordu."
Moghiseh'nin adı, İran'daki insan hakları ihlallerinin bir sembolü haline gelmiştir ve uluslararası insan hakları savunucuları tarafından sıkça eleştirilmektedir.
Kaynak: https://t.co/dUFaEVm5Wvترور-علی-رازینی-محمد-مقیسه-قاضی-مرگ/
12 Eylül darbesinden sonra cunta yönetiminin hukuksuzluklarına karşı gösterdiği direniş nedeniyle İstanbul Barosu kapatılmış ve kapısına mühür vurulmuştu.
Yaklaşık 45 yıl aradan sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ve yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesi için dava açıldı.
Yöntemler değişiyor belki ama yaklaşık yarım asırdır değişmeyen tek şey erkin yanında yer alanların muhalif gördüğü kesimlere karşı baskı ve tahakküm kurma çabası. Tarih ise hiç şaşmadan haklıyı ve haksızı ortaya koyuyor.
Biz ise her zaman olduğu gibi hukuksuzluğun karşısında İstanbul Barosu’nun ve İstanbul Barosu mensubu meslektaşlarımızın iradesinin yanındayız.
Londra’daki Madame Tussauds Müzesi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün balmumu heykeli vardı. Ancak, Mustafa Kemal olduğuna bin şahit isterdi. Raşitik bir vücut, alakasız bir surat, ne saçı benziyordu, ne göz rengi tutuyordu. Üstelik, müzede sergilendiği yer adeta kıyıda köşedeydi, ++
Bağdat ile Basra’dan Avrupa’ya uzanan ticaret yolu hattı, Türkiye’nin bugünlerde konuştuğu Kürtlere zeytin dalı uzatılması ve hatta yeni bir açılım süreci tartışmaları tesadüf değil elbette.
https://t.co/7SS5Ff1kEJ
Zara İsmaili, İranlı bir sokak sanatçısı. Zara, zorunlu başörtüsü kuralına uymadığı ve sokaklarda şarkı söylediği nedeniyle gözaltına alındı.
Bir kadın sadece şarkı söylediği için tutuklanıyor.
Distopyayı anlamak için kurgusal eserlere gerek yok, İran'a bakmak yeter.👇