Gazeteci olsam, piyasada adı bilinen bütün komedyenlere Deniz Göktaş'ın başına gelenler hakkında ne düşündüğünü tek tek sorarım. Cevap vermeyenlerin isimlerini de bunlar cevap vermedi diye listeler yayınlarım.
Can Bonomo, tutuklanan Tolga Akış için paylaşım yaptı.
“Ahlak artık 90 yaşında, klostrofobik, sese, eğlenceye, neşeye gelemeyen, huysuz, mendebur ve gammaz bir komşuya dönüştü. Standartlar bu kadar düşükken Manifest'in, Ezhel'in, Deniz'in ne şansı olabilir?”
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
Ve bu kadar yoğun gündem arasında cumhurbaşkanı Erdoğan Suudi Arabistan’ın enerji ihalesini imzaladı. Türkiye 30 yıl boyunca Euro üzerinden kendi yapabileceği bir santral için Suudi Arabistan’a para ödeyecek
Geleceğimiz ipotek altına alınmış oldu….
Tolga Akış'ın, Manifest isimli bir grubun kurulmasına vesile olması, bu grubun şarkı çıkarması, bu grubun konser yapması "müstehcen yayınların yayımlanmasına aracılık etmek" sayıldı.
Riskin farkına varırsınız umarım.
Yaşım 50'yi geçti.
Bu yaşa gelene kadarki tecrübelerimden öğrendiğim bir şey var; Mustafa Kemal'den nefret edenlerin hepsinin aslında Türk Halkı'ndan nefret ettiğini net olarak anladım.
Sözümona savaşı ''Türkler'' kazanmış, Mustafa Kemal canının ve ikbalinin derdine düşmüşmüş.''
Türkler'den ve Mustafa Kemal'den nefret edenlerin ise ruhlarını çürüten türden büyük bir aşağılık kompleksleri var. Çünkü Mustafa Kemal gibi Türk Halkı'nı imha olmaktan kurtaran bir yiğit her millete nasip olmaz.
Özel, etnik bir Bağdat'lı bir Arap'tır. Koskoca ömrünü Araplığıyla barışamadan, Türk'e tanım uydurmakla oyalanarak geçirdi.
Arapça tek bir şiiri yoktur. Türkiye haritasını Arapça ile boyamış. Zehrini ise Türkçe kusuyor.
Hepimizin hayatları dağıldı kimse farkında değil.. 40 yaşından sonra aile evine gidenler, ilişkileri-umutları dağılanlar, hastalıklar. Sanki her şey ülkenin çöküşüyle bir entegrasyon içinde. Eşyanın tabiyatına bile yansıyan bir anlamsız bir sevimsizlik söz konusu
Hannah Arendt’ten müthiş tespit:
"Sürekli yalan söylemenin amacı insanları bir yalana inandırmak değil, artık kimsenin hiçbir şeye inanmamasını sağlamaktır. Doğruyu yanlıştan ayırt edemeyen bir halk, iyiyi kötülükten de ayırt edemez. Ve böyle bir halk, düşünme ve yargılama gücünden yoksun bırakıldığında, bilmeden ve istemeyerek tamamen yalanların egemenliğine boyun eğmiş olur. Böyle bir halkla istediğinizi yapabilirsiniz."
İnsanları döve döve bir noktaya kadar istediklerinizi yapmaya zorlayabilirsiniz ama ama döve döve rızalarını alamazsınız. Şu an Türkiye'de "bakalım zorla rıza alınabiliyor mu" deneyi yapılıyor.
é engraçado que as pessoas pensam que se tivessem nascido há 200 anos seriam aristocratas, mas na vdd que seriam camponeses e morreriam de algum resfriado aos 12 anos de idade
Güney Kore birkaç gündür korkunç bir olayla çalkalanıyor.
Jeju adasında Mayıs ayında ailesi tarafından kayıp olarak bildirilen genç bir kadının cesedi bulundu. ancak işin korkunç tarafı, kayıp ihbarının hemen ardından bir polisin aile ile iletişime geçerek kızlarıyla temas kurulduğunu, güvende olduğunu, onları görmek istemediğini söylemesi. böylece arama çalışmaları duruyor. yaklaşık üç ay sonra vakaya bakan başka bir polisin araştırmaları sonucu kadının cesedine ulaşılıyor, hem de 10 yıldır yaşadığı yerin sadece 1 km uzağında. vakaya bakan ilk polis sadece yalan söylemekle kalmamış tüm kamera görüntülerini de yok etmiş.
bu olayın ardından yine kayıp olarak bildirilen bir erkek cesedine ulaşılıyor ve onun vakasına da aynı polisin baktığı ortaya çıkıyor. bu polisin 200’ü aşkın kayıp olayının bu şekilde üstünü örttüğü düşünülüyor.
Jeju adasında son 3 yılda yaklaşık 3000 kayıp olduğu söyleniyor.
@fromugewithlove Bütün paralel evrenli dizi ve filmler bununla başlamıştır. Çıktığı yıllarda her hafta dört gözle beklediğim bir diziydi. Ayrica zamanin bir bütün olduğu fikri de bu dizide işlenmişti (su kel adamlar konusu)
dramına bak ya kolpacinin 15 temmuz'dan bir ay evvel "fetoş diyemezsiniz kardeşim, dedirtmeyiz hoca efendimize fetoş" diye sinir krizine giren adamların pozlarına bak. https://t.co/sOEFS431k8
Bugün gelinen noktada Türkiye’nin tüm Kürt yurttaşları pkk’nın kucağına itiliyor. “Devlet” tüm Kürt yurttaşlara, “sizin önderiniz apo’dur ve sizinle ilgili bir konu olduğunda devletin muhatabı da o’dur” diyor.
Bu dil ve siyasetle Türkiye’nin üniter yapısının orta/uzun vadede yaşaması imkânsız. Anlaşılan, Türkiye’nin güney doğusu, tıpkı Balkanlar’ın elimizden çıkması gibi elimizden alınacak.
Hani hep diyorlar ya “Abdülhamid’i anlamak dünyayı anlamaktır” diye bu gerçekten doğru zira Abdülhamid de kendine suikast yapıp onlarca insanımıza öldüren Belçikalı teröristi affetmek zorunda kalıp cebine de para sıkıştırıp ülkesine geri göndermişti.