➖1758 gün cezaevinde kaldı ve birkaç ay önce tahliye oldu KHK’lı Burak Gül.
➖Cezaevine girdiğinde oğlu Yusuf Tarık 6 yaşındaydı.
➖Baba Burak Gül, 5 yıl göremediği oğluna sadece birkaç hafta sarılabildi tahliye olduktan sonra.
➖Ve Yusuf Tarık, babasına doyamadan, nereden, neden ve nasıl geldiğini bilmediği acımasız mermilerin hedefi oldu ve hayattan koparıldı.
➖Haberi alan babası korkuyla, panikle koştu oğlunun okuluna.
➖Ve yıllarca ayrı kaldığı yavrusunun kan içinde kalmış bedenine son kez sarıldı.
➖Cenaze namazı babasının köyünde kılındı Yusuf Tarık’ın.
➖O gün Kahramanmaraş’ta bulunan 6 bakandan ise katılan olmadı.
➖ YUSUF TARIK GÜL hepimizin çocuğuydu.
➖Diğerleri gibi.
➖Ne babasına, ne de dünyasına doyamadan uçtu gitti.
➖Babasıyla konuştum bugün, acısı çok büyük. Kendisi Hendek Operasyonlarına katılmış eski bir polis.
➖“Oğlum Atatürk ve Türk Bayrağı sevdalısıydı. En büyük hayali bir milli maça gidebilmek, başarılı bir bilim adamı olup Türkiye’nin adını duyurmaktı. Olmadı!” Dedi.
➖Mekânı cennet, makamı âli olsun.
➖Allah ailesine ve sevenlerine sabırlar versin.
#YusufTarıkGül
#KutlamalarıDeğilKatliamıÖnle
#yusuftekinistifa
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
#Çekiliş
📚İstanbul'un hafızasını sokak sokak kayda geçiren Cemaleddin Server Revnakoğlu'nun anıt eseri Revnakoğlu'nun İstanbul'u, çekilişle 5 okurumuza hediye!
Yapmanız gerekenler:
📌Ketebe’yi takip etmek
📌 Bu gönderiyi RT etmek
⌛️Son katılım: 31 Mart Salı, 23.59
📢Kazananlar 2 Nisan Perşembe açıklanacaktır.
Üç gün önce bir haber sayfasında karşıma çıkan bir Instagram paylaşımıyla dikkatimi çekti. Ardından hesabını bulup videolarını inceledim, indirdim ve paylaştım; çünkü o an için Twitter’da aktif bir profili yoktu. Sonrasında benim sayfamda inanılmaz bir trafik ve etkileşim oluştu. İki günde 400.000 etkileşim almış profilim, gerçekten inanılmaz bir rakam!
Bu da aslında tabloyu çok net gösteriyor: Tüm ülke, herhangi bir kişinin yapacağı açıklamalara ve paylaşacağı videolara medet umuyor. Günlerdir bu adamı bütün ülke takip ediyor. “Adalet Bakanı şantaj yapan ekibin içinde” diyor, “yakalama kararı var” diyor. HTS kayıtları için gün, tarih, saat veriyor. Herkes yapacağı açıklamaları, ortaya koyacağı ifşaları bekliyor. Ama bu da yetmiyor; paylaştığı videoların altına girip “kanıt ver”, “şunu paylaş”, “bunu da göster” diye adeta talimat veren bir kitle var.
Bana biraz Sedat Peker’in ifşalar yaptığı dönemi hatırlattı. Halk yine aynı tepkiyi verdi; kendi hakkını aramak yerine izlemeyi tercih etti. Öncü Sönmez ise, haraç vermemek için direnen ve en başta canını korumaya çalışan bir insan gibi duruyor. Tanımıyorum kendisini. Alıkonulmuş, işkence görmüş, çökülmeye çalışılmış. Devlete, kolluk kuvvetlerine, adalete başvurmuş ama aldığı cevaplardan korkutucu şekilde yalnız bırakıldığını anlıyoruz.
Öncü’nün anlattıklarından olayların boyutunun büyük olduğunu, tehdit edilen ve haraç veren çok güçlü ailelerin de olduğunu anlıyoruz. Olayın sadece bir takım ifşalardan ibaret olmadığını; adaletsizlik, devletsizlik ve sahipsizliğin en zengininden en yoksuluna kadar herkesi eşit şekilde vurduğunu görüyoruz. Bir yurttaş olarak hepimizin can güvenliğinin tehdit altında olduğunu gösteriyor bu tablo. Normal gücü olmayan vatandaşı düşünün bir de… Bir düşünün ya!
Rojda Kabaiş’in babası gibi, Ali İsmail Korkmaz ve Berkin Elvan’ın aileleri gibi, on binlerce deprem mağdurunun aileleri gibi; katledilen tüm kadınların aileleri, gözaltında kaybolan kişilerin aileleri, haksızlığa uğrayan mağdurların aileleri gibi…
Cezaevinde çürüyen yüzlerce, binlerce suçsuz insan ve onlarla birlikte çürüyen aileleri…
Sonuç olarak herkes yapayalnız; çünkü adalet yok, devlet yok. Adalet için başvuracağı bir devlet kurumu kalmamış. 24 yılda geldiğimiz durum bu.
Sonra gündeme bakın… Bir takım figürler istifa etmiş, aralarında güç savaşları patlak vermiş. Birilerinin özel hayatı, ne içtiği, ne yaptığı gündem ediliyor. O taraftan bir gazeteci, bu taraftan bir gazeteci; herkes kendi fikir ve görüşlerini, aldığı ekmek kadar empoze etmeye çalışıyor. Gazeteci, aydın, siyasetçi çıkarları için canhıraş bir şekilde bir şeyleri savunuyor ama halkı savunan yok!
Herhangi birinin yaptığı ifşalarla bu iktidarın ahlaksızlarının ispat edilmesine hâlâ gerek var mı sizce? Ve X kişinin ifşalarıyla bu iktidardan kurtulacağınızı gerçekten düşünüyor musunuz?
Ana muhalefet partisi “sandık, sandık” diye bir muhalefet yürütüyor… Hangi sandık ya? Hangi sandık? Tüm politikası seçimsizlik üzerine olan bir iktidarı sandıkta getirip bitiremezsiniz! Toplumu kandırmayı bırakın artık!
Ülkenin, halkın tek gerçeği var:
DEVLETSİZLİK
ADALETSİZLİK
SAHİPSİZLİK
ÇARESİZLİK
YOKSULLUK
YALNIZLIK
Bu toplum ne zaman kendi hakkını aramayı öğrenecek?
Tek bir kişinin ifşalarıyla değil, ancak halkın kendi iradesiyle, halkın duruşuyla bir şeylerin değişeceğini ne zaman anlayacak?
Birilerinin konuşmasını bekleyerek değil, hareket ederek olacağını ne zaman görecek bu toplum?
Birilerinin risk almasını izleyerek değil; sorumluluk alan halklar kazanır!
Maalesef o iradeyi halkımızda göremiyorum. Hep aynı malum kesimler cesaret gösteriyor ve karşılığında sopa, dayak, işkence ve hapis cezası görüyor.
Toplum konforlu alanından çıkmadıkça hiçbir şey değişmeyecek!
AYAĞA KALKIN ARTIK, YETER!
Çok düşündük ve sonunda @AvAlperSarica beyin bu twitini yeniden paylaşan 32 öğrenci, stajyer ve avukat meslektaşa çekilişle 32 adet kitabı hediye etmeye karar verdik. Kendisine buradan bir kez daha teşekkür ederim.