Carl Jung, insan yalnızlıktan keyif almaya başladığında, bir başkasını ihtiyaç değil de sadece keyif için hayatında istediğinde, o zaman gerçek aşk ona gelebilir diyor. Çünkü birbirine muhtaç olanlar değil, birbirini özgürce seçenler gerçek temas kurabilir. Bir sığınak değil, bir gökyüzü olsun aşk hepimiz için.
ben biraz gözü kara sevgiyi seviyorum galiba. sevdiği için cesaret edeni,risk alanı,gerektiğinde alıştığı düzenin dışına çıkabileni.hiçbi şeyinden vazgeçmeden,hiçbi şeyi göze almadan da sevebilir insan tabii. sadece benim romantik bulduğum sevgi biraz insanı yerinden oynatacak
Yanında olduğumuz kişinin/kişilerin bizi köreltmemesi lazım. Birbirini sürekli törpüleyen, ezen, değersizleştiren değil; besleyen, ışıldatan ve iyi yönlerini ortaya çıkaran kişiler bi birliktelik yürütebilir. Evlilik, aşk, iş ortaklığı, eğitim, meslektaşlık hepsi için geçerli.
Bir ilişkide olması gereken en önemli şey güven. yalnızca aldatılmayacağından emin olmak da değil. kötü bir gününde anlaşılacağını bilmek, her kelimeyi yanlış anlaşılmasın diye tartmamak, telefona geç bakınca savunma dilekçesi hazırlamamak. aşk ilişkiyi başlatabilir ama güven yoksa insan sevgilisiyle değil, sürekli açık vermesi beklenen bir müfettişle yaşıyor gibi hissediyor.
aşırı dürtüsel insanlar; ani kararların, overdose tepkilerin insanları. yıllanmış bir dostluğu, hayatlarının aşkını ya da çok emek verilmiş bir kariyeri harcamaları an meselesi. dürtülerinin pik yaptığı anda hiçbir kutsalları yok.
küpünü paramparça eden keskin sirke bunlar işte.
@yamankopre yahu çıldırmayın ya. isteyen istediği gibi gönlünden kopan temennide bulunsun. her türlü ahlaki yozlaşmanın üstesinden geldikte vefat eden canlarımıza veda dileği dilinde mi aykırı düştük. toplum olarak ne zaman kendi değer normlarımızın yegane doğru olmadığının farkına varırız
uzun zaman sonra rüyamda esra’yı gördüm. ellerini okşadım. evet çok acılar çektin ama şimdi mutlu musun diye sordum ona.
hüzünlüydü.
gözleri bulutluydu.
mutlu olduğunu söyledi ama içindeki yarım kalmışlıklar birikmişti sanki sesine. beyazlar giyinmişti.
seni çok özlemişim 🕊️
Ne tuhaf değil mi? Restoranların mutfağı binlerce erkek aşçıyla doludur ama konu ev olunca yemek yapmak nedense 'kadının görevi' olur. İş ücretsizse kadına ait, para kazandırıyorsa erkeğin tutkusu oluyor.
Kadının tek başına zaten idare ettiği yaşamında,
Onu koruyamayan
Ona değer katmayan
Destek olmayan bir erkeğe ihtiyacı yok.
Bu tip erkek gelince, dert ve yükleri ile geliyor.
Kadınların da artık erillik ortaya koyup bu tipleri sırtlanmaya merakı kalmadı.
Bir ilişkide sevildiginizin en büyük göstergelerinden biri de hayatınızdaki kişinin kaygılarınızı tetikleyecek davranışlarda bulunmamasıdır. çünkü seven kişi en çok da hassasiyetlerinize özen göstererek bunu hissettirir... Ve sevildiğiniz andan itibaren ışıl ışıl parlarsınız.
yalaka insanlarda beni en çok rahatsız eden şey hiyerarşiye aşırı duyarlı olmaları. kimden ne kazanabileceğini çok hızlı okuyup ona göre kişilik değiştiriyolar. üstüne karşı aşırı tatlı, işine yaramayana karşı rahatça kaba olabiliyor. insanın karakterini kendisine faydası olmayan kişilere nasıl davrandığı belirtir mi bence evet
Çabalamayan erkek diye bir şey yok. Arabasına saatlerce bakım yapan, sevdiği takımın maçını kaçırmayan, istediği bir şeyi almak için aylarca para biriktiren erkek sevdiği kadına gelince “ben böyleyim” diyorsa mesele yapamaması değil, yeterince istememesidir. Çünkü erkek istediği kadını kaybetmemek için elinden geleni yapar, gerisi sadece bahanedir. Aksine asla inanmıyorum.
Halden anlamayan birine bi şeyler anlatmak, anlamadığını görüp yeni yeni şekillerde tekrar tekrar anlatmayı denemek. İşte bu en büyük israf; direkt ömürden gidiyor.
Yatın kalkın, iyi bir insana denk gelmek için dua edin. Artık kimin iyi olduğunu anlamak gerçekten çok zor. 'Eğitimli' diyorsun, cahil çıkıyor. 'Ahlaklı biridir' diyorsun, karaktersiz çıkıyor. 'İyi aile' diyorsun, iyiliğe dair nasibi yok. Henüz görünüşün, yaşantının, geçmişin, sahip olunan kimliğin referans sayılabileceği bir devirde değiliz. Çıkarlar söz konusu olmadan ve menfaatlerle sınanmadan kimsenin gerçek yüzünü göremediğimiz bir devirdeyiz. Herkes çıkarı kadar iyi, menfaati kadar vefalı..
Bir erkeği tanımak istiyorsanız, söylediklerine değil; geçmişte birlikte olduğu kadınlara ve sosyal medyada kimleri takip ettiğine bakın. Çünkü insanın karakteri, seçimlerinde gizlidir. Kalitesiz tercihler yapmış, önüne gelene ilgi göstermiş birinden sadakat ve seviye beklenemez.
yaş aldıkça aşk acısı çekmenin büyük bir lüks olduğunu anladım. derlerdi de inanmazdım. hayatın kendisiyle tanışıyorsun. hastalıklarla, kayıplarla, geçim derdiyle, zamanın ne kadar acımasız olduğuyla. o yüzden insanın zihnini tek bir şeye ayırabilmesi bile başlı başına ayrıcalık
Hiçbir erkeğin peşinden koşmayın. İnanın canları isteyince dünyanın en ilgili insanı oluyorlar. Yazıyorlar da, arıyorlar da, vakit de ayırıyorlar. Siz sadece istemeyeni ikna etmeye çalışmayın. Olmuyorsa da “ne hali varsa görsün” deyip yolunuza bakın. Dünya onun etrafında dönmüyor. Canı isterse zaten gelir, istemezse de kendi kaybı.