a girl on tiktok said “healing is so hard because it is a constant battle between your inner child who is scared and just wants safety.... your inner teenager who is angry and just wants justice.... and your current self-who is tired and just wants peace." and it hits me hard.
Ben seni çok benimsemişim.
Çok katmışım kendime farkında olmadan.
Benimki hiç biz olmayan bir şeyi sahiplenmekmiş.
Ben ne yaptığımı bilmeden,
Çok uçsuz bucaksız sevmişim seni.
Didem Madak
Ben seni çok benimsemişim.
Çok katmışım kendime farkında olmadan.
Benimki hiç biz olmayan bir şeyi sahiplenmekmiş.
Ben ne yaptığımı bilmeden,
çok uçsuz bucaksız sevmişim seni.
Interstellar bir uzay filmi değil.
Bir aşk hikâyesi.
Evet, içinde kara delikler var.
Görelilik teorisi var.
Zamanın bükülmesi var.
Ama dikkatli izlersen şunu görürsün:
Film fiziği anlatmıyor, bağı anlatıyor.
Christopher Nolan’ın filmlerinde hep bir şey olur.
Cevap, en büyük patlamada değil; en sakin cümlede saklıdır.
Bu filmde o cümle Dr. Brand’den gelir:
“Love is the one thing that transcends time and space.”
Yani sevgi, zaman ve mekânın ötesine geçebilen tek şeydir.
Film bize Einstein’ı anlatır.
Kara delikleri anlatır.
Yerçekimini anlatır.
Ama aslında şunu savunur:
Algımızın ötesinde bir boyut var.
Ve o boyutta fizik değil, bağ çalışıyor.
Bir babanın kızıyla kurduğu bağ,
milyonlarca ışık yılına rağmen kopmuyor.
Zaman genişliyor.
Yıllar geçiyor.
Gezegenler değişiyor.
Ama sevgi sabit kalıyor.
Interstellar’ın en güçlü iddiası şu olabilir:
Evrenin en güçlü kuvveti yerçekimi değil.
Sevgi.
Ve belki de gerçekten bir şeyleri değiştiren,
bizi olağanüstü şeyler yapmaya iten güç de bu.
Aşk romantik bir duygu değil sadece.
Bir itki.
Bir karar.
Bir fedakârlık.
Cooper’ın geri dönmesini sağlayan şey teknoloji değil.
Aşk.
Belki de mesele şu:
Sevgi, bizi sıradan kapasitemizin ötesine taşır.
Bir baba, bir çocuk için imkânsızı dener.
Bir insan, sevdiği biri için korkusunu yener.
Ve o anlarda zaman yavaşlar,
mesafe önemsizleşir.
Belki gerçekten uzayı bükmüyoruz.
Ama kendi sınırlarımızı büküyoruz.
Soru şu:
Sen hayatında neyi gerçekten seviyorsun?
Çünkü belki de seni ileri taşıyacak olan şey,
mantık değil; bağdır.
Söyle bana, bir galaksinin taşıdığı ışık kadar değerliyken neden başkasının ilgisine ihtiyaç duyduğunu sanıyorsun?
Sen, kırıntılarla yetinmek ya da bir başkasının seni fark etmesini beklemek için dünyaya gelmedin. Değerin, birinin seni görmesine ya da görmezden gelmesine bağlı değil.
Gerçek değer, dışarıdan verilen bir onay değil; insanın içinde taşıdığı ışıktır. Ve sen, bunu unutamayacak kadar özelsin.
Kendini hatırla.
Bence böyle tek tek gözaltına almakla uğraşmayın; toplayın tüm muhalefet belediye başkanlarını bir meydana. Bize geçiyor musunuz diye sorun! Geçmeyenleri orada alın. Nasılsa halkın tercihleri sizi bağlamıyor…