TÜRKİYE’NİN GÜCÜNE DÖNÜŞTÜRMEK NE DEMEKTİR? İYİ OKU!
Sürecin bir tek amacı var:
Silahların koşulsuz bırakılması ve örgütün feshedilmesi.
PKK sadece silahlı unsurlardan ibaret değil, milyonlarla ifadesini bulan sivil-siyasi unsurlardan da ibaret.
Hepsi de bizim vatandaşlarımız.
PKK’nın partisi bugün ülkemizin üçüncü partisi olarak mecliste.
Devletimizin bekası ve milletimizin birliği açısından PKK bu haliyle bir tehdit unsuru.
Silahını bırakıp gelenler için düşünülen şey ne?
“Devlet ve toplumla bütünleştirmek.”
Silah yerine siyasetin, ölüm yerine hayatın ikame edilmesi.
Silahlarla birlikte etnikçi-bölücü fikirlerin ve öfkenin de ebediyen toprağa gömülmesi.
Sürecin asıl amacı da bu zaten:
Türkiye için tehdit oluşturan bu gücün devlet ve toplumla bütünleştirilmesi.
PKK’nın silahlı ve silahsız unsurlarıyla bir tehdit unsuru olmaktan çıkartılıp Türkiye’nin gücüne dönüştürülmesi tam olarak bu demek işte!
Bu kadarını anlamaktan yoksun bir akla sahip olanların bu ülkede bakanlık yapmış olmaları veya anladıkları halde bu sözümüzü bilerek çarpıtıp başka marazi mecralara çekiyor olmaları, hakikaten ülkemiz adına üzücü bir durum.
Sanki ben PKK’nın silahlı gücü gelip ordunun bir parçası olsun vs demişim gibi bir algı oluşturanların yaptıkları şey, aslında bu ülkenin kalıcı barışına zarar.
PKK’nın bugün milyonlarla ifadesini bulan sosyolojisini bir bütün olarak Türkiye’nin gücüne dönüştürmek, yani o sosyolojiyi devlet ve toplumla bütünleştirmek ve artık Sayın Bahçeli’nin dediği gibi “Hepimiz eşitiz Türkiye!” anlayışını kuvveden fiile çıkarmak o birilerini niçin bu denli rahatsız ediyor?
Türkiye için tehdit oluşturan bir gücü tarihi bir kazanıma dönüştürmekten bahsediyoruz biz.
Sözümüzün amacının bu olduğunu iyi niyetli olan herkes anlar.
HAMİŞ
Öcalan 27 Şubat çağrısında açıkça ilan etti:
Ulus-devlet, federasyon ve özerklik talebine hayır!
Hatta çözüme engel oluşturacak kültüralist taleplere bile kapalıyız!
Amacımız “devlet ve toplumla bütünleşmek”!
Sorun sadece silahların bırakılması sorunu değildir dememin anlamı açıktır: Esas PKK’nın üzerine oturduğu sosyolojiyi bütünüyle kazanmak! Türk-Kürt ittifakını siyasi ve sosyal bir yeni mimariye taşımak! Dağı artık cazibe ve çözüm merkezi olmaktan çıkartmak!
Bunun için gerekli olan demokratik hamleleri atmak Sn. Bahçeli’nin dediği gibi.
İnşa sürecinden kastettiğim de budur: Türkiye Yüzyılı’nı yeni devrin ruhuna uygun yeni bir anayasa temelinde inşa etmek!
Bu sözlerimin hepsini öz itibariyle Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Bahçeli defalarca dile getirdiler. Nokta.
Algı operasyonlarına ve çarpıtmalara karşı net hakikatler
1. Silahların koşulsuz bırakılması,
2. Etnikçi ve bölücü fikirlerin toprağa gömülmesi,
3. Türk-Kürt ittifakının yeni bir sosyo-politik mimariyle güçlendirilmesi.
DEMBİR-DER olarak toplumsal bütünleşme ile bir aradayız.
Süreç hepimizi, herkesi ve ülkemizi ilgilendiriyor.
Süreç hakkında konuşmak için görevli-vazifeli olmak gerekmiyor.
Veya sadece görevli-vazifeli olanlar konuşsun, gayrısı sussun demek akla ziyan bir öneri.
Bugüne kadar yalnızca süreci destekledik.
Sürece katkı sağlamaya çalıştık,
Söylediğimiz hiç bir söz sürecin ruhuna ve amacına aykırı değildi.
Devletimizin/iktidarımızın politikalarının arkasında durduk.
Önerilerimiz hep daha iyi olması içindi.
MHP’nin Bilge Lideri sürecin başarıyla hitamı için Öcalan’a statü talebinde bulunmuştu.
“Barış sürecinde siyasal koordinatörlük” statüsünün gerekli olduğunu söylemişti.
Ki doğru bir öneriydi bu.
Destekledik.
Destekliyoruz.
Şimdi anlam veremediğim bir biçimde içimizde suretimize bürünmüş birileri devletimiz tarafından mecliste sürece destek veren değerli partilerimizin katkılarıyla oluşan bir kanun teklifine Öcalan’ın da onay vererek sürecin başarıyla hitamına katkı sağladığını söylememden rahatsızlık duymaya başladılar.
Kendi süreç karşıtlıklarını gizlemek için bizim bu açıklamamızla sürece ve süreci yürüten iktidara zarar verdiğimizi ileri sürecek kadar haddini aşanlara şunu diyoruz ki, Öcalan’a haklı olarak statü talebinde bulunan ve sorunun kalıcı çözümü için Öcalan’ın rolünün yasal olarak belirlenmesi gerektiğini söyleyen Sayın Bahçeli sürece zarar mı verdi ki bizim hazırlanan kanun teklifine Öcalan da onay vererek kalıcı çözüme katkı sağladı dememiz zarar versin? Öcalan madem ki çözümün bir aktörüdür o halde kendisiyle müzakere edilmesinden daha tabii ne olabilir?
Bunu dediğimiz için sürece zarar verdiğimizi veya devletimizi sıkıntıya soktuğumuzu iddia eden o suretimizden görünen süreç karşıtı cüce ve korkak akıllılar asıl susması gerekenlerdir.
Hadsizliğin lüzumu yok.
Biz nerede neyi konuşacağımızı biliriz.
Susmamız gereken yerde susacağımızı da.
Bilge Lider Bahçeli Öcalan’ı “şayet sorunu çözecekse gelsin mecliste DEM Parti grubunda konuşsun!” diyerek cesaretle başlattığı süreci aynı cesaretle savunanlardanız.
O günlerde Bahçeli’nin başlattığı süreci “ihanet projesi” diyerek orda burda suçlayan o içimizdeki süreç bozguncuları bugün sürecin nihayetine erdiğimiz bu günlerde sürece cesaretle sahip çıkan ve yalnızca devletimizin-iktidarımızın politikalarının arkasında duran, ama sürecin köklü ve kalıcı çözümü için de neler yapılması gerektiğini salık veren bizleri o korkak ve cüce akıllarıyla hizaya çekmeye çalışıyorlar.
Sığındıkları yer de devlet ve partimiz.
Hadi ordan!
Asıl devletimize, partimize, Cumhur ittifakımıza zarar verenler sizlersiniz!
Süreç boyunca bozgunculuğunuzu açığa vurmaktan kaçınmadınız. Hiç bir öngörünüz doğru çıkmadığı halde hala konuşmaya devam ediyorsunuz.
Şimdi kalkıp sürecin size rağmen başarıyla tamamlanacağını gördüğünüz için o aleni süreç bozguncularının ağzıyla bize çemkiriyorsunuz.
O aleni süreç bozguncularının sözleri bize girân gelmez ama suretimizden görünen o süreç karşıtlarının fitneci sözleri zorumuza gider.
Hâlâ onları ekranlarında ağırlamaya devam edenlerin tavırları da.
Demokrasi ve Birlik Derneği Genel Başkanımız Sayın Mehmet Metiner'in apaçık ifade ettiği gibi:
Barış masası dostlarla değil, muhatabıyla yapılır.
Mesele son derece NETTİR! Terörün bitmesini, silahların bırakılmasını ve kanın durmasını istiyorsak bu adımlardan kaçınamayız. Ortada bir taviz yok; aksine silahı alıp yerine siyaseti koyma kararlılığı var.
Demokrasi ve Birlik Derneği’nin (@Dembirder) en genç | Yönetim Kurulu Üyesi olarak; bu asil, hakikatli ve dik duruşa sahip Genel Başkanımız Sayın @MetinerBasin’in yolundan yürümek benim için EN BÜYÜK GURUR ve ŞEREFTİR.
Saygı ve hürmetlerimle...
İzlemeniz dileğiyle👇
“Barış ve Uzlaşma Düşmanla Yapılır, Dostla Yapılmaz.”
Genel Başkanımız Sayın @MetinerBasin dünkü (28.07.2026) Radyo Sputnik yayınında ifade ettiği bu ilke, barış ve uzlaşının temel esasıdır.👇
Amacımız açık: Silahların çıkarılması, toplumsal bütünleşmenin sağlanması.
Tarihi hakikatler işte böyle ezber bozmaya devam ediyor.
Buyrun okuyunuz.👇 “(27 Ağustos 2002)”
Gerçeklerin ortaya çıkma gibi bir huyu vardır, bilesiniz.
ÖCALAN’A İMRALI’DA İLK KİM AF ÖNERDİ?
Öcalan’dan dinleyelim:
“İlk geldiğimde genelkurmay başkanının temsilcisi beni karşıladı, ‘Sana büyük işler düşüyor’ dedi. ‘Aflar filan gündeme gelebilir’ dedi, ‘sizinkiler ne biçim savaşıyorlar, savaşmayı da bilmiyorlar, onları engelle.’
Ben de bu konuda üstüme düşeni yaparım dedim. Söylemleri mantıklı geliyordu. Benim dışarıdayken yapmayı düşündüklerime denk geliyordu. Genelkurmay temsilcisi başta kardeşlik lafını kullandı. Olumlu buldum. Hatta bana ‘Sen bile içerde uzun kalmazsın’ demişti. Sorumlu devlet bir şeyler düşünüyor dedim. Tamam, isyan etmeyelim, kardeşçe çözüm dedim.”
Öcalan bu sözleri 27 Ağustos 2002 tarihinde kendisiyle görüşen avukatlarına anlatıyordu.
Neymiş demek ki yakalandıktan hemen sonra İmralı’da Öcalan’la müzakere masasına oturanlar ‘af’ önermişler!
Şimdi müzakereyi ve ‘umut hakkı’nı dillerine doluyorlar!
Dembir-Der olarak tek yüreğiz! 🇹🇷
Genel Sekreterimiz | Dernek Sözcümüz Sayın @1Mustafakel ’in vurguladığı gibi; Sayın @MetinerBasin öncülüğünde ülkemizin huzuru, birliği ve toplumsal barışı için var gücümüzle çalışmaya ve sorumluluk almaya devam ediyoruz.
“Demokrasi ve Birlik Derneği olarak; huzuru, kardeşliği ve toplumsal birliği güçlendirecek her adımın yanında olmaya devam edeceğiz. Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edeceğiz.”
Demokrasi ve Birlik Derneği olarak tam bir kararlılıkla kenetlendik! 🇹🇷
Genel Başkan Yardımcımız Sayın @ahmet_kutalmis’ın da belirttiği gibi; Genel Başkanımız Sayın @MetinerBasin liderliğinde ülkemizin birliği, toplumsal barış ve geleceğimiz için sorumluluk almaya hazırız.
Demokrasi ve Birlik Derneği olarak, Ülkemizin birliği ve geleceği için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu almaya, barışın ve demokrasinin teminatı olmaya hazırız…
Demokrasi ve Birlik Derneği🇹🇷
Yönetim Kurulu Üyesi | Ayşenur DAĞDEVİREN
Süreç boyunca iki şey yaptım:
Birincisi, öngörülerde bulundum.
İkincisi, olması gerekeni söyledim.
Suriye’de olması gerekeni söylediğimde kıyamet koparttı o birileri.
Ne oldu?
Olması gereken oldu.
Daha da olacak.
Suriye’nin yeni anayasasını bekleyiniz derim.
En çözülmez denilen Suriye sorunu çözüldü.
O günkü öngörümüz gerçekleşti.
“Mazlum Abdi Öcalan’ın sözünün dışına çıkmaz!” dedik.
Çıkmadığını gösterdi.
Bunlar hep müzakere yoluyla oldu.
Şimdi sıra Türkiye’deki sorununun çözümüne geldi.
Çözüm önümüzde duruyor.
Karşılıklı bir mutabakat oluşmuş durumda.
Bu iş bitti inşallah diyoruz o birileri “Nerden biliyorsun, bu bilgileri kim veriyor sana?” diyor.
Öngörülerim var.
Sorunu çözmek istemiyor olsa Öcalan Suriye’deki çözüme niçin katkı sağlasın?
Devletimiz sorunu kökten çözmek istemiyorsa iki yıl boyunca niye uğraşıp didinsin?
Demek ki ortada kalıcı çözüm için oluşmuş bir mutabakat var.
Demek ki devletimiz ile Öcalan arasında kesin çözüm noktasında bir sorun yok.
Ortada bir mutabakat olmamış olsa veya bir aşılamayacak bir sorun olmuş olsa sizce devletimiz İmralı kapısını DEM heyetine açar mı?
Sizce varılmış bir mutabakat olmamış olsa DEM Parti sürecin yasasına evet der miydi?
Bütün bunları bilmek için istihbaratçı olmaya veya bir yerlerden bilgi almaya gerek yok.
Aklınız varsa anlarsınız.
Her şey ayan beyan ortada.
Aklı olan için.
Meseleyi en başından itibaren bilen ve süreci tarihsel arka plan çerçevesinde okumasını bilen bir akla sahip iseniz bu sonuçlara varmanız hiç de zor değil.
Süreçte olması gerekeni de söylüyorum:
-Süreç bütünüyle dağı boşaltan bir amaç üzerine oturmalı. Herkesi kapsamalı ve hiç kimseyi dışarıda bırakmamalı. Bunu karşılıklı güven temelinde etap etap gerçekleştirmeli.
-Süreç dağı artık ebediyen bir cazibe veya çözüm merkezi olmaktan çıkartacak demokratik hamlelerle taçlandırmalı. Yeni bir anayasa temelinde Türkiye Yüzyılı’nın inşa süreci başlatılmalı.
Bir siyasal öngörüyle noktalayalım:
Göreceksiniz bütün bunlar olacak.
Biz Demokrasi ve Birlik Derneği olarak bütün bu süreçlerde her daim barışın, kardeşliğin, birliğin ve demokrasinin savunucuları olacağız.
Türkiye Yüzyılı’nın inşa sürecine katkı sunanlardan olacağız.
Genel Başkanımız Sayın @MetinerBasin’in tarihi sürece dair tespiti ve yol haritası son derece nettir.
Kardeşliğin, birliğin, demokrasinin ve Türkiye Yüzyılı’nın inşasında barışın safında yer almaya devam edeceğiz.
Süreç ile yorumları…👇
Süreç boyunca iki şey yaptım:
Birincisi, öngörülerde bulundum.
İkincisi, olması gerekeni söyledim.
Suriye’de olması gerekeni söylediğimde kıyamet koparttı o birileri.
Ne oldu?
Olması gereken oldu.
Daha da olacak.
Suriye’nin yeni anayasasını bekleyiniz derim.
En çözülmez denilen Suriye sorunu çözüldü.
O günkü öngörümüz gerçekleşti.
“Mazlum Abdi Öcalan’ın sözünün dışına çıkmaz!” dedik.
Çıkmadığını gösterdi.
Bunlar hep müzakere yoluyla oldu.
Şimdi sıra Türkiye’deki sorununun çözümüne geldi.
Çözüm önümüzde duruyor.
Karşılıklı bir mutabakat oluşmuş durumda.
Bu iş bitti inşallah diyoruz o birileri “Nerden biliyorsun, bu bilgileri kim veriyor sana?” diyor.
Öngörülerim var.
Sorunu çözmek istemiyor olsa Öcalan Suriye’deki çözüme niçin katkı sağlasın?
Devletimiz sorunu kökten çözmek istemiyorsa iki yıl boyunca niye uğraşıp didinsin?
Demek ki ortada kalıcı çözüm için oluşmuş bir mutabakat var.
Demek ki devletimiz ile Öcalan arasında kesin çözüm noktasında bir sorun yok.
Ortada bir mutabakat olmamış olsa veya bir aşılamayacak bir sorun olmuş olsa sizce devletimiz İmralı kapısını DEM heyetine açar mı?
Sizce varılmış bir mutabakat olmamış olsa DEM Parti sürecin yasasına evet der miydi?
Bütün bunları bilmek için istihbaratçı olmaya veya bir yerlerden bilgi almaya gerek yok.
Aklınız varsa anlarsınız.
Her şey ayan beyan ortada.
Aklı olan için.
Meseleyi en başından itibaren bilen ve süreci tarihsel arka plan çerçevesinde okumasını bilen bir akla sahip iseniz bu sonuçlara varmanız hiç de zor değil.
Süreçte olması gerekeni de söylüyorum:
-Süreç bütünüyle dağı boşaltan bir amaç üzerine oturmalı. Herkesi kapsamalı ve hiç kimseyi dışarıda bırakmamalı. Bunu karşılıklı güven temelinde etap etap gerçekleştirmeli.
-Süreç dağı artık ebediyen bir cazibe veya çözüm merkezi olmaktan çıkartacak demokratik hamlelerle taçlandırmalı. Yeni bir anayasa temelinde Türkiye Yüzyılı’nın inşa süreci başlatılmalı.
Bir siyasal öngörüyle noktalayalım:
Göreceksiniz bütün bunlar olacak.
Biz Demokrasi ve Birlik Derneği olarak bütün bu süreçlerde her daim barışın, kardeşliğin, birliğin ve demokrasinin savunucuları olacağız.
Türkiye Yüzyılı’nın inşa sürecine katkı sunanlardan olacağız.
Sayın Nil Apaydın’ın değerlendirmelerini gerçekten ayakta alkışlıyorum. 👏
Ve gerçekten de söylediği gibi…
Genel Başkanımız Sayın @MetinerBasin, sadece bir siyasetçi veya gazeteci değil; öngörüleriyle sahayı doğru okuyan, fırtınalı zamanlarda bile doğruyu söylemekten çekinmeyen gerçek bir fikir insanıdır. Dün ne söylediyse bugün bir bir gerçekleşiyor ve dün ne dediyse bugün de sözünün arkasında dimdik duruyor.
Sayın Mehmet Metiner’in tecrübesi ve dirayetiyle bu yolda bize liderlik ettiği için minnettarız…
Sağ olun, hep var olun Sayın @MetinerBasin.
Özellikle biz gençlerin böyle doğru sözlere,
böyle dik duran cesur liderlere ihtiyacımız var. 🇹🇷
Vatanımız, milletimiz için çok yaşayın inşaAllah.🇹🇷
Dün ne söylediğini bilmeyen, sığ eleştirilere taviz bile vermiyoruz.
Sayın Nil Apaydın’ın değerlendirmelerini gerçekten ayakta alkışlıyorum. 👏
Ve gerçekten de söylediği gibi…
Genel Başkanımız Sayın @MetinerBasin, sadece bir siyasetçi veya gazeteci değil; öngörüleriyle sahayı doğru okuyan, fırtınalı zamanlarda bile doğruyu söylemekten çekinmeyen gerçek bir fikir insanıdır. Dün ne söylediyse bugün bir bir gerçekleşiyor ve dün ne dediyse bugün de sözünün arkasında dimdik duruyor.
Sayın Mehmet Metiner’in tecrübesi ve dirayetiyle bu yolda bize liderlik ettiği için minnettarız…
Sağ olun, hep var olun Sayın @MetinerBasin.
Özellikle biz gençlerin böyle doğru sözlere,
böyle dik duran cesur liderlere ihtiyacımız var. 🇹🇷
Vatanımız, milletimiz için çok yaşayın inşaAllah.🇹🇷
Dün ne söylediğini bilmeyen, sığ eleştirilere taviz bile vermiyoruz.
Terörsüz Türkiye süreci başladığından beri Sayın @MetinerBasin pek çok tespitte bulundu. Bunların büyük bir kısmının doğru çıkmış olması ise ayrı bir mesele.
Buna şaşıranlar var. Bunun sebebi, ülkemizde kendisini aydın olarak konumlandıran çevrelerin önemli bir bölümünün yaşadığı akıl tutulması olabilir.
Oysa ömrünü bu sahada ve siyasetin merkezinde mücadele ederek geçirmiş bir gazeteci ve siyasetçinin isabetli analizler yapması şaşılacak değil; tam aksine beklenmesi gereken şeydir.
DEMBİR-DER Genel Başkanımız @MetinerBasin’den Rudaw TV'de dikkat çeken açıklaması;
Demokratik, özgürlükçü ve güçlü Türkiye için adım adım geleceğe... 👇
Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz.
Barışı savaşanlar yapar.
Uzlaşıyı da.
Barış düşmanla yapılır, dostla değil.
Düşmanlar birbirlerini muhatap alarak, birbirlerinin elini sıkarak ve birbirleriyle oturup konuşarak bunu sağlarlar.
Dahası düşmanlar barışmak için el sıkıştıklarında veya müzakere için masaya oturduklarında birbirlerine hakaret etmezler, tersine birbirlerinin hassasiyetine özen gösterirler.
Birbirlerini tahkir ve tezyiften uzak dururlar.
Birbirlerinin hassasiyetini kaşımazlar, tam tersine hassasiyetleri ortaklaştıracak bir dil oluşturmaya gayret ederler.
Amacı barış olanlar dünü dünde bırakmasını bilirler ve geleceğe bakarlar.
Çünkü bilirler ki barışla herkes kazanır.