yaşamdaki kısa anları anlamlı kılabilmek/making sense out of just mere moments/psychology,literature,art,photography,movies,cats and many more are in my fancy.
It was the best of times,it was the worst of times,it was the age of wisdom,it was the age of foolishness, it was the epoch of belief,it was the epoch of incredulity,it was the season of Light,it was the season of Darkness, it was the spring of hope,it was the winter of despair.
It doesn’t matter if the man killed by ICE in Maine was authorized to work in the United States or not. It doesn’t matter if he had a social security or not. ICE should not be killing anyone. Period.
Şule Aydın: "Gözümüzün içine baka baka milyonlarca insan, aynı anda dolandırıldığı hissiyle karşı karşıya.
Depremde insanlar bir demir makası bulamadığı için sevdiklerini, 6 aylık bebeklerini kaybederken, içeriden annesinin babasının çığlıklarını duymasına rağmen içeriye giremezken...
O beton yığınlarının arasında böyle acıların yaşandığı bir yerden küçücük zerre kadar menfaat elde etmiş herkes çok mide bulandırıcı ve sonuna kadar hesap sorulması gereken kişilerden biridir, yargılanmalılar ve hesap vermeliler."
@AysuBankoglu Sizin gibiler yüzünden bu ülkede gerçek SSÇ ler güme gidecek. Niye mi;
Ayırt etmeyi reddediyorsunuz çünkü..
Soruyorum;
Ahmet’in katilleri SSÇ mi?
9-10 sene sonra çıksın mı?
Peki Ahmet’in yaşam hakkı ne oldu..
70-80 yıl ömrü ne oldu ..
Katiller SSÇ değildir KATİLDİR
Akşamdan beri şaşkınlığımı üzerimden atamıyorum.
"Masraflarımı bir iş insanı karşılıyor, ismini açıklayamam" ne demek abi?
📍Bu nasıl bir aymazlık, nasıl bir ayıp.
📍Normal bir ülkede bunu söyleyen bir siyasetçinin siyasi hayatı o dakikada biter.
📍Neyin karşılığında sana sponsor oldu bu iş insanı?
📍Hangi gerekçeyle sana para harcadı?
📍Geçmişte aldıkları karşılığında mı, gelecekte alacakları beklentisi ile mi?
Radikal gazetesine yazılan bütün yazılar bir anda silinip gitti. Kaç sene yazdığım online sitenin yöneticisiyle fikir ayrılığına düştük, pat diye siliverdi bütün yazılarımı. Bunlar Assange'ın işaret ettiği tehlikelerin yanında devede kulak. Büyük tehlikeyle karşı karşıyayız.
Yirmi yıl önce Google Books da milyonlarca kitabı taramıştı, ama kitapları imha etmeden. Project Panama'yı asıl kırılma noktası haline getiren, dijitalleştirmenin kendisi değil, dijitalleştirmenin geri dönüşü olmayan bir imhayla birlikte gerçekleşmesi.
Satılan kitapların büyük bölümü yıllarca rafta bekleyen, ikinci el piyasasında pratik olarak değersiz, tozlu depo nüshaları. Fiziksel nüsha yok olsa da, metnin kendisi, en azından bir şirketin sunucularında dijital biçimde varlığını sürdürüyor. Hadise buradan okunabilir elbet. Ancak işin bir de etik, ticari ve telif boyutu yönü var.
Bir kitabın piyasada dolaşan son nüshalarından biri, belki de sonuncusu, taranıp imha edildiğinde, o metnin fiziksel varlığı insanlık tarihinden çıkıyor. Google Books tartışmalı da olsa nihayetinde kamuya açık bir arama motoru. Kullanıcı en azından bir sayfayı görebiliyordu. Project Panama'nın ürettiği dijital kopyalar ise hiçbir kamusal erişime açılmıyor, sadece bir dil modelinin tabiri caizse hammaddesi olarak yok oluyor. Salt bir veri katmanına katılıyor. Bir avuç AI şirketinin kapalı arşivinde birikiyor ve bir dil modelinin ticari çıktısına dönüşüyor.
Bu dönüşüm bilgiyi sanıldığı gibi demokratikleştirmiyor yani. Ortak mera nasıl özel mülkiyete dönüştürülüyorsa, burada da kamusal, yarı kamusal bir kültürel havuz, sahaflarda, kütüphanelerde dolaşan, teorik olarak herkesin erişebileceği kitaplar, tek bir özel arşive çekiliyor.
In 2020, the world fell silent.
Cities emptied. Borders closed. Families were separated. Millions of people found themselves alone, wondering when life would ever feel normal again.
While much of the world searched for hope, one of Hollywood's most beloved actors quietly picked up his phone.
Sam Neill wasn't promoting a movie.
He wasn't chasing headlines.
Instead, he walked out onto his farm in New Zealand and invited the world to spend a few peaceful minutes with him.
He introduced everyone to Peggy the duck, who quickly became an internet favorite. Charlie Pickering waddled around the farm as if he owned the place. Helena Bonham Carter grazed peacefully in the fields, while Jeff Goldblum the ram and Michael Fassbender the rooster added their own unique personalities. There was even Bryce Dallas Howard, his rescue chicken, who became known as his loyal "guard chicken."
The names made people laugh.
The moments made them stay.
There were no scripts.
No expensive cameras.
No carefully planned productions.
Just Sam talking to his animals, reading poetry, sharing stories, singing the occasional song, and reminding millions that even during the darkest days, life could still be beautiful.
For people trapped inside their homes, those simple videos became something to look forward to.
A few minutes of calm.
A few minutes of laughter.
A few minutes where the world didn't feel quite so heavy.
Years later, Sam Neill revealed that he had been diagnosed with stage 3 blood cancer.
During treatment, he wrote his memoir and spoke openly about what mattered most.
It wasn't fame.
It wasn't awards.
It was his family.
His friends.
His vineyard.
His animals.
And the simple privilege of waking up to another ordinary day.
The man who spent decades helping audiences escape through unforgettable films ended up creating one of his most meaningful performances without ever stepping onto a movie set.
He simply opened the gate to his farm, introduced the world to his animals, and reminded millions that hope doesn't always arrive with grand gestures
@lvntozrn O nasıl iş insanı ki 80’ine merdiven dayamış girdiği tüm seçimleri, en son parti başkanlığı koltuğunu kaybetmiş birine yatırım yapıyor.
İlginç
Kemal Kılıçdaroğlu "masraflarımı, arabamı bir iş insanı karşıladı, ismini söyleyemem" diyor.
📍Yahu bir araba tahsisi yüzünden hapis yatan belediye başkanı var.
Sen nasıl bir tipsin?
@TKRgazete 18 bin TL olması gereken fatura sehven 18 milyon TL olarak düzenlenmiş, hata fark edilince iptal edilip doğru tutarla yeniden kesilmiştir. Ödeme de 18 bin TL olarak yapılmıştır.
Ortada naylon fatura değil, düzeltilmiş bir fatura hatası vardır. İftira atmaktan utanmıyorlar..
‼️Çalışmadığı yerden soru gelince, genç bir belediye başkanına “kuşkularım var” diyerek algı yaratıyor. Sırf soruya cevap bulamadığı için verdiği cevaptan, suratından ve vücut dilinden de bunu anlıyorsunuz. Acaba Çankaya’ya operasyon yapıldığından haberi var mı? Öyle boş bakıyor ki… “Ayrıntıya girmeyeyim” diyor ya ayrıntıya istese de giremez çünkü bilmiyor . Ülke gündeminden bir haber.
Sözde CHP Genel Başkanıyım diye ortalarda geziyorsun. Çankaya Belediyesi’nde ne oluyor, belediye başkanı ne açıklama yaptı diye bir okusaydın ya…
Bak, o kadar pasif ki dünyadan bir haber. Eline tutuşturulanların dışında hiçbir şey konuşmuyor. “Bilmiyorum”, “O konu hakkında bir şey diyemem”, “Başka konu konuşalım” diye diye geçiştiriyor.
Bir öyle diyor, bir böyle diyor; tutarsız konuşmalar… Şu adamın peşinden gidenlere samimi söylüyorum: Yazık. Bundan medet umanlara da yazık. Acınası hâldeler…
Sen, Ekrem İmamoğlu’nun yürüdüğü yoldan geçerken bile saygı duruşunda geçmelisin. Ekrem İmamoğlu” ismimi ağzına alma” diye çağrı yapmalı ivedilikle…
Kayyum Kılıçdaroğlu, 24 gün önce SZC TV’de iddianameleri okumadığını söylüyordu. Bugün TV100’de, 140 bin 824 sayfalık iddianamelerin tamamını okuduğunu söyledi.
24 günde günde yaklaşık 5 bin 867.
Kamuoyunu aptal yerine koyuyor, utanmıyor.
K.K ne diyor diye izleyim dedim
Beni protesto edenler CHP'li değil, TİP'li, Türkiye İşçi Partili dedi. Ulan hain, cumhurbaşkanlığı seçiminde "1 oy TİP'e, 1 oy Kemal'e" dedik. Bu sloganın, bu PR'ın sahibi de bizdik.
Biz TİP'liler, AKP'nin karşısında kazanacak aday diye sana destek verdik. Adalet Yürüyüşü'nde TİP Genel Başkanı Erkan Baş size destek verdi. Bu ülkede solu sattınız, saraya payanda oldunuz. Şimdi de saray ağzıyla, size muhalefet eden herkese "Onlar CHP'li değil" diyorsun. Evet, değiliz! Bu ülkede CHP'li olmayan milyonlarca muhalif de sana destek verdi.
Şimdi çıkmış konuşuyorsun. Hâlâ Ekmeleddin dayatması dönemindeki gibi "CHP'nin kemik oyu var, başka partiye oy vermezler" diyorsun. Baraj altına düştüğünüz günleri unuttunuz galiba. Sürekli yalan söylüyorsun.
Sen nasıl bir inatçısın? Senden gerçekten tiksiniyorum. Ben CHP'li değilim ama sana oy vermiş bir vatandaş olarak seni eleştirme hakkım var. Kimse bize "Siz CHP'li değilsiniz, konuşamazsınız" diyemez. O koltuğa oturmanda sadece CHP'lilerin değil, bu ülkenin her kesiminden muhalif insanların da emeği ve oyu var. Bunu da sakın unutma.
Çino kızı veteriner kontrolünden geçirdik, mamasını tasmasını vs aldık, pansiyonuna da yerleştirdik sık sık da ziyaret edeceğiz. Bence Zippo'ya bulduğumuz hızda yuva buluruz bu kıza değil mi?
1.5 yaşında, dişi, kısır, uysal ve son derece nazik bir Çin aslanı kendisi. Türü gereği başına buyruk ama birlikte yaşaması çok keyifli. Eskişehir'deyiz ama uygun olan adayı bulursak her yere naklini sağlarız. Sahiplenmek isterseniz bana yazabilirsiniz.
Uygun adayı bulana kadar bizim korumamızda olacak uygun adayı bulur bulmaz da yeni bir köpek çıkaracağız barınaktan hadi elden ele paylaşalım 🙏
Kılıçdaroğlu'nun iktidar içinde bir grupla işbirliği yaparak CHP'nin başına getirildiği ve kontrolündeki partinin artık muhalefeti zayıflatmak, iktidarın sandıkta rakip olarak gördüğü isimleri hedef almak için kullanılacağı biliniyor. Buna rağmen bazı CHP'li siyasetçiler hâlâ ona karşı son derece dikkatli bir dil kullanıyor ve doğrudan eleştirmekten kaçınıyor. @kilicdarogluk da bu planı uygularken CHP içinde kendisine yönelik tepkilerin zamanla dineceğini ve partiyi böylece kontrol edeceğini hesaplıyordu.
Ancak hesaplayamadığı şey, toplumsal tepkinin bir türlü sönmemesi oldu. Mutlak butlan kararının üzerinden iki ay geçmesine rağmen Kılıçdaroğlu hâlâ sokağa çıkamıyor; yalnızca kendi kontrolündeki ortamlarda ve cenazelerde görünüyor. Öte yandan, sokaktan sosyal medyaya, cenazelerden toplantı salonlarına kadar farklı ortamlarda tepkiyle karşılaşıyor. Kılıçdaroğlu artık zulmün sembolü ve o nedenle ne çelengi, ne mesajı ne de selamı kabul görüyor.
Bu nedenle, Kılıçdaroğlu'na yakın isimler de açık bir şekilde pozisyon almak yerine en fazla "üçüncü yol" söylemi üzerinden kendilerini ifade edebiliyor.
As with many elected officials I protected for nearly two decades as a police officer, my interactions with him were limited, I do remember when he and I were alone in a elevator and he pretended he didn’t know who I was after my congregational testimony. I will never forget his betrayal to me and my colleagues.