@yazarmuratakan Hala parayla çocuk yaptırabilecegine inanan biri daha parayla olsa almanya genç nüfus olurdu önce milli degerlere dönün aile içi saygıyı tahsis edin kendiliginden düzelir
@eafyoncu Çogu devlet 5ü sene sonrasını planlarken bizimkiler günü birlik düşünür kadınları iş gücüne dahil edecez özgürlükler verecez derken boşanmalar hızla artarken gözünü kapatanlar gelecekte iyi anılmayacaklar
ÜMİT EDERİZ Kİ, BU MİLLET BİR KEZ DAHA İSTANBUL SÖZLEŞMESİ TUZAĞINA DÜŞÜRÜLMEZ.
HÜDA PAR Gaziantep Milletvekili Sayın Şehzade DEMİR’e, son derece önemli bir konuyu gündeme taşıdığı için teşekkür ediyoruz.
Her zamanki gibi, uluslararası sözleşmeler başlığı altında kamuoyunun dikkatinden kaçabilecek, ayrıntı gibi görünen ancak sonuçları itibarıyla son derece kritik olan bir hususu tespit etmiş, yakalamış ve konuya ilişkin kamuoyunu aydınlatıcı bir basın toplantısı gerçekleştirmiştir.
Ancak burada durmamak, meseleyi daha geniş bir perspektiften değerlendirmek gerekmektedir.
İstanbul Sözleşmesi üzerinden geçen yaklaşık sekiz yıllık süreçte bu ülkenin Aile Bakanlığı’nın, milletin aile değerlerini korumaya odaklanan bir kurum olmaktan uzaklaştığı yönündeki eleştiriler kamuoyunda sıkça dile getirilmiştir.
Bu dönemde bakanlık, küresel ölçekte aile yapısını dönüştürmeyi hedefleyen Küresel Finans elitlerin politikalarının yani uluslararası sözleşmeler adı altında insanı çürütmeye kadın erkek cinsiyetini yok etmeyi hedefleyen ve aile kavramını tasfiye ederek insan ve varlığını karşı karşıya en stratejik risklerin normlarını belirleyen Birleşmiş Milletler,Avrupa birliği gibi yapıların insanlığa dayattıkların Türkiye’de uygulama merkezi gibi hareket ettiği şüphesi çok güçlüdür
Sayın Cumhurbaşkanımız’ın İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye’nin çekildiğine dair iradesinin vücut bulduğu zaman diliminde geçen sekiz yıllık süreçte ortaya çıkan toplumsal tablo, bu politikaların ülkeye ve aile kurumuna hangi bedelleri ödettiğinin tartışılmasını gerekli kılmaktadır.
VE BU SEKİZ YILLIK SÜREÇTE DAĞILAN AİLELER, LGBT’NİN KENDİSİNE BULDUĞU GENİŞ ALAN VE KORUMA KALKANI, ÜSTELİK ANAYASAYA AYKIRI OLMASINA RAĞMEN ANAYASA ÜSTÜ ULUSLARARASI SÖZLEŞMELERDEN ALDIĞI GÜÇLE ELDE ETTİĞİ KORUMA KALKANI SAYESİNDE BU ÜLKEYE VE BU MİLLETE HANGİ BEDELLERİ ÖDETTİKLERİ ORTADADIR.
Bugün ise benzer bir tartışma farklı bir zeminde yeniden gündeme gelmektedir.
Küresel ölçekte şekillendirilen politikaların, özellikle Birleşmiş Milletler çatısı altında yürütülen çeşitli programlar ve sözleşmeler aracılığıyla Türkiye’de yeniden etkili hale getirilmek istendiği yönünde ciddi kaygılar bulunmaktadır.
Bu kaygıların temelinde, İstanbul Sözleşmesi döneminde yaşanan tartışmaların farklı isimler ve farklı mekanizmalar üzerinden yeniden gündeme taşınabileceği düşüncesi yer almaktadır.
Milletimiz şu soruları sormaktadır:
Türkiye bir kez daha aile yapısının tasfiye edilmek üzere saldırıya çok daha açık hale getirilmek istendi ve bunun bu sefer BM sözleşmesi adı altına ülkemize dayatılmak istendiği toplumsal değerlerin aşındığı ve cinsiyet tartışmalarının merkeze taşındığı bir sürecin içerisine mi sürüklenecektir?
Bu noktada unutulmaması gereken temel gerçek şudur:
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler’e karşı sorumlu değildir. Avrupa Birliği’ne karşı da sorumlu değildir. Bakanlığın asli sorumluluğu Türk milletine, Türk devletine ve bu milletin aile yapısının korunmasına yöneliktir.
Aile kurumu, bu milletin varlığını geleceğe taşıyan en temel yapı taşlarından biridir. Devletin ilgili kurumlarının da bütün politikalarını bu hassasiyet doğrultusunda şekillendirmesi beklenmektedir.
Bu nedenle Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı’nın da önüne gelen her uluslararası metni yalnızca teknik bir belge olarak değil, Türkiye’nin toplumsal yapısına ve aile kurumuna etkileri bakımından da değerlendirmesi gerekmektedir.
Bugün yapılması gereken şey, geçmişte yaşanan tecrübelerden ders çıkarmak, toplumun hassasiyetlerini dikkate almak ve aile kurumunu güçlendirecek politikaları merkeze almaktır. Aksi takdirde, yıllar sonra aynı tartışmaları yeniden yapmak zorunda kalınabilir.
@tcbestepe@RTErdogan@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli@Akparti@rprefahpartisi@HurDavaPartisi@OcakcogluSBerna@SaadetPartisi@bbpgenelmerkez
ANDROID KULLANICILARI, BUNA DİKKAT EDİN!
Telefonunuz "Depolama dolu" uyarısı verdiğinde fotoğrafları, videoları ve uygulamaları silersiniz. Buna rağmen yer açılmaz.
Çünkü asıl sorun sizin dosyalarınız değil; Android'in arka planda gizlice biriktirdiği sistem çöpleridir.
Dün telefonumdan tek bir fotoğraf, video, uygulama veya sohbet silmeden tam 35 GB boş yer açtım.
Bunu nasıl yaptığımı adım adım anlatıyorum:
👇
@lordsinov Devletin kadın beyanı esas boşanırsan bütün malı alır adli koridorlarındaki nafaka tazminat iftiralar suçlamalar ve sonuç devlet tarafından bastırılmış suçlanmış erkek tarafının güce başvurması ve iki canın sönüp gitmesi
"Benim nafakamı annem ödüyor"
Nafaka davalarında en büyük darbeyi asgari ücretle çalışanlar yedi. İki taraf da asgari ücretli çalışansa yine erkek ödüyordu.
Süresiz nafaka konusunda doğru adım nihayet atıldı. Şimdiye kadar mağdur olanlara geçmiş olsun.
2020 yılından bir video
Nafaka niye ödeniyor o bile saçma. Zaten boşanınca mal paylaşımı yapılmıyor mu?
Devlet, kişi 3 yıl çalışıp işsiz kalınca sadece 6 ay ufak bir miktar para ödüyor, o da kişinin nasıl işten çıkarıldığına bağlı. Devlet, kendi üstlenmediği yükümlülüğü, neden bireyden talep ediyor?
Sanki evlilik boyunca adam, sadece kendine harcıyormuş gibi muamele yapılıyor.
Evlilik boyunca tüm kazandığını ailesine harcayan, masraf olmasın diye yırtılan ayakkabısını diktirip kullanan adamlar var. Ne bu eziyet?
Hangi şartlarda olursa olsun, nafaka süresi maksimum 1 yıl olmalı ve bu bile fazla.
Evlilik çocuk oyuncağı değil. Ya evlenmeyin ya da boşanmayın.
Zaten ayrılmışız, ev almışsak bunu bölüşmüşüz, ben benimle bağı kalmamış birine neden daha yıllarca para ödüyorum?
Akp, kaş yapayım derken sürekli bilerek göz çıkarıyor. Nişandan dönenlere de nafaka bağlayın da tam olsun kimse evlenmesin.
SÜRESİZ NAFAKA SORUNU
"Süre 3 ay olmalı.
Nafakada ilk ödeme veya karardan itibaren başlamalı.
Tedbir nafakası düşülmeli.
Nafaka ara kararına karşı istinaf yolu açık olmalı.
İhtiyaç sahibi ailelere ve kişilere devlet sosyal yardımda bulunmalı.
Sosyal hizmetler devreye girmeli.
Velayet kanuni temsilciye verilmeli.
Çocuk İki tarafla eşit, dengeli ve sağlıklı ilişki kurmalı.
Manipülasyon, silah olarak kullanma önlenmeli, cezalandırma gelmeli
Mal rejimi değişmeli.
Mal ayrılığına dönülmeli.
Kadın boşandığı adamın malî statüsünden istifade edememeli.
6284 değişmeli.
Aile reisliği geri gelmeli
Erkek kavvam olmalı, idare etmeli.
Boşanma bittikten sonra mal rejimi davası başlamalı.
Boşanma kolaylaşmalı.
Sosyal hizmetler ve hakemlik/arabuluculuk zorunlu olmalı
EVLİLİK SÖZLEŞMESİ ZORUNLU OLMALI
Sosyal barış ve huzur sağlanmalı"
(Alıntı)
@TubaDemirc79917 Sokak köpeklerini dillendiriyor cumhurbaşkanı hiçbirşey yapılmıyor istanbul sözleşmesi kalktı diyorlar 6284 var diyorlar süresiz nafaka kalktı diyorlar ama uzun tarihli nafakalardan bahsediyorlar bu ülke artık dikiş tutmaz artık güven kalmadı