Bugün, Dünya KOBİ Gününde, Anadolu Kaplanlarımız için de #BayrakAçıyorum
İstihdamı sırtlayan, üretmeyi sürdüren, faiz-vergi-ceza kıskacına direnen KOBİ’mizin yanındayız
Bolluk Bereket Ekonomisi programımız Lobiler değil, KOBİ’ler için çalışacak. Ancak, acil tedbirler ise şöyle
@memetsimsek Sayın Şimşek;
Birçok Sanayici fabrikaların üzerine GES yatırımı yaptı. EB 10 yıl alım garantisi verip, süre dolmadan yönetmeliği iptal edip, tüketimi kadar enerji satmasına, fazlasını dağıtım şirketlerine bağışlamasına hükmetti.
Binlerce dava açıldı
Konuyu biliyor musunuz?
Fatih Altaylı, Kemal Kılıçdaroğlu’nu adeta gömmüş
*2017 referandumunda 2,5 milyon mühürsüz oyu sen nasıl geçerli kabul edersin
*Senin yüzünden ülkenin rejimi değişti
*Şimdi yenildiğiniz kurultayın peşine mi düştün?
*Bırak artık bu işleri, seni istemiyoruz neden anlamıyorsun
⚠️ “Ben Kemal Kılıçdaroğlu’ndan arınmış bir ülke istiyorum!”
👉🏻 Ünlü oyuncu Şebnem Sönmez’den Kemal Kılıçdaroğlu’na açık mektup:
• TV izlemiyor, sosyal medya kullanmıyormuşsunuz. Sadece iki gazeteyi takip ediyormuşsunuz.
• BirGün Gazetesi’ni okuduğunuz için size buradan seslenmek istedim.
• Bugün bir milletvekili bile değilken CHP’nin devlet tarafından “atanmış” başkanı olmayı kendinize yakıştırıyor musunuz?
• Devletin kolluk gücüyle zorla, zorbalıkla -sözümona ele geçirdiğiniz CHP Genel Merkezi’ne adım atamamanızı nasıl açıklıyorsunuz?
• Seçilmiş Genel Başkan Milli Egemenlik Parkı’na yağmurdan sırılsıklam yürürken, genel merkez binanızda servis edilen çikolatalar afiyet olmasın. Olamaz zaten.
• Bugün Gezi Direnişi’nin 13. yıldönümü. Hem gurur hem de derin bir üzüntü duyuyorum.
• Gururumun da üzüntümün de sebepleri belli, siz gururumda da üzüntümde de zerre kadar yer almıyorsunuz.
• Siz siyasete selam verdiğiniz ilk günden bugüne arınmak istediğim, istediğimiz her şeyin sembolüsünüz.
• Ben sizden arınmış bir ülke istiyorum.
• Cumhuriyeti, halkı ve partiyi sizin zihniyetinizden arıtmak boynumuzun borcudur.
• Söyleyeceğim daha çok şey var ama ben işgalci değilim.
• Görüşmemek üzere.
13 seçim kaybetmiş, AKP 'ye transfer edilmiş sözde genel başkan CHP seçmenini nasıl ikna edecek?
Muhtemelen kurultaya gidemeden baskın seçimde 14. Yenilgisini alacak.
Arşivimden: 2012 yılında yayınlanan Genç Bakış Programı...
CHP'nin %25,9 oyu vardı.
Kılıçdaroğlu, bir sonraki seçimde eğer %26 veya %27'den az oy alırsa bırakıp gideceğini söylemişti.
Bir sonraki yerel seçimde %25, genel seçimde ise %24 oy aldı. Ama bırakıp gitmedi.
Bu operasyon CHP içi bir mesele değildir ve asıl amacı Erdoğan’ı iktidarda tutmaktır. Anayasa 2, 79, 13, 68 ve SPK 21, 121 maddelerine yerleşik tüm içtihatlara aykırı bir siyasal operasyondur. Böyle bir karar hukukta yoktur. Her hangi bir hakim bu kararı alamaz ancak yoğun siyasi baskı ve yönlendirme ile alınır. Arkasında Erdoğan yargısı vardır. Davanın sonucu ile devlet siyasi parti genel başkanı tayin eder hale gelmiştir. Bu rekabetçi değil tam otoriter rejimlerin özelliğidir. Nihai amacın değişmeyen bir iktidar yaratmak olduğunu icazetin ABD başkanında alındığını göremeyenler ya kötü niyetli ya da siyaset okuyamayanlardır.
Gazla, barikatla, zorla parti binamıza girebilirsiniz; ama milletin iradesini asla teslim alamazsınız!
Bugün yağmura, doluya ve kurulan barikatlara rağmen parti binamızdan boyun eğmeden, dimdik çıktık!
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne, milletin iradesiyle yürüdük.
Koltuk meraklılarına ise yalnızca bir makam odası bıraktık.
Genel Başkanımız Özgür Özel ve binlerce yurttaşımızla attığımız her adım bir gerçeği gösterdi:
CHP’nin gerçek gücü duvarlarda değil sokakta; koltuklarda değil mücadelede; binalarda değil, milletin yüreğindedir.
Asla yalnız yürümeyeceksin! @eczozgurozel
CHP'li Yomra Belediye Başkanı Mustafa Bıyık: "Kılıçdaroğlu’na hain diyenler ihraç edilecekmiş.
Bu vesileyle Kılıçdaroğlu’na yalnızca 'hain' demeyi yeterli bulmuyorum.
Çünkü kendisi yalnızca 'hain' değil aynı zamanda 'işbirlikçi, işgalci' ve 'operasyoncu' birisidir."
Kayyum Kemal, kaybettiği Kurultay'da CHP'yi "güvenli limana taşımayı" vaad etmişti.
Güvenli liman neydi, neresiydi kimse anlamamıştı. Bugün anlaşıldı.
Kılıçdaroğlu'nun güvenli limanı Erdoğan'ın Saray'ının bahçesiymiş. Erdoğan'ı rahatsız etmeyen, iktidar olma amacı olmayan, iktidarın koyduğu sınırlar içerisinde siyaset yapan, belli yerel yönetimleri yönetip toplumsal muhalefetin de gazını alan, muhalefeti kontrol altında tutmaya odaklanan bir projeymiş.
Bu projede birileri makam, mevki sahibi olacak, belli kamu olanakları kullanacak, Erdoğan da ömrü izin verdiği sürece Şah baba gibi koltukta oturacak.
İmamoğlu ve Özgür Özel bu tasarımı bozdular.
En sonunda rejim Kılıçdaroğlu'nun da maskesini indirmek, gerçek yüzü ve görevini 86 milyona göstermek zorunda kaldı.
Kılıçdaroğlu rejimin Adalet Bakanı ve yargısı eliyle hukuka aykırı mutlak butlan kararına kavuştu, yine rejime dilekçe yazıp CHP Genel Merkezi'nin polis marifetiyle kendisine teslim edilmesini talep etti, 80 yaşındaki parti üyesini, 16 yaşındaki gencecik çocuğu dövdürdü, partiye biber gazı sıktırdı, plastik mermi attırdı, TOMAlardan su sıktırdı, şimdi de partiye girecek. Gezi Olayları sırasında yarım ağız "Gençlere neden biber gazı sıkıyorsunuz" filan diyordu, belli ki kendisi bizzat sıkmak istiyormuş.
Bu perdenin inmesi, şeksiz şüphesiz gerçeği görmemiz iyi oldu. "Muharrem İnce saraya gitti" diye itibar suikasti organize eden, 2023 seçimleri öncesinde "İmamoğlu ile Erdoğan'ın ne farkı var" diye kampanya düzenleyen ekibin neticede AKP'nin CHP'yi kontrol etmek için kullandığı aparat olduğu ortaya çıktı.
Bugün Kılıçdaroğlu'nun yanında olan herkes Akın Gürlek kadar Erdoğancıdır.
Muhalefet gerçekten arındı.
Sadece soruyorum;
Kazanamayacağını bile bile aday olan,
“Ülke bitti, hiçbirimizin kurtarma şansı yok.” diyen
ve kendi adaylığını bile kendi inisiyatifiyle belirleyemeyen birinden,
vatandaş olarak tam olarak ne beklemeliyiz?