Diğer branşlar adına konuşamam ama diş hekimliğinde tablo maalesef iç açıcı değil.
Randevu bulunup bulunmaması ayrı mesele, verilen hizmetin niteliği ayrı mesele.
Bugün Türkiye’de diş hekimliği hizmetinin iki temel problemi var:
Biri hekime bakan, biri hastaya.
Ve sistem sonunda hekimle hastayı karşı karşıya getiriyor.
Örneğin bir azı dişi kanal tedavisi…
Bu tedavinin üst yapısıyla birlikte düzgün şekilde tamamlanması bazen 1 saat, bazen 1,5 saat gerektirir.
Ama MHRS’de hekime 15–30 dakikada bir hasta yazılıyor.
Çoğu yerde yeterli yardımcı personel yok.
4 el diş hekimliği neredeyse lüks hâline gelmiş durumda.
Hasta sık aralıklarla yazılınca kapıda birikme başlıyor.
Bekleyen hasta haklı olarak huzursuz.
İçerideki hekim ise zamanla yarışıyor.
Hekim süreci uzatsa kapıdaki homurtu artıyor.
Kısaltmaya çalışsa kalite düşüyor.
Etik davranıp “bu sürede olmaz” deyip yönlendirse bu kez şikâyet riski doğuyor.
Hasta da haklı:
“Devlet bina yapmış, cihaz almış, neden hizmet alamıyorum?” diyor.
Ama işin iç kısmı başka.
Bu sistem ya hekime kalitesiz iş yapmayı dayatıyor,
ya da etik davrananı cezalandırıyor.
Sonuç:
Ne hekim huzurlu,
ne hasta güvende.
Bu bir randevu sorunu değil.
Bu, süre, organizasyon ve kalite sorunu.
#DişVeEczaya10binAtama
Aşağıdaki tablo her şeyi özetlemiş olmuyor mu?
22 milyon sadece mhrs sayısıdır.
Bunun nöbeti, tedavisi, ayaktan hastası, protez provaları ayrı...
Sağlıkta artan talep ve derinleşen randevu krizine karşı, pansuman tedbirler değil, köklü çözümler gerekir.
Sahadaki açığı kapatmak, MHRS kuyruklarını eritmek ve ilaç danışmanlığını her köşeye ulaştırmak için 10 bin sayısı afaki bir istek değil, istatistiksel bir zorunluluktur.
Sistem tıkandı, anahtarı gençlerde. 2026 içinde:
#DişVeEczaya10binAtama
Sağlık Bakanlığı’nın 2024–2028 Stratejik Planı doğrultusunda “Aile Diş Hekimliği” uygulamasının tahmini maliyeti ~14,8 Milyar ₺.
Pilot uygulamasının Dünya Bankası tarafından desteklendiği bildirilen, 2026 hedefi 50 ilde yaygınlaşması olan bu uygulamayla ilgili erişebildiğim en son Meclis önergesi; Anayasa Komisyonu Üyesi Sayın Barış Bektaş’ın (@bektasbaris) Sağlık Bakanımız’a yönelttiği 13.12.2024 tarihli, 7/20436 esas numaralı dilekçe.
Maalesef bu dilekçeye henüz bir cevap gelmemiş görünüyor.
Ondan önce erişebildiğim önergeler ise önceki Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca dönemine ait. Bu önergelerde uygulamanın 3 ilde başladığı ve zamanla artırılmasının planlandığı yönünde cevaplar yer alıyor.
Yine eski Sağlık Bakanlarımızdan Sayın Mehmet Müezzinoğlu’nun 2016 yılında “Aile Diş Hekimliği” uygulamasının o yıl faaliyete geçeceğine dair söylemleri de mevcut.
2016’dan beri süregelen bu süreçte; olumlu ya da olumsuz herhangi bir somut veri, pilot illerdeki sonuçlar, bütçe kullanımı, yaygınlaşma takvimi gibi konularda neden hâlâ net ve güncel bir bilgiye ulaşamıyoruz?
Bu kadar büyük bütçeli ve birinci basamak ağız-diş sağlığı hizmetlerini doğrudan etkileyecek bir model hakkında kamuoyunun ve meslektaşların düzenli şekilde bilgilendirilmesi gerekmiyor mu?
Bunu yapana kadar aile diş hekimliğini neden getirmediniz ??? Veya aile sağlığı merkezi açarken içine dental ünit koymak çok mu zordu ? Diş hekimlerine yer açmak bu kadar zor mu gerçekten ?