@MeshurSabir Burada kızını okutabilmen Mustafa Kemal Atatürk sayesindedir,haddini bil.Osmanlı olsaydı kızın okul mu görürdü.Burası Türkiye Cumhuriyeti,Recep Tayyip Erdoğan da Cumhurbaşkanı,sultan falan değil.Git kendi ülkende kur yeni devletini,yapabiliyorsan. Ayrıca biz Türküz,Arap değil
Tekstil Meslek Lisesi Mezunları olarak,okulumuzun sektörde istihdam sağlayan nice arkadaşlarımızı yetiştiren bu kurum yok olmasın istiyoruz
@RTErdogan@Yusuf__Tekin@MilliEgitimBak
@GurkaynakGonenc Hocam sabah eşimle tam da bu konuyu konuştuk.Avrupa niye bu noktada,biz niye böyleyiz...Maslow piramitinin 1.basamağından yukarıya çıkamadıkça,dincilik ile dindarlığı ayırt edemedikçe,sorgulayıcı eğitim alamadıkça bu noktaya gelmek zor ve bilinçli olarak burada bırakılıyoruz.
Size ne kardeşim siiizeeee neee..madem 1400 yıl önceki gibi yaşamak istiyorsunuz,gidin Arabistan'a,Afganistan'https://t.co/oWywd8mYcj https://t.co/QIOTYTcHpM kin, ne nefret,ne düşmanlıkmış bu ya.Hem kadınlara düşmansınız hem de aklınızdan çıkaramıyorsunuz.Yeter artık
HÜDA PAR, kadınların açık giyinmesinin teşhircilik olduğunu iddia ederek, bu konu hakkında "mahremiyet politikasının" geliştirilmesini talep etti.
(Cumhuriyet)
İnsanları dinden soğutan sebep, ateistlerin varlığı değil, ahlaklı olmayan "dindarların" icraatlarıdır.
Maun Suresi de buna işaret eder.
"Lanet olsun o namaz kılanlara, dua edenlere ki namazlarında,
dualarında gaflet içindedirler!
Riyaya [ikiyüzlülüğe] sapandır onlar ve gösteriş yaparlar."
Maun Suresi, yani Kur'an'daki bu ayet, sıradan vatandaşlar için değil, makam ele geçiren, servetine servet katan, devlet yöneten ve bunu gösterişe çeviren, her cuma günü bakara-makara ayeti paylaşıp insanları aldatan, etkili ve nüfuzlu insanlar için yazılmıştır...
Lozan Antlaşması:
✅ Bağımsızlığın güvencesidir.
✅ Sınırların ve toprak bütünlüğünün uluslararası teminatıdır.
✅ Boğazların, barışçıl geçiş hakkının ve egemenliğin güvencesidir.
✅ Kapitülasyonsuz (yabancılara ayrıcalıksız), eşit ve adil bir ekonomik düzenin temelidir.
✅ Dış müdahale olmadan iç işleyişin yürütülmesini sağlayan anayasal zeminidir.
Atatürk’ün, “Gerekirse masadan kalkarız. Mandayı kabul etmeyiz. Kapitülasyon yok, taviz yok!” tutumunu, görüşmeleri yürüten İsmet Paşa’ya telgraf telgraf ilettiği bilinir.
Bu duruş; yalnızca bir diplomatik zafer değil, emperyalist ülkelere şah çekip, mat etmektir.
Lozan, Türkiye’nin tapusudur.
O tapuda halkın kanı, onuru, direnişi vardır.
Lozan’ın eksilmesi, güncellenmesi ya da kaldırılması;
bir evin tapusunu yırtmak, o evden vazgeçmek demektir.
Bu; ülkeyi saldırılara açık bırakmak, sınırlarını tartışmaya açmak demektir.
Lozan’ın kaldırılması, emperyalistlerin ve onların destekçilerinin hiç dinmeyen ıslak rüyasıdır.
Lozan olmasaydı, haritamız bu olacaktı.
Lozan sadece bir barış, bir güvence değil; bir dirilişin de belgesidir.
#GençliğiminBittiğiAn 3 ay önce düşüp omzumu kırdığımda çağırdığımız ambulanstaki paramedik kızın "teyze!!! biraz dön de sırtını kontrol edeyim" dediği andır... 53 yaşındayım bu arada
Bakın size emsal bir karar paylaşacağım.
Ankara’nın eski Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek hakkında yapılan bir rüşvet ve yolsuzluk şikâyeti sonrası, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Danıştay kararını esas alarak işlem yapmama kararı verdi.
Peki Danıştay ne dedi?
Danıştay 1. Dairesi’nin 05.02.2020 tarihli ve E.2020/22, K.2020/132 sayılı kararı şöyle:
“İhalelere ait belgelerde imzası olmayan,
belgelerin düzenlenmesine katkısı tespit edilmeyen,
ihalelerle ilgili süreçte talimat verdiğine ya da yönlendirmede bulunduğuna dair delil bulunmayan belediye başkanına
cezai sorumluluk yüklenemez.”
Belgeleri de paylaşıyorum.
Eğer hukuk gerçekten herkes için eşitse, buyurun bu kararı da dikkate alın.
Aynı durum, aynı süreç, farklı karar… Olmaz.
Hayatımız boyunca yalanın değil, doğrunun yanında olduk.
Taraf gözetmeksizin saf duygularımızdan ve samimiyetimizden yararlanmak isteyenleri gördük, ama her zaman, her ne olursa olsun Hak, Hukuk ve Adalet’e sırtımızı yasladık.
Biz, Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giden Türk evlatlarıyız. Ay Yıldızlı bayrağımızı ve Gençliğe Hitabemizi kalbimize kazıdık.
Tez vakitte, bulunduğumuz bu zor dönemin, Adaletin Güneşiyle aydınlanması umuduyla…
DİKKAT‼️‼️
Provokatör: Barışçıl bir eylemde; bir kişiyi veya grubu kışkırtarak eylemi, eylemcileri, eylemde verilmek istenen mesajı saptırmayı, lekelemeyi amaçlayan kişi ya da kişilere denir.
NASIL YAPARLAR?
✅ Eylemci gibi görünürler… Aslında eylem karşıtıdırlar.
✅ İnsanların kimliğini, duruşunu, inancını ortaya koyan kıyafetlerine, kutsallara (bayrak, başörtüsü, dini kitaplar gibi), dükkanlara, cama çerçeveye, araçlara, polise vs. saldırıp, toplumsal infial oluşturarak yasalara uygun bir eylemi kirletmek, bölmek, yasa dışı hale getirmek isterler.
✅ Bilinçili olarak eylemciler arasına yerleşir ya da yerleştirilirler.
NASIL MÜCADELE EDİLİR?
✅ Yaptıklarına engel olarak ve eylem alanında, “provokatör vaaaar” diye bağırıp herkesi uyarıp, dışlayarak.
✅ Asla yönlendirmelerine, oyunlarına gelmeyip, yaptıklarına katılmayarak.
Her yaz, ayağım suya, kuma ilk değdiğinde "bu yıl da yazı gördük" diye şükrediyorum. Kaç defa daha şükredebileceğimiz belli değil, belki otuz, belki de bitti bu sondu. Keyfini çıkaralım ☀️