“Nereden çıktı bu plastik çiçekler, neden plastik bu çiçekler? “
Sevgili Yıldız Kenter öyle güzel anlatmış ki nasıl zor oldu kentin sıkışmışlığına alışmak? Hele teneke kutularda yetişen sardunyalarla birlikte büyümüş bir nesil için.
Ruhu şad olsun. 🩵
Düşün ki ömrünün 38 indesin çabayla bi ev inşa etmişsin, sevdiğin eşin ve 4 çocuğun var. Bitmeyen ağrıların da var ama olsun babasın, çocuğunun sünnet düğününü de görmen gerek. Doktor ömür süresi verdi vermesine de kızının veli toplantısı var yalnız bırakamıyorsun babasın..
İlk gençliğim hep aynı soruyla geçti: Tüm hayatımı bir ev bir araba almak için mi harcayacağım?
Basit bir soru gibi gelebilir ama bir kez bu çukura düştünüz mü çıkmak kolay olmuyor. Hayat gitgide anlamsızlaşıyor ve çalışmak, bir şeyler üretmek için neden bulamıyorsunuz.
Sonra yolum Afrika’ya, Asya’ya düştü. Gördüm ki insanlar evi, arabayı bırakın sadece hayatta kalmak için çalışıyorlar. Üstelik sayıları da az değil neredeyse dünya nüfusunun yarısını oluşturuyorlar.
Sonra dedemin, hatta geçmişte tüm insanlığın sadece hayatta kalabilmek için çalıştığını hatırladım. Peki, bendeki yanılsamanın sebebi neydi? Neden dünya bana borçluymuş gibi hissediyordum? İnsanlık binlerce yıldır sadece yaşamak için çalışmışken ben neden başka bir anlam arıyordum?
Sonra doğduğum yerin avantajını fark ettim. Karnım toktu ve hiçbir şey kâfi gelmiyordu. Karnımı doyurabilmek için çalışmam gerekmiyordu. Elbette bir statü için çalışabilirdim ama hemen hemen her statünün sonu bir ev bir arabaya çıkıyordu. (Yeri ve markası değişse de)
Şanslı bir coğrafyadaydım. Ülkemde çöpe atılan ekmek sayısı bile günlük 5 milyonu buluyorken elbette aç kalmazdım. Fakat hayatı anlamlı kılmanın bir yolunu bulmalıydım.
Sonra buldum. Yola çıktıktan sonra buldum. Batının, dünyanın geri kalanından çaldığı zenginliğe imrenip bunalıma girmektense dünyanın geri kalanı için bir şeyler yapmanın daha kıymetli olduğunu buldum.
Bu videoyu görünce yazmak istedim. Dünyanın bir yerlerinde sizin içinde bulunduğunuz nimetlerin yüzde biri için tüm hayatını harcayanlar var.
Şimdi Malavi’de, bulunduğumuz bölgedeki insanlar tüm gün tarlalarda tek bir şey için çalışacak: Öğle yemeği. Bütün gün çalışacak ve karşılığında öğlen mısır unu yiyecekler.
Eğer şanslı bir yerde doğduysak ve yaşamak için çalışmamız gerekmiyorsa belki de başka bir şey için çalışmamız gerekiyor. Belki de bu şans, önümüzdekilere bakıp bunalıma girelim diye değil de gerimizde kalanlara yardım edelim diye verildi. Ne dersiniz?
Dualar arasında umudumu en çok yoran bu duam için gönlümden gelen elimden gelenden daha çoktur, bu yüzden vazgeçemedim istemekten dediğimiz hangi dua varsa. Bayram sabahına kabul olunmuş duanın serinliğiyle uyanmak nasip olsun. Tıpkı böyle, teslimiyetle.