Zor zamanlar, insana neyin gerçekten önemli olduğunu gösterir. Sıkıntıdan sonra öncelikler netleşir. Gereksiz gürültüyü hayatından çıkarırsın. Seni yoran şeylere eskisi kadar tahammül etmezsin. Ve artık seçimlerini daha sakin yaparsın.
Carl Jung: “Bir başkasını sevmek kolaydır. Ama kendinizi, yani olduğunuz şeyi sevmek, kızgın bir demiri kucaklamak gibidir: içinizi yakar ve son derece ıstırap vericidir. Bu yüzden ilk başta başkasını sevmek, hepimizin umut ettiği bir kaçış yoludur ve bunu başardığımızda hepimiz bundan zevk alırız. Ancak uzun vadede bu kaçış bize geri döner. Kendinizden sonsuza kadar uzak kalamazsınız. Bir noktada geri dönmek zorunda kalırsınız, gerçekten sevip sevemediğinizi öğrenmek için bu imtihandan geçmeniz gerekir. Asıl soru budur: kendinizi sevip sevmediğiniz, sizin gerçek imtihanınızdır.”
Yapmanız gerekenleri sürekli ertelemek, zamanla zihninizde birikerek ağır bir yüke ve kaygıya dönüşür. Oysa sorumluluklarınızı yerine getirdikçe hem zihniniz hafifler hem de özgüveniniz artar. Küçük bir adım bile bu döngüyü kırmaya yeter. Harekete geçmek, kaygıyı azaltmanın en etkili yoludur.
Zihnimiz her gün binlerce düşüncenin uğrak yeridir.
Bazen hiç istemediğin, seni huzursuz eden, hatta değerlerinle tamamen zıt düşünceler zihnine düşebilir.
Bunun gelmesi, senin kötü biri olduğunu göstermez.
Düşüncenin zihne gelmesi başka, onu istemek ve benimsemek başkadır.
Vesveseyle mücadelede üç şeyi unutma:
Tartışma.
Her düşünceyle hesaplaşmaya çalışma. Tartıştıkça zihnindeki yerini büyütebilirsin.
Peşinden gitme.
Zihnine gelen her düşünceyi çözmek, anlamlandırmak veya cevaplamak zorunda değilsin.
Allah’a sığın.
“Eûzü billâhi mine’ş-şeytânirracîm” de. Sonra düşüncenin peşinden gitmeden bırak geçsin.
Çünkü bazen zihinsel huzur, düşüncelerin hiç gelmemesi değildir.
Gelen her düşünceye inanmayacağını öğrenmektir.
Kalbine düşen her şey sen değilsin.
Bazı düşünceler sadece kapıyı çalar.
Sen kapıyı açmadıkça, içeri giremezler.
Kulluğu en güzel ifade eden kavramlardan birisi “bağ”dır.
Kul, Allah’a bağlanmış olan, Allah ile bağını her an gözden geçiren, o bağın kopmasından korkan, âlemle ve kendisiyle olan bağlarını da bu bağ üzerinden kuran insandır.
Bu bağ akıl ve gönül ile kurulur.
Dünya işleri sadece araç olarak görülmeli, insanın kalbine girmemelidir. Dünyayı sevmemeli, keyif ve zevkine aldanmamalıdır.
(Seyyid Muhammed Raşid Elhüseynî [kuddise sırruhû])
Serhend Takvim
İnsan kendi cehennemini bazen geçmişinden bir türlü elini çekememesiyle, kırgınlık ve korkularını peşi sıra sürüklemesiyle inşa ediyor.
Özgürleşme, insanı küçülten bazı şeyleri bırakabilme cesaretidir. Dünya bizim etrafımızda dönmüyor.
Asıl dönüşüm kendimizi hayatın merkezinden çekip sevgiye, bağışlamaya ve bizden büyük bir hakikate yer açtığımızda başlar.
Şüphesiz pek çok sevinç vardır çoğu da coşkuludur ama ilgi alanları aynı olan aynı dilden konuşan aynı düşünen iki insanın karşılaşma anındaki "sessiz sevinç" hepsinin ötesinde gibidir.
zorun da zoru var
zorlardan bir zor seç kendine
kolay olmasın ha!
zor olsun
gözünü değil, kalbini korkutsun
zorlasın seni
sonra bi bakmışsın
zor dediğine kolay der olmuşsun
böyledir