Süreyya Beach in Maltepe, İstanbul, on the Marmara Sea, İstanbul, c 1970
After many fillings-in of the Maltepe coastline, the Monument to the Virgins (Kızlar Anıtı), the six-columned structure off shore, now stands on land
Photo from KADIKÖY & ÜSKÜDAR ÇEVRE ve AHALİSİ
Tokat'ta bir bağ evinin bahçesinde kaçak kazıda bulunan 1800 yıllık mozaik, kurtarma kazısıyla gün yüzüne çıkarıldı.
Sezar'ın ”Geldim, gördüm, yendim.“ dediği şehirde bulunan mozaiğin üzerinde, Antik Yunanca ”lüks ve bolluk“ anlamına gelen ”ΤΡΥΦΗ“ yazıyor.
KESK HABER-SEN BİLGİ NOTU
399 Sayılı KHK Kapsamındaki PTT Personeline İlişkin Süreç Hakkında
PTT'de 399 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında çalışan personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmesine ilişkin yasal düzenleme, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
KESK Haber-Sen olarak üyelerimizi ve tüm PTT emekçilerini süreç hakkında doğru ve güncel bilgilerle bilgilendirmeye devam ediyoruz.
Avrupa-Çin ticaretinde son yılların en kritik jeostratejik değişimi, Arktik Kuzey Deniz Rotası'nın (Northern Sea Route) giderek daha kullanılabilir hale gelmesi olacak.
Bugün Çin'in Lianyungang Limanı'ndan Rotterdam'a Süveyş üzerinden yaklaşık 10.800 deniz mili olan yol, Arktik üzerinden yaklaşık 8.000 deniz miline inecek. Bu, yalnızca 2.500–3.000 deniz mili değil, aynı zamanda yaklaşık 8–12 günlük potansiyel zaman tasarrufu anlamına geliyor. Bu gelişme, Avrupa lojistik haritasını yeniden şekillendirecek.
Çin'den en fazla ithalat yapan Avrupa'nın sekiz büyük pazarı (Almanya, Hollanda, Fransa, İtalya, İspanya, Polonya, Belçika ve Çekya) esas alındığında, ithalat büyüklükleriyle ağırlıklandırılmış ortalama erişim mesafesi Rotterdam için yaklaşık 682 km, Pire için ise 1.837 km oluyor. Bu LLM'lerin aklına gelmez. Sonra bana Yapay Zeka suçlaması yapmayın :))) Hesap mantığı bana aittir.
Başka bir ifadeyle Rotterdam, Avrupa'nın ana tüketim ve sanayi merkezlerine coğrafi olarak yaklaşık 2,7 kat daha yakın konumda.
Bu nedenle Pire ile Rotterdam birbirinin rakibi değil, farklı hinterlandlara hizmet eden iki stratejik merkezdir.
Pire; Balkanlar, Güneydoğu Avrupa ve Doğu Akdeniz için doğal giriş kapısı olmayı sürdürürken, Rotterdam; Almanya, Benelüks, Fransa ve Orta Avrupa'nın ana lojistik merkezi olmayı sürdürecektir. Ancak Arktik rotasının düzenli ve ekonomik hale gelmesi, Rotterdam'ın bugünkü rekabet avantajını daha da güçlendirebilir.
Dünyanın yeni ticaret koridorları yeniden şekillenirken yalnızca Süveyş eksenine odaklanmak yeterli olmayacak. Türkiye; Orta Koridor, demiryolu ağları, Karadeniz limanları ve Arktik kaynaklı Avrupa ticaret akışlarını birlikte değerlendiren yeni bir lojistik strateji geliştirmek zorunda.
Önümüzdeki 20 yılda rekabet yalnızca limanlar arasında değil, küresel ticaret koridorları arasında yaşanacak.
Ey Türk turizmcisi, bir konuşalım mı?
Yıllarca Türk misafirine şöyle baktın:
“Ne uğraşacağım bunlarla? Bodrum zaten dolu, Marmaris taşıyor, Datça desen efsane… Yabancı turist gelsin, biz avroyu alalım!”
Sonra ne oldu?
Bir Türk ailesi beş günlük tatil yapmak istediğinde önüne 250 bin liralık hesap koydun. Bir ailenin bütün yıl kurduğu tatil hayalini:
“Otelde yer kalmadı ama beş kişi için üç gece 180 bin liraya yardımcı olabiliriz.”
diyerek yıktın.
Derken Türk turist uyandı.
Yunan adalarına geçti.
Balkanları gezmeye başladı.
Mısır’da 70 bin liraya uçak, otel ve her şey dâhil tatil yaptı.
Güzelce yedi, içti, denize girdi; üzerine bir de “Yavaş yavaş, Hasan Şaş!” diye neşeyle karşılandı.
Sen ne yaptın?
Burada bir tabak kalamara 50 avro isterken, Türk turistin Halkidiki’de aynı kalamarı 10 avroya yediğini görünce suratın düştü.
Balkanlarda 50 bin liraya hem gezip hem de krallar gibi ağırlandığını görünce içinden:
“Bu Türkler de çok nankör!”
dedin.
Ama dur ve biraz düşün…
Yıllarca Türk turiste:
“Halk plajı şurada. Su 30 lira ama dışarıdan içecek getiremezsiniz.”
diyen sen değil miydin?
“Yabancı turist başımızın tacı, Türkler zaten mecburen geliyor.”
diye diye kendi insanını küstürmedin mi?
Şimdi neden Rus turist gelmiyor, Alman turist başka ülkelere gidiyor, Hollandalı rotasını değiştiriyor diye düşünüyorsun.
Çünkü turizm yalnızca oda satmak değildir.
Turizm; biraz vicdan, biraz kaliteli hizmet, biraz makul fiyat ve her şeyden önce insanlık meselesidir.
Türk turistin kıymetini şimdi mi anladın?
Biraz geç kaldın be turizmci…
Ama olsun.
Şezlonglar boş, sinekler çok, düşünmek için vaktin bol.
İyi sezonlar!
Dr. Erkan Uzunoğlu
Siz bu görüşlere katılıyor musunuz?
"Fas'tan İspanya'ya göçmen akını" olarak bildirilen konunun tüm boyutlarını öğrenme imkanı buldum. Buyursunlar:
İspanya'da göçmenlik hukuku konusunda önde gelen hukukçulardan olan bir İspanyol arkadaşımla ve İspanya'da Adalet Bakanlığı'nda görev yapan bir İspanyol arkadaşımla konuştum.
Kuzey Afrika'da İspanya'ya bağlı bir özerk şehir olan Ceuta'ya Fas'tan yaşanan düzensiz göçmen akını ile 29 Haziran tarihli İspanya Yüksek Mahkemesi kararı arasındaki ilişkiyi ve sonrasında yaşananların arka planını bana açıkladılar.
Mahkeme sadece "denizde yakalananlar derhal iade usulü ile direkt ülkelerine gönderilemezler ve sınır dışı işlemi için
öncelikle değerlendirme ve inceleme içeren hukuki prosedür işletilir" diyor. Bu yönüyle konuyu karadaki bir sınırın veya çitin üzerinden atlayan düzensiz göçmenin derhal direkt iadesi usulünden ayırıyor. Ancak yine de sonucun iade olacağına dair hususu değiştirmiyor.
Bu noktada Fas'taki insan mafyası devreye giriyor. Fas'ta bu kararı "eğer denizden İspanya'daki bir kara parçasına geçilebilirse artık iade mümkün değil" diyen bir karar olarak lanse edip kitleleri kendilerine müşteri yapıyorlar. Böylece Ceuta'ya akın başlıyor.
Varan düzensiz göçmenler Kıta Avrupası'na geçiş için bir plan olmaması ve zaten mahkeme kararının onlara Ispanya kapılarını açmaması sebebiyle İspanya içlerine ilerleyemiyorlar ama bu noktada da İspanya'nın uluslararası arenada tekerine çomak soktuğu güç odaklarının yayını devreye giriyor.
Aynı odaklar Müslümanları her an Avrupa'yı işgale hazır çekirge sürüsü gibi lanse edip İspanya'yı da iyi yönetilemeyen gariban bir memleket olarak lanse etmekte menfaat sahibi oldukları için, konu sosyal medyada ve basında sanki İspanya Faslı akınına uğramış ve çaresiz kalmış gibi işleniyor. Konunun geldiği nokta ve evveliyatı ile ilişkisi, bu iki dostumun perspektifinden, böyle.
Akaryakıtta MART ayından bu yana
Litre başına 39 TL ZAM YAPMIŞLAR
Kimse bunu konuşmuyor
Mart 113 dolar brent > 74 tl Türkiye litre fiyatı - 39 tl daha ucuz
Temmuz 92 dolar brent >Türkiye litre 84 tl +39 eşittir şuan #brent
Turkiye hane halkı 131 dolara alıyor.
Ama brent 92 dolar
Fas'ta organize işler!
Öncelikle dünden beri koparılan yaygarada, bilinmesi gereken iki önemli husus var.
Birincisi. Mahkûmlara hapishanelerin kapılarını açan Fas’ın İsrail dostu siyonist kralı...
İkincisi tek bir çağrıyla alevlenmiş, ABD - İsrail yanlısı basının ve trollerinin İspanya'da iç savaş çıkmış gibi davranması.
Bunlar bir şey anlatıyor.
Bir kere söz konusu Ceuta bölgesine bakalım. Burada Ceuta'dan başka Melilla adında, Afrika kıtasında (Avrupa'da değil) bulunan iki özerklik var. İspanya'ya ait ama değil gibi. Avrupa'ya ait, ama değil gibi...
İkisi de Türkiye'de herhangi bir ilin NBC filmine konu olacak ilçesi kadar yerlerdir.
Faslılar, çok yakın olduğu için zaman zaman buralara geçmeyi dener.... Reşit olanlar iade edilir. Reşit değillerse devletin vesayeti altına alınırlar. çocuk merkezlerine yerleştirilip 90 gün içinde oturum izni verilir. Böylece 16 yaşından itibaren çalışma hakkı kazanırlar.
Oysa kimi malum kaynaklar dünden beri İspanya'da iç savaş çıkmış gibi davranıyor.
Bunun şüphesiz ki İspanya'nın Abd - İsrail karşısındaki onurlu duruşuyla da ilgisi olacaktır...
Turizm gelirlerimiz birikimli yıllık 3.7% artışa yavaşlarken, çeyreklik 2.6% ve geçen yılın aynı ayına göre 4% düştü.
Ziyaretçi sayılarında da aynı şekilde gerileme var.
Net turizm gelirlerinin Haziranda birikimli 4% artışla Covid'den beri en düşük seviyede gerçekleştiğini tahmin ediyorum.
Kişi başı harcama da, yılın ilk yarısında, geçen yıla göre 13.8% düşüş kaydetti.
Birikimli dış ticaret açığı ise 7.2% arttığına göre, turizm gelirlerinin cari dengeye katkısı bu yıl daha sınırlı olacak. Haziranda cari açık geçtiğimiz yıla göre daha hızlı artış kaydedecek anlamı da taşıyor...
Bu anekdotu daha önce anlatmıştım ama bu utanmaz sözler üzerine tam yeri, bir daha söylemek istiyorum:
Bir ara eşimin işi sebebi ile yurtdışına taşınmayı düşündük. Çocuğumuz anaokulu seviyesindeydi ama benim sorduğum sorular taa üniversiteye kadar olunca konuştuğum eğitim danışmanı neden bu kadar ilerisini soruyorsunuz dedi. Ben de bizim ülkenin durumlarını anlatıp hakeden ve başarılı bir çocuk bile iyi bir eğitim alamayabilir dedim. Konuştuğum danışman merak etmeyin bir çocuk iyi bir okul okuyacak başarı ve isteklilikteyse Hollanda devletinin onu yerleştireceği iyi bir okul muhakkak olur dedi. Gözüm doldu, çünkü bizim ülkemizde sistemle böyle bir güven ilişkisi yok. Kalmadı. Ana babaların, bu ülkeye çocuk yetiştirenlerin ülkeyle sistemle böyle bir ilişkisi kalmadı.
Bizim ülkemiz de böyleydi. Halk evlerinden köy enstitülerine, idealist öğretmenlerden parasız iyi okullara, üniversitelere imkan vardı, daha da iyileştirilebilirdi. “Sizi birer kıvılcım olarak gönderiyorum, gür alevler halinde dönmelisiniz.” diyen Atatürk’ün eğitim ilkelerinin, Hasan Ali Yücel gibi eğitim bakanlarının ülkesi idi burası.
Ali Babacangillerin zihniyeti adım adım ülkenin altını oydu. Ben yetim büyüdüm, özel okulda ama hep başarı bursu ile okudum. 19 yaşımdan beri çalıştım. 24 ümde AKP iktidara geldi. Her türlü insanlık halini anlarım, her konuda esnerim, ama çocukların eğitim, güvenlik, sağlık, gelecek hakkı gaspı denince orada milim esnemem. Bu iktidar bütün dünya ilerlerken çocuklarımızı ilkokuldan üniversiteye vasata, kötüye mahkum etti, eğitimden işe alıma kıyım yaptı.
9 yaşında çocuk annesiyim, çocuğumu özel okulda okutuyorum, çünkü sisteme güvenim yok, bir parça bile olsa güvenlik, hareket imkanı için yapıyorum bunu. Bu ülkeye iyi çocuk yetiştirmeye çalışıyorum, evim yok, böyle giderse anneannesinin evini falan satıp savıcaz herhalde iyi eğitim için. Hakkımı Ali Babacan ve benzerlerine asla helal etmiyorum.
Ali Babacan gibi insanlara ne bir tas su verir ne bir tas su alırsanız ben ve benim gibi pek çok insanın kalbini ve güvenini kırarsınız @yenipartiyiz@eczozgurozel@gunaydingokhan@Suat_Ozcagdas@ozgurcelik1919 Beni okuduğunuzu, yazdımlarımın önünüze düştüğünü, yapacak çok işiniz olduğunu da biliyorum, tüm iyi niyetimle yazdım 🌱 Yolunuz açık olsun, arkanızdayız.
Günün niyeti
Bugün hayatı olduğu gibi kabul etmeye, karşıma çıkan güzellikleri fark etmeye ve beni yoran düşünceleri sevgiyle serbest bırakmaya niyet ediyorum. Her şeyin kendi zamanı olduğunu hatırlıyor, huzurla akışta kalmayı seçiyorum.
Bugün sezgileriniz güçlü olabilir. Fakat içinizden gelen her sesi sezgi sanmayın, sezgi ile korkuyu birbirine karıştırmayın. Sezgi sakindir. Korku ise acele ettirir. İçinizden gelen gerçekten size ait olan ses sizi telaşa sürüklemez; yalnızca hangi yöne bakmanız gerektiğini gösterir.