Millions filled the streets of Iran and Iraq for the funeral of a “religious guide” and their religious leader. No Western gathering, political or cultural, has EVER come close.
In America, crowd size is measured in Taylor Swift concerts. In the Middle East, it is measured in mourners for a spiritual authority.
A society that removes religion and supreme guidance does not become neutral. It creates a vacuum, and false idols fill it.
That contrast should plant a question in every mind: why is Washington so intent on destroying the one civilization still organized around something sacred?
"Ey İnananlar! Siz kendinize bakın; doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir."
(Maide Suresi: 105)
ABD ve İsrail’in İran’a saldırdığı 28 Şubat günü uluslararası ajansların haber dili morallerinin yerinde olduğunu gösteriyordu. Wall Street Journal’da çıkan yazının başlığı şöyleydi: “İran Rejimi Düştü, Ama Tamamen Ortadan Kalkmadı!”
Yeni yazım:
https://t.co/cnzAGWIQ2D
A. Öcalan: “Ninem Türk köyündendi. Dedemle evlenmişti. Düşman bir ailenin çocuğuyla arkadaşlığım vardı. Ninem, anneme ���Kurete bênamus derket’ (Oğlun namussuz çıktı) derdi. Çocukluk dönemindeki bir kavga beni evden kopardı. Bir çocuk anasına vurur mu? Anamla kavga ettim.”
S.23
Bir gün lokantacı bir arkadaşım bana dedi ki: "Hocam, ölen çocukların sayısına değil, Brent petrolün fiyatına bak: Varil fiyatı yükseliyorsa İran bu savaşı kazanıyor demektir!"
Gerçekten de bu savaştan çıkarmamız gereken en önemli derslerden biri buydu. Utanç vericiydi, iğrençti, korkunçtu ama gerçek buydu.
ABD neden geri adım attı? Neden İran'a onca taviz verip o zaptı kabul etmek durumunda kaldı?
Minab'taki kız okulu kan gölüne döndüğü için değil.
ABD ve İsrail; hastaneleri, üniversiteleri, sivil binaları, ambulansları, içme suyu kaynaklarını vurduğu için değil.
Soykırım yaptıkları için değil!
Hayır!
Dünya bunlar için ayağa kalkmadı!
Hürmüz boğazı kapatıldığı için ayağa kalktılar. İran, körfez rejimlerindeki petrol ve doğalgaz sahalarını vurduğu için; Brent petrolün varili yükseldiği için ayağa kalktılar.
Şunu unutmayın: Bizim kanımızın hiç bir değeri yok. Çocuklarımızın hiç bir değeri yok.
Hani şu bizim Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamalarda sürekli "uluslararası toplum"a seslenip duyuyor ya.. İşte o uluslararası topluma seslenmenin zerre kadar faydası yok.
Dünyanın en büyük aldatmacası müstekbirlerin "empati" yapacağını zannetmektir.
Mr. Robot dizisinde geçtiği gibi: "Bir holdingi kalbini hedef alarak çökertemezsin. Onların kalbi olmaz."
Mazlumiyetimizi, haklılığımızı anlatmanın hiç bir kıymeti harbiyesi yok.
Eğer bu zalimlerin canını yakmıyorsanız bunların hiç ama hiç bir önemi yok.
Kendinizi acındırarak, onlara "haklı" olduğunuzu ispat etmeye çalışarak hiç bir şey elde edemezsiniz.
İstediğiniz kadar kitap yazın, seminer yapın, akademik kariyer yapın; istediğiniz kadar yürüyüş yapın.
Bunların hiç birinin Brent petrolün varil fiyatı kadar önemi yok!
O yüzden Gazze'de soykırım sürerken şunu söyledik: İsrail'e giden petrolün vanalarını kapatın!
Bize Filistin'in mazlumiyetini anlatmayın. İsrail'in ne kadar zalim olduğunu anlatmayın. Petrolün vanalarını kapatın!
Nutuk attılar, yürüyüş yaptılar ve sık sık "uluslararası topluma" seslendiler ama petrolün vanalarını kapatmadılar.
Bunları diplomasiyle yenemezsiniz; hukukla, felsefeyle, kalemle-kitapla yenemezsiniz.
O yüzden diyoruz ki, "direniş" tek seçenektir.
Direniş demek hukuktan, felsefeden, kalem ve kitaptan uzak olmak demek değildir.
Bilakis, direniş demek herşeyden ve hepsinden önce "haklı" olmak demektir.
Hakkını "bilgiyle" "hikmetle" ve "cesaretle" savunmak demektir.
Haklıysak ama hikmetle ve cesaretle düşmana karşı çıkmıyorsak haklı olmamızın da bir önemi yok.
O yüzden Hz. Ali (ra) ilelebet yolumuzu aydınlatan şu pusulayı vermiş bize:
"Haksızlığa karşı susarsanız, hakkınızla birlikte şerefinizi de kaybedersiniz"
“Hz. Ömer aramızdaydı sanki…”
Gazze Şeridi'nden bir genç kız şöyle anlatıyor:
"Babam vefat ettikten sonra annem tatlı evde yapar, Gazze'nin batısındaki Şati Mülteci Kampı'nın sokaklarında satardı.
Bir gün hiç tanımadığımız bir adam geldi. Annemin yaptığı bütün tatlıları satın aldı, ardından onları evimize kadar taşıdı.
Bize bir miktar para verdi ve şöyle dedi:
‘Bugünden sonra sokaklarda yorulma. Geçiminiz artık bana emanet.’
O günden sonra her ay bizi ziyaret etmeye başladı. Yardım getirir, hâlimizi hatırımızı sorar, bizim için dua ederdi.
Altı yıl boyunca bir kez olsun gecikmedi...Sessizce gelir, yüzündeki tebessümle ayrılırdı... Ne teşekkür beklerdi ne de kim olduğunu söylerdi.
Annem'e sadece şunu derdi:
‘Çocuklarına iyi bak. İyilik hiçbir zaman tükenmez.’
Savaş şiddetlenince birden ortadan kayboldu.
Ateşkesten sonra onu haberlerde gördük...
Fotoğrafını, sesini, yüzünü...
Kalplerimizin hiç yanılmadığı o insanı...
İşte o zaman kim olduğunu öğrendik:
Ebu Halid Muhammed ed-Dayf...
Direnişin Genelkurmay Komutanı...
Allah senden razı olsun Ebu Halid...
Bugüne kadar kaç aileye kol kanat gerdin, kaç yetimin başını okşadın da seni tanıyamadılar...
Sen yeryüzünde bilinmeyen, gökyüzünde ise tanınan biriydin..
Bugün ise hem yeryüzünde hem de gökyüzünde tanınıyor ve anılıyorsun.
Ebu Halid, sen daima kalplerimizde yaşayacaksın.
Tertemiz ruhun cennetin huzurunda ve Allah'ın rahmetinde olsun.
Mekânın cennet, makamın âli olsun..."
Şehit olan Hizbullah Komutanı Remzi İyd'in eşi Yasur gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rim el Amine'nin tebrik mesajı
''2023’ün öncesine dönmeyeceğim; hafızamın yettiğince, Destek Cephesi’nin ikinci ayından bu yana sergilediğin kahramanlıkları anlatacağım sana. Devrimci ruhunla yola koyulalı beri, Meys el-Cebel, Hiyam, Hula, Bint Cübeyl ve daha niceleri şahittir sana.
Ölümle kaç kez burun buruna geldiğini, her seferinde gülerek "Daha yapacak işim var" diyerek nasıl geri döndüğünü unutmadım. Sana "kahraman" demenin az kaldığını ben biliyorum, herkes de biliyor. O kısacık ömrüne, gelecek nesillerin dilinden düşmeyecek koca bir destan sığdırdın.
Sana gelince... Seninle geçirdiğim o on yılın her anına, sadece tatlı hatıralarına şükürler olsun; acının esamesi bile okunmazdı yanındayken.
Altı yıl süren evlat hasretimiz dahi sabırla, umutla tatlıydı. Allah, içimde bir kalbin atmaya başladığını müjdelediğinde; o minicik canı görmeni beklemeden seni yanına almayı diledi.
Yine de söz veriyorum sana; evladın gün yüzüne çıktığında, ilk öğreneceği şey, asla boyun eğmeyen, sarsılmaz bir babası olduğudur. Kanının temiz akışıyla suladığın o Sarifa topraklarında; önce yaralandın, sonra mutlu sona erdin.
Gözümün nuru, güzel gidişin kutlu olsun.
Huzurla uyu, gönlün ferah olsun; belki de kavuşmamız çok sürmez.''
Allah'ım, Güney Lübnan'da Siyonistlere karşı savaşan Hizbullah askerlerine yardım et. Onlar herkesin sustuğu bir zamanda Gazze için savaşanlardır. Onlar yeryüzünün onurunu, insanlığın haysiyetini koruyanlardır. Evlatlarını, eşlerini, annelerini babalarını şehit verenlerdir. Direniş bayrağını düşürmemek için en kıymetli varlıklarından vazgeçenlerdir. Sen onları muzaffer kıl Allah'ım. Bu mübarek günlerin hürmetine dualarımızı kabul et. Şüphesiz ki Senin her şeye gücün yeter.
كانت هذه الطفلة الجميلة من غزة تنتظر العيد لتفرح مثل بقية أطفال العالم، لكن الموت كان لها أقرب !!
ارتقت إلى الله قبل قليل ويدُها المكسورة ما زالت مُجبَّرة، لم يمهلوها حتى تلتئم !!
A Lebanese man bids farewell to his brother who got killed by zionists by reciting a very emotional traditional eulogy poetry "zajal"..
"You went and left me alone":
نحن لا ننكر ان اميركا قوية ، نحن ننكر ان اميركا اله… وتقول للشيء كُن،
فيكون …
اغلب مشاريعها الخارجية فشلت .
نحن نؤمن جازمين قاطعين بان الله اقوى واعظم واكبر من الولايات المتحدة الاميريكية وكل ما في هذا الكون .
#اشتقنالك 💛