Yeryüzünde o kadar çok izlenecek sinema filmi var ki… Hayatımız boyunca birçoğunu izleyemeyeceğimiz için üzülüyorum. Romalılar bunu "Ars longa, vita brevis" diyerek özetlemiş. Sanat uzun, hayat kısa... Bu filmlerden bazıları !
Mutlaka izlemeniz gereken muhteşem 4 Gürcü filmi 🇬🇪
Yeni Doçentlik kriterlerinde yapılmış olan birçok değişikilik mesleğimizin yüz karası olan “Çakal Akademisyenlere” ilişkin önlem almak üzere yapılmış gibi gözüküyor. Ne yazık ki mesleğimize hiçbir şekilde yakışmayan bu insanların bir kısmı Doçent ve Profesör oldular bile.
Ne demek mi istiyorum? Örneğin kimi alanlara gelmiş olan tek yazarlı çalışma zorunluluğunun nedeni: Sözlünün kalkması ile birlikte oluşan yayın çeteleri. Olayın işleyişi basit 3-5 akademikcilik oynayan bir araya geliyor ve yayına hiçbir katkı sunmayan diğer yazarları yayına ekliyor. Böylece normalde tek makalesi olacak kişinin, bu çetenin sayısına bağlı olarak çok yazarlı 5-6 makalesi oluyor. Sadece dosya üzerinden ilgili çalışmaya kişinin gerçekten katkısı var mı, konu hakkında bilgisi var mı anlaşılamıyordu. Anladığım kadarıyla bunun önüne geçilmesi için tek yazarlı makale zorunluluğu geldi. Bu arada aynı çeteler Atıf noktasında da benzer işlere imza atıyordu.
Ki iş bunla da bitmiyor. SSCI çetelerimiz de var. 2-3 yazarın işi yaptığı geri kalanların ortalama 1000 dolar ile yazar olarak eklendiği bir sistem bu. İlgili sistemde 30-40 yazarlı makaleleri çok rahat görebilirsiniz. 2-3 yazar parasını alıyor geri kalanlar puan tamamlıyor. Ne yazık ki bu tek yazarlı yayın zorunluluğunun gelmesi tüm süreci bu şekilde istismar edenler yüzünden.
Kitap editörlüklerine gelen Profesörlük şartı da benzer bir nedenden kaynaklanıyor. Kimi akıllı hocalarımız baktılar editörlükten bol bol puan geliyor. Hemen birkaç yayın evi ile anlaştılar. Ve sürekli editörlük yaparak puan kasıyorlar ve hatta para kazanıyorlar. Elbette bu hakkın sadece Profesörlere verilmesi ne kadar çözüm olur tartışılır ama böyle bir önlem alınma sebebi bu.
Sosyal bilimler bazında SSCI ya da en azından ESCI’nin esamesinin okunması bence güzel bir gelişme. Daha önce alanda çalışan akademisyenin SSCI yapmasının gerçekten hiçbir anlamı yoktu. Hatta verdiği emek boşa gidiyordu, en azından bu noktada bir iyileşme var.
Ben hala TR Dizin noktasında büyük sıkıntılar olduğunu düşünüyorum. Tanıdığı olanlar bu sistemde 2-3 günde makale bastırırken olmayanlar 3 yıl bekleyebiliyor (üstelik kabul alan makalelerine). En azından yeni sistemde SSCI basarak TR Dizin zorunluluğundan sıyrılma şansı verilmiş. Ancak ne olursa olsun TR Dizine ilişkin bu sorunu çözmek zorundayız. Bu hali ile gerçekten çok üzücü bir tablo.
Bana soracak olursanız öyle ya da böyle çözüm dünya standartlarında yayın zorunluklarının gelmesi, bu durum büyük bir çoğunluğu mutlu etmeyecek ama en azından bir kere yapar ve insanların önümüzdeki 5-10 yıl boyunca yolunu buna göre çizmesini sağlayabiliriz. Ayrıca en makul önerilerden bir diğeri ise Doçentlik inceleme jürilerinin oluşturacak hocaların da bu kıstaslarının tümünü yerine getirmiş olma durumu. En azından değerlendirmenin daha hakkaniyetli olmasını sağlayacaktır.
Ancak sonuç itibariyle ülkemizde her şartı ve her durumu suistimal etmek isteyen varlıklar olduğu müddetçe kurunun yanında yaşlar yanıyor, ve gördüğüm kadarıyla yeni kriterler olabildiğince bu “çakal” akademisyenleri engellemeye yönelik.
Kristof Kolomb, gemilerin zorunlu tamiratı için Jamaika'ya uğrar. Oradaki yerliler tamirata yardımcı olur, gemi tayfasına yiyecek içecek verir. Ancak tamirat aylarca bitmez. Üstelik gemi tayfası, yerlilerin yiyeceklerini yağmalar. Bu duruma kızan yerliler, yardımı ve yiyeceği keser. Çaresiz durumdaki Kolomb, gemilerde bulunan takvimi karıştırırken, ertesi gün Ay tutulması olduğunu öğrenir ve hemen yerlilerin şefine gider.
Şefe, Tanrı ile haberleştiğini ve Tanrı'nın yardımın kesilmesine çok kızdığını, bu kızgınlığını da Ay'ı kan kırmızıya çevirerek göstereceğini söyler.
Ertesi gün akşam Ay tutulması başlar ve Ay'ın rengi tutulmadan dolayı kızıla döner. Kolomb'un oğlu, o anı günlüğüne şöyle yazmış:
"İnleme ve feryatlarla birlikte, her yerden gemilere doğru geldiler, yiyecek ve içecekler getirdiler, Tanrı'ya onları affetmesini söylemesi için amirale yalvardılar.”
Kolomb kum saatine bakar, 48 dakika süren tutulma bitmek üzeredir.
Onlara Tanrı'nın kendilerini affettiğini ve Ay'ı birazdan normal rengine çevireceğini söyler.
Tutulma biter, Tanrı tarafından affedilen yerliler de mutludur, evrenin işleyişini bilen Kolomb tek bir not düşer seyir defterine:
"Cehalet, her zaman köleliği getirir."
Haziran 1503
Hayat��m boyunca böyle bir belgesel izlemedim. Dünyada bizim de bilmediğimiz korkunç olaylar var. Bu belgeseli herkese önermiyorum. Özellikle çocuklara. Ben meraktan izledim. Beni bile sarstı. Belgesel kendilerine tanrı diyen insanları anlatıyor. Ve yaptığı kötü şeyleri. Belgesel Netflix'de var.
Aşağıdaki şehirlerde daha çok gönüllüye ihtiyaç var! Lütfen Paylaşalım! #OyVer
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Artvin
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Çankırı
Düzce
Erzincan
Gümüşhane
Iğdır
Karaman
Kars
Kastamonu
Kilis
Kırıkkale
Kırşehir
Kütahya
Malatya
Mardin
Muş
Niğde
Osmaniye
Urfa
Siirt
Sivas
Uşak
Yozgat
Biraz sessizliğe ne dersiniz. İki taraf için de bir süre susmak ve ilk aklına geleni söylememek belki zor. Ancak sonradan pişman olacağınız şeyler söylememiş olursunuz. Unutma, bu ülke Kurtuluş Savaşını beraber kazanmış ataların bize emaneti. Birlik olmak zorundayız her koşulda.
Giderek daha belirgin hale gelen iklim ve gıda krizi konut ölçeğindeki tarımsal üretimi kaçınılmaz kılıyor. 200 m2 bir alan bile hane ölçeğindeki üretimin önemli bölümü için yeterli oluyor. Planlamada ve tasarımda toprakla ilişkili, bahçeli, seralı küçük konutları öne almalıyız.
Büyük Bengal Kıtlığı
Hindistan’da 1757’den 1947’ye 60 milyon insanın ölümüne yol açan kıtlıkların sebebi sömürgecilerin acımasız toprak politikalarıydı.
Dünyanın en verimli topraklarında yaşayan milyonlarca insanın, açlıktan birbirlerini yemek zorunda kaldığı bir acı bu++
Seçim diye biliyorduk ama darbemiymiş 14 Mayıs...Ooovvv.. Bunu burdan açıkladığınız çok iyi oldu. Gerçekten biz de demokratik bir seçim diye oy falan vericektik. Meğer batının darbe planıymış. Allah yardımcımız olsun🤲
- Çıkma teklifi geri gelsin.
- Evlilikler 5 yıllığına yapılsın, her 5 yılda bir yenilenmediği takdirde kendiliğinden feshedilsin.
- Çocuk yapmak isteyen çiftler önce psikolojik testlerden geçirilsin.
- İnsana mülkiyet muamelesi yapılmasın, bireysel alanlara saygı duyulsun.
Dijital çağda modern insanda ortaya çıkan üç hastalık:
1. Teferrüc: Bakma, seyretme hastalığı.
2. Tecessüs: Başkalarının gizli hallerini öğrenmeye çalışma hastalığı.
3. Tekeşşüf: Seyredilme, görülme hastalığı.
Akademik yazı yazmak için ChatGPT'de zamanınızı boşa harcamayın.
Paperpal ile Scite Assistant ile tanışın.
Şimdi size araştırmacılar için tasarlanmış yapay zeka destekli bu muhteşem araçlardan bahsedeceğim. ++
@tfnkymz Özgür iradenize saygı göstermek yerine sanki bir sorununuz ya da hastalığınız varmış gibi düşünmeleri ve ilaç niyetine tavsiyeler vermeleri ne garip değil mi?