Ben 14 yıldır @CocuklarGulsun Derneğinin kurucusu ve başkanı olarak ülkesine 53 Anaokulu açmış bir anneyim.
Ülkemi ve çocukları çok ama çok seviyorum.
Hassas noktam, zaafım çocuklar.
#Narin için 16 gündür çırpınıyorum.
Tüm uyarılara rağmen durmayacağım.
Ve tekrar soruyorum.
#NarinÇocuk nerde
#Narin e ne yaptınız?
Kim neyi örtmeye çalışıyor?
#NariniBulunArtık ve #BizeAçıklamaYapın
🩸“Ailemin tek çocuğuyum,1,5 yıldır işsizim.
Annem kalp hastası,onun için endişeleniyorum.
Daha önce Adliye’ye hiç yolum düşmedi,hiç SUÇ işlemedim.
Hiç korkmuyorum;
Cesaretimi “KORKMA”diye başlayan İSTİKLAL MARŞIMIZDAN alıyorum” diyen Dilruba’ya değil yolsuzlara,hırsızlara,katillere, tecavüzcülere,sadistçe katliam yapanlara geçirin tırnaklarınızı…Hukuk dışı özgürlüğünden mahrum bıraktığınız Dilruba’yı rahat bırakın‼️
#DilrubaSebestBırakılsın
Anayasa hükümleri gayet açıktır ve bu anayasa bugün uygulanmak üzere yürürlüktedir. Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararlarıyla ilgili bu kurumların verdikleri kararları uygulamak mecburiyeti de hemen hemen ilgili her maddesinde yazılıdır.
Sayın Cumhurbaşkanımız 10 yıldan beri Cumhurbaşkanlığı görevinde. 2014 yılından bu yana bu anayasaya göre seçiliyor, bu anayasaya göre ant içiyor ve bu anayasaya göre YÖK ve HSK üyelerini atıyor, yargıtay başsavcısını ve Anayasa Mahkemesi üyelerini seçiyor. Anayasada kendine tanınan bütün hak ve yetkileri kullanıyor.
Birkaç yıl öncesine kadar biz hem 90. madde hem 148'den 153. maddelerine kadar Anayasa Mahkemesi'nin kararlarına, AİHM kararlarına uymayı kendimize bir vecibe biliyorduk. Şimdi Anayasa Mahkemesi'nin defaatle verdiği kararlar ortada; ki en son 10'a 4 bir karar vermiş görünüyor ve o 4 üyenin de esastan bir itirazları yok, usulden itirazları var. Durum böyle iken Can Atalay'ın tekrar milletvekili olabilmesi için önünde hiçbir engel kalmamıştır. Bunun uygulanması gerekir. Çünkü bu anayasaya göre bu kararlar uygulanmalıdır. Geçmişte Enis Berberoğlu ve Ömer Faruk Gergerlioğlu konularında mevcut olan düşüncelerim bugün de aynen devam ediyor. Bu yüzden Sayın TBMM başkanımıza seslenmek istiyorum.
Sayın Numan Kurtulmuş, değerli meclis başkanımız; sizi geçmişten bu yana tanır, sever ve takdir ederim. Sizinle birlikte siyaset yaptık. Siz ayrıca iki siyasi partinin genel başkanlığı da yaptınız. Aileniz, ilmî birikiminiz, taşıdığınız unvan, örnek bir aile olmanız ve meclisimizi de bugüne kadar onurlu bir şekilde temsil etmeniz konusunda sizleri her zaman takdir ettim. Bugün önemli bir kararla karşı karşıyasınız. Bana düşen sizi dostça ikaz ederek Sayın Can Atalay'ı meclise davet edip ant içmesini temin etmenizdir. Bu kişi seçildi, mazbatasını aldı. Meclise geldi, meclis komisyonlarına seçildi fakat ant içmesi mümkün olmadı. Şu anda yasama görevine katılamıyor. Anayasa Mahkemesi'nin bu kadar kesin ve kati kararlarına karşı direnmenin hiçbir haklı gerekçesi yoktur.
Hatırlayacaksınız, 2013 yılında Başbakan Yardımcılığım döneminde Kemal Aktaş isimli HDP'li bir milletvekili 1 yıl 8 aylık mahkumiyetinin kesinleşmesi karşısında mecliste ceza hükmü okunacak ve milletvekilliği sona erecekti. Terörle Mücadele Kanunu'nun 7. maddesine göre Nevruz'da yaptığı bir konuşma vesilesi ile bu cezayı almıştı. Söz konusu konuşmada da AİHM kararlarına göre hiçbir suç unsuru yoktu. Dolayısıyla Sayın Başbakanımızın görüş ve talimatlarını alarak kendi aramızda bu kanunun ilgili maddesini, "Terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi..." şeklinde AİHM kararlarına uygun olarak değiştirdik. Kemal Aktaş'ın kararının TBMM'de okunmasını da Sayın Cemil Çiçek'ten rica ederek 4-5 ay geciktirdik. Sayın Başbakanımızın çok doğru bir kararı ile bu madde değiştirildi ve o günden bugüne de yürürlükte kaldı. Geçmişte bir milletvekilliğinin düşürülmesine bu şekilde karşı çıkmışken bugün neredeyse rutin bir olay gibi milletvekilliklerinin düşürülmesi vesilesiyle siyaset kurumunun zedelendiğini, siyasetçinin yıprandığını ve bu kurumun çok büyük yara aldığını düşünmekteyim.
Sayın TBMM Başkanım; lütfen kendi iradenizle, hukuk düşüncenizle, siyasî birikiminizle bu işi daha fazla uzatmadan çözüme kavuşturalım. Bu onurlu işi bir başkasına havale etmeyelim. Unutmayalım ki sizin de çok değer verdiğinizi bildiğim Or. Prof. Ali Fuat Başgil'in şu sözlerini hatırlatmakta fayda görüyorum: "En iyi anayasa uygulanan anayasadır, en kötü anayasa uygulanmayan anayasadır."
Bir anne olarak, canım acıyor.
Vera biraz önce “ben babamı tutanlarla konuşmak istiyorum, onlara anlatacağım her şeyi” dedi.
Sonra da “Ama korkuyorum anne, ya beni de tutarlarsa, beni de tutarlar mı orada?” diye sordu.
Benim kızım 4,5 yaşında. Onu nefreti ve kötülük yapmayı bilmeyen, iyi bir insan olarak yetiştirmek dışında çabamız olmadı. Gözümden sakındığım kızım bana 4,5 yaşında “içeri atılmaktan” korktuğunu söylüyor.
Aşağıdaki fotoğraf, 26 ay önce çekildi. 26 ay önce Vera 2 yaşındaydı. Konuşmaya başladığından beri, bizim de anlam veremediğimiz bir duruma, çocuk aklıyla anlam vermeye çalışıyor. Suçsuz yere içeride ‘tutulan’ bir babanın kızı olarak, babamı istiyorum derse başına bir iş geleceğini seziyor.
Akıl, vicdan ve ahlak sahibi herkese sesleniyorum: Allah aşkına susmayın!
En büyük korkusu oyuncağının kaybolması olması gereken biricik Vera’m, kendisine yaşatılan bu korkuyu hak etmiyor, hiçbir çocuk hak etmez! Bu zulmün sürmesine seyirci kalacak kadar mı taşlaştı kalpler?
Tayfun Kahraman Gezi olaylarında arabuluculuk yapan, olayları yatıştırmak için iktidarla uzlaşı zemini kurmak için çabalayan, hem Sayın Bülent Arınç, hem de Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen, şiddeti tamamen reddeden, hukuk çizgisinden şaşmayan şerefli, namuslu ve dürüst bir devlet insanıdır. Buna o dönemin tüm aktörleri tanıktır.
Eşim Tayfun Kahraman suçsuzdur. Dava dosyasında aleyhine tek bir delillendirilmiş suç olmadan, hukuki gerekçesi yazılmış somut tek bir suçu olmadan hapis tutuluyor.
Tayfun’un eşi olarak değil, Vera Kahraman’ın annesi olarak söylüyorum: Ben kızımın 4,5 yaşında hapse girer miyim korkusuyla büyümesini kabullenmiyorum! Bunun normal kabul edilmesini de kabullenmiyorum!
Her gün binlerce kilometre giden otobüslerimiz zamanla yıpranırken onları ilk günkü haline getiren ESHOT Atölyemiz var.
Yılda 250’ye yakın aracımızı yenileyerek israfın önüne geçen, İzmir’in hakkına sahip çıkan kıymetli emekçilerimize çok teşekkür ediyorum.
Cumhuriyet'imizin ilân belgesi, 29 Ekim 1923.
"Hâkimiyet, bilâ kayd ü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müsteniddir. Türkiye Devleti’nin şekl-i hükümeti Cumhuriyettir."
📌Özlem Türeci ve Uğur Şahin’in uzun yıllardır üzerinde çalıştıkları kanser aşısının ilk sonuçları açıklandı.
44 hastaya uygulanan aşı, hastaların % 59’unda tümörleri en az % 30 oranında küçültürken, %95 vakada tümör büyümesi durdu.
Bilim her şeydir‼️