Manifesto gibi açıklama yapmış ders kitaplarına konulası...
🇪🇸🇦🇷 İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Dünya Kupası finalinde Arjantin’i mağlup ederek şampiyonluğa ulaşmalarının ardından dikkat çeken açıklamalarda bulundu;
“Bugün yalnızca bir futbol karşılaşmasını kazanmadık; sporun, siyasi hesaplardan ve çıkar ilişkilerinden daha güçlü olduğunu da gösterdik. Umarımı Arjantin, binlerce masumun kanına giren bir devleti arkasına alarak sempati devşiremeyeceğini ve haysiyetsiz ittifaklarla zafer kazanılamayacağını anlamıştır. Futbol sahaları siyasi provokasyonların değil; emeğin, mücadelenin ve milletlerin onurlu rekabetinin adresidir. İspanya, sahada kendi gücüne, kendi karakterine ve halkının desteğine güvenerek mücadele etti. Bu kupa da başkalarının gölgesine sığınmadan, yalnızca alın teriyle kazanılmış bir zaferin simgesidir.” dedi.
🔴 Yaklaşık 40 tonluk Rus yapımı Be-200 amfibi uçağının su yüzeyinden havalandığı anlar görüntülendi.
Jet motorlu uçak, yangın söndürme görevlerinde suyun üzerinde ilerlerken tanklarına yalnızca 14 saniyede 12 bin litre su alabiliyor.
Tekne biçimli gövdesi sayesinde hem karadan hem de sudan kalkış yapabiliyor.
Konya Yolu'nda Yedi Takla Attı… Özlem Gürses Aslında Kim?
Bir insanın hayatı kaç saniyede değişebilir?
Özlem Gürses için bu süre, önüne çıkan kamyonu fark etmesiyle direksiyonu kırması arasında geçen birkaç saniyeydi.
O sabah Ankara'da ofisine gitmekte olan genç bir mimardı. Sekiz aylık evliydi. Düzenli bir işi, kurulu bir evi ve ailesinin onun için hayal ettiği güvenli bir geleceği vardı.
Sonra Konya Yolu'nda önüne bir kamyon çıktı.
Direksiyonu kırdı.
Araç kontrolden çıktı ve tam yedi takla attı.
Otomobil durduğunda kalçası ve omurlarında kırıklar vardı. Ancak asıl sorun henüz fark edilmemişti. Sol kalçasındaki kaslar erimeye başlamıştı.
Doktorlar zamanla iyileşeceğini söylüyordu. O ise vücudunda bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyordu. Israrla aynı cümleyi kuruyordu:
"Ben iyi değilim."
Uzun uğraşlar sonucunda bir beyin ve sinir cerrahını kendisini ameliyat etmeye ikna etti. Ameliyat günü belirlendi.
Fakat operasyondan bir gün önce bu kez doktor kaza geçirdi. Yazlığında düşerek dizini ağır şekilde yaralamış, kendisi ameliyat olmak zorunda kalmıştı.
Özlem Gürses'e başka bir doktora gitmesi önerildi.
Gitmedi.
Aylarca bekledi.
Yoğun fizik tedavi gördü. Büyük bir mücadeleden sonra yeniden ayağa kalktı ve yürümeyi başardı. Ancak sağ bacağı, sol bacağından bir miktar daha kısa kaldı.
Kazanın ardından yalnızca bedeni değişmedi.
Evliliği sona erdi.
Mimarlığı bıraktı.
Ankara'da kurduğu hayatın neredeyse tamamı birkaç ay içinde dağıldı. Artık ne eski mesleğine ne de eski yaşamına ait hissediyordu. Fakat nereye ait olduğunu da bilmiyordu.
Bir gece pijamalarıyla kanepede otururken televizyonu açtı.
Ekranda Ali Kırca'nın sunduğu Siyaset Meydanı vardı.
Alt yazıda programa halktan katılımcılar arandığı yazıyordu.
Faks makinesinin başına geçti.
Düşüncelerini yazdı.
Gönderdi.
Kısa süre sonra telefon geldi.
Programa davet edilmişti.
Ertesi gece stüdyoya gitti.
Program sabaha karşı sona erdi.
Çıkışta Ali Kırca yanına geldi ve hayatını değiştirecek şu soruyu sordu:
"Bizim mesleği denemek ister misin?"
Özlem Gürses'in gazetecilik yolculuğu bir medya okulunda ya da haber merkezinde başlamadı.
Konya Yolu'nda hurdaya dönen bir otomobilin içinde başladı.
Çünkü o kaza yaşanmasaydı, belki mimarlığı bırakmayacak, o gece televizyonun karşısına oturmayacak, o faksı göndermeyecek ve Ali Kırca ile hiç karşılaşmayacaktı.
Bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük bir fırsat değildir.
Bazen sıradan görünen bir sabah çıkar karşınıza.
Önce bütün düzeninizi altüst eder.
Sonra sizi hiç aklınızdan geçmeyen bambaşka bir yola çıkarır.
O gün araçtan ağır yaralı çıkarılan genç mimar, yıllar sonra Türkiye'nin tanınan gazetecilerinden biri oldu.
Bir bacağı hâlâ diğerinden biraz daha kısa.
Pantolon paçalarından biri hâlâ biraz daha uzun.
Ama artık buna takılmıyor.
Çünkü bazı izler, insanın eksik kaldığını değil; nereden ayağa kalktığını gösterir.
Abbas araghchi is cooking Marco Rubio in his own Style 👏
🇺🇸Rubio: "Iran has money. But instead of fixing the country, they send it to Hezbollah and Hamas. Every dollar from oil or sanctions relief."
🇮🇷Araghchi: "And the US? Rich too. But every extra dollar goes to Israel and allies for war. Spend it on Americans instead."🔥🤣
That was very brutal 👏
Özellikle "Odyssey filmine gideceğim ama hikâyeyi hiç bilmiyorum" diyenler için iyi bir başlangıç videosu: Odysseus'un çileli hikâyesinin baştan sona felsefi derinliğiyle birlikte anlatımı, Luc Ferry'den.
Çok eskiden yayınladığım bu videonun çevirisini bugün tekrar elden geçirdim. Yeni versiyonu daha derli toplu oldu.
İyi seyirler :)
🛑🛑🛑 Arakçi önemli açıklamalarda bulundu. Komşu ülkeler İran’ın düşüşüne hazırlıklıydı ve hepsi gizli bir sevinç içindeydi.
Ne kadar üzücü, değil mi? Peki İran bunlardan intikamını almayacak mı? Elbette alacak. Buna tarihin kırbaç vefası derler."
🛑🛑🛑 Abbas Arakçi:
"...Bölge liderlerinden biriyle görüştüm. İçten içe hissettiğiniz gizli bir sevinçle, oldukça kibirli ve gururlu bir tavırla bana dedi ki: 'Emin olun size saldıracaklar; nükleer tesislerinizi vurup yok edecekler, füze kapasitenizi ortadan kaldıracaklar, petrol tesislerinizi yerle bir edecekler. Sakın karşılık vermeyin ha! Çünkü (karşılık verirseniz) sizi de vururlar, liderliğinizi vururlar, kendinizi...'"
Görüşmeci: "Bunu kim söyledi?"
Abbas Arakçi: "Bölge liderlerinden biri."
Görüşmeci: "Suudi Arabistan mı?"
Abbas Arakçi: "Şimdi isimlere girmeyelim, sonuçta bizim hepsiyle işimiz var, birlikte çalışıyoruz." (Gülerek)
Görüşmeci: "Yok, bu üslup tam Bin Selman'a uyuyor."
Abbas Arakçi: "Dediğim gibi, isimlere girmeyelim lütfen. Aslında hepsinin üslubuna uyuyor." (Gülerek) "Bırakın biz işimizi yapalım. Hayır, gerçekten hepsinin ruh hali böyleydi. Hepsi bir olayın gerçekleşmesini bekliyordu ama bir yandan da korkuyorlardı. Ben orada onlara dedim ki..."
Görüşmeci: "Yani bu işi bitmiş mi gözüyle bakıyorlardı?"
Abbas Arakçi: "Evet. Onlara dedim ki: Olay sizin söylediğiniz kadar kolay değil. Eğer bizim herhangi bir noktamızı vururlarsa, biz de onun tam karşılığındaki noktayı vururuz. Nükleer tesislerimizi vururlarsa, nükleer tesislerini vururuz. Askeri kapasitemizi vururlarsa, askeri kapasitelerini hedef alırız. Eğer Amerika da bu işe dahil olursa, ister istemez Amerika'nın bölgedeki üslerini vuracağız. Çünkü bizim füzelerimiz Amerika ana karasına ulaşamaz ama bölgedeki üslerine ulaşır. Eğer petrol tesislerimizi vururlar ve biz petrol satamaz hale gelirsek, bu bölgede hiç kimse petrol satamaz! Tabii bu sözler karşımdaki kişiyi biraz öfkelendirdi ve şöyle dedi: 'Kimse bizi tehdit edemez! Eğer biri bizi tehdit ederse, tüm Avrupa, tüm Amerika ona karşı cephe alır; hatta Çin bile ona karşı olur. Çünkü bizim Çin ile çok büyük ticari ilişkilerimiz var. Dünyadaki petrol akışı bizim elimizde, dağıtım zinciri bizim elimizde...' gibi laflar etti. Ben de güldüm ve dedim ki: 'Yok canım, Allah korusun biz sizi vurmak istemiyoruz ki! Biz Amerikan üslerini vuracağız, ama ne yazık ki o üsler sizin topraklarınızda bulunuyor...'"
Spiker Ece Üner'in haber sunarken "Erkek arılar bal yapamaz, sadece dişi arılar bal yapar. Şimdi gönül rahatlığıyla karı gibi dolayısıyla da arı gibi haberimi sunmaya devam edebilirim" çıkışı sosyal medyada gündem oldu.