Merhabalar,
Bugün Narin'in babası Arif Güran ile görüştüm. Görüşme öncesinde, dava dosyasını hukukçu gözüyle inceledim.
Dosya kapsamındaki deliller ışığında, suçu somut delillerle ispatlanabilmiş tek isim Nevzat Bahtiyar’dır.
Yine dosya kapsamındaki deliller ışığında, Narin'in annesi Yüksel Güran’ın, Narin’in ağabeyi Enes Güran'ın ve amcası Salim Güran’ın suçlu bulunup ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmaları tam bir hukuk faciasıdır.
Görünen o ki, basının yönlendirmesiyle oluşan yoğun kamuoyu baskısı, mahkemenin karar sürecini gölgelemiştir. Kişisel görüşler bir kenara bırakıldığında ceza hukukunun en temel kuralı, mahkumiyetin dedikodulara veya ihtimallere değil, somut ve şüpheden uzak delillere dayanması gerekliliğidir. “Şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince, dava dosyasındaki mevcut deliller anne ve amcaya bu cezanın verilmesi için teknik olarak yetersiz kalmaktadır. Anne ve amcanın suçlu oldukları, hukukun evrensel ilkeleri gereğince şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamamıştır.
Dolayısıyla İstinaf Mahkemesi ve Yargıtay denetimlerinde bu cezaların kesinlikle bozulması gerekirdi. Hukuk bunu gerektirirdi çünkü yeni bir delil veya yeni itiraflar ortaya çıkmadıkça mevcut dava dosyasına göre annenin ve amcanın suçlu oldukları ispatlanamamıştır.
Sırf kamu vicdanını tatmin etmek için suçlu olduğu ispatlanmamış insanlara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermek gerçek adalet değildir, kamu vicdanını tatmin etmez. Kamu vicdanını asıl yaralayacak olan durum, belki de Narin'in gerçek katilleri dışardayken annesinin, abisinin ve amcasının cezaevinde olmalarıdır.
Başta Diyarbakır Barosu olmak üzere ilgili tüm hukuk çevrelerini bu dosyada adaletin sağlanması için çaba sarf etmeye davet ediyorum. Adalet Bakanlığının, dosyayı titizlikle inceleyerek kanun yararına bozma talebiyle Yargıtay’a başvurmasını rica ediyorum.
Narin'in hatırası, ailesi ve kamuoyu bunu hak ediyor.
Selam, sevgilerimle…
Truppen der Al-Jolani-Regierung haben das Camp Al-Hol unter ihre Kontrolle gebracht. Damit kommen auf einen Schlag etwa 30.000 IS-AnhängerInnen frei. Der Westen hat die Büchse der Pandora geöffnet.
Du blickst in Augen von Menschen, die dich entweder versklaven oder töten würden, wenn sie es könnten. Für sie bist du nur ein Ding, mit dem man machen kann, was man will. Meine Schwester @tuelintekkal besuchten im Sommer 2025 das Camp #AlHol. Jenes Camp, das in diesen Minuten von den IS-Verbündeten, den Truppen der s.g. „Interimsregierung“ in #Syrien, übernommen und befreit wird. Wir standen als Betroffene vor jenen, die uns nach dem Leben trachten. Sie sagten uns: „Wir warten auf den Tag, da Al-Sharaa uns befreit. Und dann werdet ihr hier drin sitzen.“ Jetzt ist dieser Tag gekommen.
Was haben wir uns in den letzten Jahren den Mund fusselig geredet? Die Herkunftsländer der Dschihadisten, die nach Syrien und Irak strömten und sich dem „Kalifat“ anschlossen, müssen ihre „foreign fighters“ zurück nehmen. Ihnen Strafprozesse bereiten. De-Radikalisierungsprogramme durchführen. Oder zumindest gemeinsam mit den kurdischen Kräften ein Straftribunal einrichten. Damit diese Camps aufgelöst werden können und die Opfer derjenigen, die hier festgehalten werden, Gerechtigkeit erfahren. Nichts ist passiert. Stattdessen hat man einen international gesuchten Dschihadisten hofiert, der jetzt Fakten schafft.
Der IS hatte die Absicht, die ethnisch-religiöse Gruppe der Jesiden in Gänze zu vernichten. 5000 JesidInnen wurden umgebracht, als der IS 2014 in Shingal einfiel. Hunderttausende flohen vor den Angriffen und sind bis heute vertrieben. Etwa 7.000 Frauen und Kinder wurden damals entführt. Mehr als 2800 gelten als vermisst – viele von ihnen werden in Al-Hol und in Rakka vermutet.
Was wird jetzt mit ihnen geschehen? Jetzt, da ihre Peiniger – und danach sieht alles aus – in die Freiheit kommen? Tülin und ich wollten mit unserem Besuch auch, dass sie erfahren, dass hier zwei Jesidinnen waren, die nicht vergessen. Die weder sie vergessen, noch was passiert ist. Wir standen dort auch für alle Frauen und Kinder, die nicht mehr sprechen können. Für alle, die ermordet oder versklavt wurden. Die vergewaltigt wurden. Die so traumatisiert wurden, dass sie verstummt sind. Für jene, die ihre jesidische Identität abgelegt haben, um zu überleben.
Zwischen dem IS und der aktuellen Terroristen-Regierung in Damaskus passt ideologisch kein Blatt. Wir haben Angst – um unsere Freunde in Rojava, in Schingal, um unsere Mitarbeiter und BACK TO LIFE Camps in irakisch-Kurdistan. Wir haben Angst um unsere jesidischen Frauen. Wir haben Angst vor einem neuen Genozid. Und keine Hoffnung, dass irgendwer uns hilft.
Ein Video zeigt, wie das sogenannte neue syrische Regime zwei kurdische Frauen in Aleppo, Syrien, entführt und dann … Alle Kräfte des neuen syrischen Regimes sind Mitglieder von al-Qaida und ISIS. Kürzlich kündigte die Europäische Union 722 Millionen US-Dollar an Steuergeldern an, um …
@_FriedrichMerz@EU_Commission@BfV_Bund@BMG_Bund@LindseyGrahamSC
Bu görüntü yer yüzündeki sağcı/solcu, her partili bütün Kürtlerin kanına dokunuyor,
Bu görüntü sizi dünyada kadın düşmanı birer barbar olarak tescilliyor,
Bu görüntü Sizin aşağılık IŞİD artığı olduğunuzu belgeliyor.
Kürt düşmanlığı sizi insanlıktan çıkarmış
Ve Kürt düşmanlığı sizin sonunuz olacak.
Bundan emin olun.
Unser Weltmeister #AgitKabayel nutzt seinen Sieg um eine politische Botschaft an die Welt zu richten: Her Biji Kurdistan
Free Rojava, das was dort passiert, akzeptieren wir nicht 🇩🇪💚♥️💛 #Aleppo
Türk devleti de beni 14 yaşında Newroz’da halay çektim diye tutuklayıp 8 ay içerde tuttu. 14 gün boyunca da işkence yaptı. 14 yaşındaki çocuğa elektrik verdi, Filistin askısı, falaka, kaba dayak. 14 gün boyunca uyutmadı. Sigara söndürdü vücudumda. 800 km uzaktaki cezaevine gönderdi ki ziyaretçim de olmasın istedi.
Köyden Antep’e göç ettiğimizde tek kelime Türkçe bilmeden ilkokula başlamıştım
Kürtçe’yi sadece bizim ailede, bizim akrabalar arasında konuşulan bir dil sanıyordum
Okuduğum kitaplarda yok, televizyonda yok…
Taki faşizmin mabedinde Leyla Zana Kürtçe haykırışını duyana kadar
I finally found this video after months of searching.
They've tried to keep this off of social media because it exposes all of the young people who died suddenly because of the jab.
Repost it and then reply with Died Suddenly so we can expose this all over again!
Yarım kaldı her şey, gülüşümüz yarım, cümlemiz eksik, neşemiz tatsız tuzsuz şimdi.
Yok artık o ağız dolusu gülmek ve yok artık kahkahalarla gelmişine geçmişine küfretmek haine, hayırsıza… Yinede şu dünyaya sabahlara kadar yorulmadan şarkı söylediğimiz günlerin hatırı kaldı.
Yani demem o ki sevgili Ahmet, seni özlemek, dağa, taşa, suya, göğe ve insana büyük bir kederle hasret kalırcasına…
Ah!