@JAN1CESTFU@carlsberg_luna@Xinustune3nokta Ne anlatiyorsun ya? CEO veya ust yonetim hangi degeri uretiyor? Sorumluluk yuksek olmasi sebebiyle fazla kazaniyorlar deger uretmekle is uretmekle ilgisi yok
Is hayati tavsiyesi alacaginiz insanlardan once sgk dokumu almaniz yerinde olacaktir. Beyaz yakalilarin 50k maas aldigini sananlar tavsiye vermeye devam ediyor
@129Tenjoyer Twitterdaki zeki aklı başında abileri yüzünden yazmışlardır, hayvan gibi ataması var 90k maaş alıyorlar ben de kardeşime yazdırdım geldi, herkes enayi değil mühendislik zart zurt okuyup linkedinde asgariye iş kovalasın
▬ Bir zamanlar Ford, Tüpraş ve THY’den bile daha fazla ihracat yapan Vestel’in satışları geçen seneye göre %48 düştü.
▬ Net zarar 9,7 milyar TL oldu.
▬ Şirket, borçlarına karşılık her gün milyonlarca lira faiz ödüyor.
Laflara bak IQ testi yapmislar sanki. Kendinden once baskasini dusunen “salak”, kendi keyfinden daha degerli bir sey bilmeyen “zeki” diye nitelediginiz icin bunun sonucu da boyle sacmaliklar oluyor
@kivilcim701@lillywolfiewolf @ToplumsalMht106 Ne anlatiyorsun acaba? Emekci biraz kafasini kullanip hakkini alacagi partiye oy vermemis simdi ben canimi ve malimi riske atip onun eylemine mi destek verecegim? Siyaseten muhalefet sucludur da adaleti bozan iktidari hala iktidar yapan da destek beklemesin bugun
Feng Shui gerçektir. Fotoğrafları sil. Eski mesajları temizle. Artık konuşmadığın insanların numarasını sil. Sana iyi gelmeyen insanlardan uzaklaş. Dolabını düzenle, giymediklerini bağışla. Telefon ekranını sadeleştir. Kullanmadığın uygulamaları sil.
@akamurat67@zgrGngr2634@kaanatalar1@Pardonhaber Baya komik arkadassin sen. 50 dairelik hangi yolsuzluk tvlere cikmis? Bir tane yahsihan belediye baskanini yargiladiniz ona da 6 yil ceza verdiniz bindigi araba audi a8 o hirsizin
Sevgili Tuzlalı Komşularım,
Öncelikle bugüne kadar bana verdiğiniz her türlü destek için sizlere gönülden teşekkür ederim.
Genç yaşta bana güvenerek, Tuzla gibi çok güzel ama aynı zamanda da büyük sorunları olan bir ilçenin yönetilmesi görevini emanet ettiniz. Ben de güveninize layık olabilmek için var gücümle çalıştım. Göreve geldiğim günden bu yana tek bir gayem oldu: Tuzla’nın kronikleşmiş sorunlarını çözmek ve siyasi parti ayrımı gözetmeksizin, her bir komşumun hakkını, hukukunu korumak.
Ne yazık ki bazen siyasi hesaplar, halkın ihtiyaçlarının, umutlarının ve haklarının önüne geçebiliyor.
Yaklaşık iki yıldır, önce yetkililere, sonra da sizlere anlatmaya çalıştığım gibi, ilçemiz tarihinin en büyük barınma ve mülkiyet kriziyle karşı karşıya.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Teftiş Kurulu tarafından gönderilen rapor doğrultusunda; yaklaşık 50 bin vatandaşımızın evlerinin yıkılması riski ortaya çıkmış, 16 bin dairenin elektrik, su ve doğal gazının kesilmesi talimatı verilmiştir.
Ortada geçmişten gelen hukuki bir problem olduğu doğrudur; ancak söz konusu olan sadece hukuki ve teknik bir imar meselesi değil, insani bir krizdir.
Üstelik, yıllar boyunca İmar Kanunu açısından sorunlu uygulamaların hayata geçirilmesini sadece seyretmekle yetinen ve meselenin içinden çıkılmaz hale gelmesine müdahale etmeyen İBB’nin de büyük sorumluluğu vardır.
İdarelerin yaptığı hataların bedelini 50 bin masum Tuzlalının, çocukların, ailelerin ödemesini kabul etmemiz hukuken de vicdanen de kabul edilemez.
Bu büyük felaketi önlemek, temel insan hakkı olan barınma ve mülkiyet sorunlarını çözerek, Tuzla’nın geleceğini kurtarmak için mevcut siyasi çatımız altında ve İBB nezdinde, konudan haberdar olduğumuz ilk günden itibaren her türlü girişimde bulunduk. Çözüm modelleri ürettik, rızaya dayalı alternatifler sunduk.
Maalesef, tüm çabalarımıza rağmen çözüm noktasında bir arpa boyu yol alamadık.
Bu düzeyde insani ve toplumsal bir meselede gösterilen duyarsızlığa şahit olmak büyük bir hayal kırıklığı yaşamama neden oldu. Eğer siyaset, halkın barınma hakkının önünde engelse, artık bir karar vermem gerekiyordu. Ben bugün o kararı veriyorum.
50 bin insanın evsiz kalma riskini, çocukların geleceğinin kararmasını sessizce izleyip "parti disiplini ve sadakati" kavramlarının arkasına sığınmayı reddediyorum.
Bugüne kadar mevcut siyasi zeminde çözüm üretmek için tüm girişimleri yaptım. Geldiğimiz noktada sorunun çözümü için karar verici iradeyle aynı zeminde çalışmak Tuzlalılar adına daha doğru bir karardır.
Çünkü benim asıl sorumluluğum, bana oy veren ya da vermeyen bütün Tuzlalılaradır.
Bu nedenle, benim için çok zor ama vicdanımın doğru olduğuna inandığı bir karar aldım. Bugünden itibaren yoluma Adalet ve Kalkınma Partisi çatısı altında devam edeceğim.
Bu kararın merkezinde siyasi ikbalim değil, Tuzla'nın geleceği var. Eğer mesele siyasi ikbal olsaydı, en kolay yol mevcut düzeni sürdürmekti. Kolay olanı değil, Tuzla için doğru olduğuna inandığım yolu seçiyorum.
Biliyorum, kararımı eleştirenler olacaktır. Farklı düşünen herkese saygı duyuyorum. Ancak inanıyorum ki zaman içerisinde bu kararın sebepleri ve Tuzla için doğuracağı sonuçlar daha iyi anlaşılacaktır.
Defalarca dile getirdiğim gibi, bedeli ne olursa olsun 50 bin insanı evsiz bırakmanın vebalini asla boynuma almayacağım.
Saygılarımla
Eren Ali Bingöl
Tuzla Belediye Başkanı
Bakın, mesele aslında çok basit. Eskiden (ki o eski güzel günler de tamamen bir şehir efsanesidir ya, neyse) evlilik dediğin şey neydi? Birbirinin her haline gıcık kapmana rağmen aynı evde yaşama sanatıydı.
Lacan’ın o meşhur 'Cinsel ilişki diye bir şey yoktur' lafı tam da buradan çıkıyor işte. Niye yok? Çünkü karşındaki canlı insan, senin kafanda kurduğun o muazzam fanteziye asla uymaz, uyamaz.
Eskiler bunu gayet iyi biliyordu. Kadın adam için Bizimki biraz öküzdür ama ne yapacaksın, en azından kışın odun kırıyor der geçerdi. Yani hayalle gerçek arasındaki o devasa uçurum baştan kabul edilirdi, kimse mucize beklemezdi.
Peki şimdi ne oluyor? Kapitalizm tepemize dikilmiş, sürekli kulağımıza fısıldıyor. Kendini gerçekleştir. En iyi versiyonun ol. Hep daha mutlu ol.
Şeytanlık tam olarak burada başlıyor işte. Evlilik artık bir hayat ortaklığı değil, bir tür bireysel gelişim projesi haline geldi.
Eşin olacak kişiden beklentiye bak. Aynı anda hem yoga eğitmenin olacak, hem psikoloğun, hem finans danışmanın, hem de yatakta alev alev yanan tutkulu aşığın.
Adam günün sonunda pestili çıkmış halde eve gelip koltuğa devrilip televizyon açınca da sistem hemen devreye giriyor. Görüyor musun? Bu adam senin potansiyelini baskılıyor. Sen çok daha iyilerine layıksın, hemen değiştir bunu.
Herkes sanıyor ki sorun karşı tarafın karakterinde. Yanlış kişiyi seçmişin diyorlar. Hayır efendim, yanlış olan karşı taraf değil; senin o zavallı insana yüklediğin Benim ruh ikizim olacak, beni tamamlayacak fantezin.
Sosyal medya da bu yangına körükle gidiyor tabii. Tinder’a, Instagram’a bir giriyorsun; maşallah herkes kusursuz, herkes çok eğlenceli, herkes henüz keşfedilmemiş bir cevher. Tam bir avm kafası. Mağazada o kadar çok ayakkabı seçeneği var ki, beğendiğini alıp dükkandan çıktığın an pişman oluyorsun. Acaba vitrindeki siyahı mı alsaydım, bu sanki ayağımı vurdu...
İşte boşanma patlaması dediğimiz şey bireysel özgürleşme falan değil, tüketim toplumunun ilişkileri de kullan-at mendile çevirme başarısı.
Yani uzun lafın kısası.
İnsanlar sabırsız veya tahammülsüz oldukları için boşanmıyorlar. Aksine. Hiç var olmayan, o hayali, kusursuz ilişki fantezisine öyle bir köle gibi bağlılar ki, gerçek hayatın o hafif sıkıcı, insanı idare etmece hallerini kendilerine yapılmış büyük bir haksızlık sayıyorlar.
Kendime sürekli hatırlattığım bir şey: "Sen özel değilsin, hayat sana bir şeyler borçlu değil, hayattan alacaklı değilsin, her şeyin en iyisini hak etmiyorsun, sadece sıradan bir hayatın var." Rutin nimettir.
@falcon291 Kasim bence erken olur dediginiz gibi Kasim’da olursa ancak o iki secenek olur. Secim ekonomisi yapmak icin bu kadar kemer sikiliyor bence ben seneye secim beklerim her sey stabil devam ederse
@falcon291 Hocam mesruiyeti artik dis guclerden aldigi icin simdilik iceriye baski yapabiliyor. Secim zamani ekonomiyi de rahatlatip kalici sistem icin bastirirlar. Bahsettiginiz planlar mantikli fakat uygulamada cok cok zor olacaktir. O kadar cok kisiye bel baglamak gerekir ki