6 Aralık’ta Kadıköy Bahariye @Mavi Jeans mağazasında bir erkek müşterinin ağır küfür ve tehdit içeren saldırısına maruz kaldım.
Asıl sarsıcı olan mağaza çalışanlarının tutumuydu.
Murat Taylan: "Tele2 Haber kapandı diye sevinmeyin, Tele3 kapanırsa da Tele4 kapanırsa da sevinmeyin! Sonuçta biz bir kadroyuz. Gazetecilerden oluşan her biçimde direnmeye karar vermiş bir ekibiz.
Tele3 kapanırsa Murat Taylan kişisel sayfasında, Zeynel Lüle kişisel sayfasında, Mehmet Ali Güller kişisel sayfasında, İnan Demirel kişisel sayfasında buluşuruz. Bizim konuşmamızı engellemenin yolu YouTube kanalı kapatmak olamaz."
KUSURA BAKMA AMA KARDEŞİM...
Bu cinayetin işlenmesinde sen de sorumluluk sahibisin. Niye mi? Anlatayım:
TELE1 Televizyonunun daha ilk kurulduğu, hatta kurulma çalışmalarının başlandığı günlerden beri süreci yakından bilen biriyim. Sevgili dostum - meslektaşım Merdan Yanardağ'ın @merdanyanardag nasıl çabaladığını, çırpındığını ve o kanalı kurup büyüterek nerelere getirdiğine de yakından tanığım. Kapandığında da orada bir programın (Gazeteciler Masası) yorumcularından biriydim.
5'nci sınıf bir senaryo ile Merdan'ı içeri atıp kayyımı oraya getirip çöktükleri günlerin de tanığıyım.
Sonra, @tele2haber 'in örgütlenmesini ve ilk sinyalini verdiği geceyi de birlikte gururla yaşadım arkadaşlarımla. Yakın zamana kadar da Gazeteciler Masası'nda katkı sağladım. Ekranlarda sürekli bağırdık, hançeremizi yırtarcasına:
"Desteğinizi esirgemeyin. Burayı yaşatalım. Katkı sadece alkışla, beğeni işaretiyle olmaz. Bu Youtube kanalına 'katıl abonesi' olun. Yani maddi destek sağlayın..." diye de seslendik her gece...
Minicik bir azınlık haricinde kimsenin umurunda olmadık. Şimdi, klavyenin başına geçip "Tele2Haber" niye kapandı? Vah vah.." diye kuru kuru ağlaşanlara öfkeliyim.
Bu işlerin maliyetini, reklam/ilan al(a)madan yayıncılık yapmanın ancak ve ancak "Babadan zengin" bir azınlığın çocuklarının altından kalkabileceğini sizlere anlatamadık. Tele2Haber'i desteksiz bırakan kenardan izleyip kuru alkışla yetinen herkesin müşterek sorumluluğunu hatırlatmak için yazıyorum bunları.
Biz yine ayağa kalkarız. Kalkacağız da...
Ama bu müşterek suçluluğu da tarihe kaydetmek istedim.
Aşı/bilim karşıtlığı demişken, bizde de durumun çok süratle ve kontrolsüz bir şekilde ivmelendiğini görüyorum. Çok beğendiğim, güvendiğim kimi gazeteciler, programcılar bile “fonksiyonel tıp”, “alternatif tıp”, “homeopati” vs. vs. gibi zırvalıklara ve bunların ticari yönü de bulunan temsilcilerine reyting uğruna programlarında, gazetelerinde yer veriyor.
Modern tıp (kanıta dayalı tıp) tektir ve var olan tıbbi yaklaşımlar içinde en yararlı ve güvenilir olandır, bilimsel gelişmelerle her geçen gün daha da iyiye gitmektedir, ötesi kanıtsızdır, hikayedir.
Bu eleman İzmir grevinde işçilere saldırırken gaza gelip Cemil Tugay’ı kahraman ilan edenler bugün kendisine küfür ediyorlar.
Cemil o zaman da kötüydü bugün de kötü, tutarsız olan sizsiniz.
İnsan hakları, felsefe ve etik alanındaki öncü çalışmalarıyla ülkemizde çağdaş düşüncenin gelişimine önemli katkılar sunan, 17. Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü kazananımız Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’yi kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
Prof. Dr. İoanna Kuçuradi’ye rahmet; ailesine, yakınlarına ve ulusumuza başsağlığı diliyoruz.
Medyanın nefesinin kesilmeye çalışıldığı şu günlerde, alan olarak ayakta kalmaya ve gazetecilik yapmaya devam ediyoruz. Verdiğiniz her destek, alan’ın özgür, bağımsız, dürüst ve profesyonel yayıncılık anlayışına katkı sunuyor.
Bu nedenle öncelikle alan’a abone olmanız, ardından YouTube’daki “Katıl” özelliği veya Kreosus üzerinden destek vermeniz bizim için çok değerli. 👇
29.09.26
Sevgili Deniz Göktaş,
Öncelikle tahliyene çok çok sevindim. Beraber bir arada dönme hayalini, bugün haberlerde senden duymak beni çok duygulandırdı ve sevinçten ağlattı.
Şuna güveniyorum;
“Ekmeğin yanında gelen poğaça”nın yarattığı duyguyu anlayacak sayılı kişilerden biriyim :)
Özgür günlerde, bunun muhabbetlnl yapmak istersen ki; ben çok isterim şimdiden söyleyeyim.
Sevgi ve selamlarımla.
Sinem Dedetaş
Deniz Göktaş: Bugün Nasreddin Hoca yaşasa ve gösteri yapsa tamamen Recep Tayyip Erdoğan’la ilgili olurdu. Erdoğan bu ülkedeki her şeyden sorumludur. Hakkında yapılan şakalara ve eleştirilere olgunlukla katlanmak zorundadır.
Deniz Göktaş kürsüde;
“3 Temmuzdan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, diğer tutukluların aksine sadece haftada 1 telefonla görüşerek başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim.
Harbiyede kurdu��um 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim.
Yazan çizen insanlara bir otosansür sebebi olduysam tek endişem budur. Lütfen öyle olmasın bilin ki sözlerimiz tahminimizden çok daha etkilidir.
Suçlandığım toplam 4 cümle var. Ben bu cümleleri Harbiye’de beş bin kişiye ondan önce de 197 KEZ Türkiye’nin her yerinde 100 binden fazla seyirciye söyledim.
Hepsinde de kahkahadan ve alkıştan başka tek bir tepki almadım.”
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Deniz Göktaş: “Utangaç bir diktatör” tanımlaması cumhurbaşkanına hakaret sayılmış. Diktatör ifadesi hakaret değil siyasi bir nitelemedir. Başka bir komedyen “demokrat” diyebilir ve benden daha çok güldürebilir!
Holdinglerin, sarı sendikaların onların yönlendirdiği yargının esiri olmayı reddediyoruz.
Hesabımı erişime kapatanlar işçi sınıfı ve emekçi halkı zenginin kölesi yapmak için seferber olanlardır!
Bizim sesimiz işçi sınıfının kurtuluşu fikrini taşır!
Hiçbir güç bizi engelleyemez!
🔴 X hesabımız erişime engellendi. Yeni hesabımızı takip edin, destek olun, paylaşın.
▶️ Yeni X Hesabımız: @kcdplatform_
Erişim engelleri mücadelemizi de sesimizi de durduramaz.
Evladımızın yanındayız, sıradan aileyiz’
‘Ailem Güvende’ operasyonlarının ardından LGBTİ+ çocukların aileleri de kendilerini tehdit altında hissediyor. 18 yaşındaki trans kızlarının yanında duran Osman ve Evren Aydoğan, “Korkup vazgeçmeyeceğiz, evladımızı yalnız bırakmayacağız” diyor
https://t.co/mv8U3J76Qq
🔴Rusia mató a 300.000 personas en Japón con bombas atómicas. No, fueron los Estados Unidos.
🇩🇪 Rusia mató a entre 5 y 6 millones de judíos.
No, fue Alemania.
🇨🇩 🇧🇪 Rusia mató a 6 millones de personas en el Congo.
No, fue Bélgica.
🇬🇧 Rusia mató a cientos de miles de personas hambrientas en la India y esclavizó a naciones de Asia y África.
No, fue Inglaterra.
🇬🇧🇪🇸🇵🇹 Rusia deportó a millones de africanos encadenados para esclavizarlos en América.
No, eso lo hicieron los británicos, españoles y portugueses.
🇩🇿 Rusia mató a miles de personas en Argelia.
No, fue Francia.
🇻🇳🇰🇭🇺🇸 Rusia mató a 3 millones de personas en Vietnam y a 2 millones en Camboya.
No, fueron los Estados Unidos.
🇰🇷🇰🇵🇺🇸 Rusia mató a seis millones de coreanos —tanto del Sur como del Norte— y a un millón de chinos durante la Guerra de Corea.
No, fueron los Estados Unidos.
🇮🇷 Rusia mató a un millón de personas en Irak, incluso mediante el uso de bombas de uranio empobrecido que todavía provocan que nazcan bebés con deformidades veinte años después.
No, fueron los angloamericanos.
🇦🇫🇺🇸 Rusia mató a más de 240.000 personas en Afganistán.
No, fueron los EE. UU.
🇱🇾Fue Rusia quien bombardeó Yugoslavia y Libia.
No, fueron los EE. UU. y la OTAN.
🇲🇽🇵🇷 Rusia cometió genocidio contra los pueblos indígenas y se anexionó la mitad de México, Puerto Rico, Hawái y otros territorios.
No, fueron los Estados Unidos.
Rusia mató a 100.000 palestinos en la Franja de Gaza tan solo durante el actual conflicto de Oriente Medio.
No, fue Israel.
La propaganda de los medios de comunicación difunde exactamente lo contrario.
Hepimiz bu sabah biraz daha kırgınız. Bilin diye söylüyorum. Ama geçer herhalde. Hayat devam ediyor değil mi öyle ya da böyle?
Sustunuz. Bitti.
Peki.
Biz, yeniden ayağa kalkmayı, toparlanmayı, bir kahkaha patlatıp devam etmeyi biliriz.
İzninizle var olmadık, yasaklarınızla yok olmayız. Biliniz.
AKP’li -örgütlü- trollerin hedef göstermesiyle geçen hafta tutuklanan Oya Lale Arslan’ı, az evvel Sincan Ceza ve İnfaz Kurumu’nda ziyaret ettim.
Oya Lale Arslan’ı, 2011 yılında görev yaptığı Halk TV’den beri, kamuoyu ve basın iyi tanımaktadır.
Oya Lale Arslan’ın “suçu”, trollerin “ajan” diye yaftaladığı eski BirGün muhabiri Erk Acarer ile “röportaj yapmak”.
Oya Lale Arslan, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” ve “terör örgütünün propagandasını yapmak”la suçlanıyor.
Tutuklama kararında -güya yardım ettiği- terör örgütünün “adı” bile yazmıyordu. O derece keyfi bir tutuklama söz konusuydu.
İki suçlama da zorlama veya hayali kurgulardan ibaret. Asıl amaç, gazetecileri ve eleştirel düşünceyi baskı altına almak. Alican Uludağ, İsmail Arı ve Türker Ertürk’de olduğu gibi.
Oya Lale Arslan, cezaevinde tek başına, tecritte tutuluyor, gün boyu hiç kimseyi göremiyor. “Eşdeğer tutuklu yok” denilerek başka biriyle kalmasına da izin verilmiyor.
Öte yandan “terör tutuklusu” olarak içeride olduğundan haftada sadece 10 dakika telefon hakkı var.
İki kız çocuk sahibi olan gazeteci Oya Lale Arslan derhal serbest bırakılmalıdır. İfade özgürlüğü ve eleştiri haktır.
LGBTİQ+’lara yönelik hukuksuz operasyonlara karşı Çağlayan Adliyesi önünde yapılan basın açıklamasında, aralarında gönüllülerimizin de bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınd��.
Yaşam hakkını savunanlar değil, nefret politikaları yargılanmalıdır. Gözaltına alınan herkes derhal serbest bırakılsın!