Sorunları yaratan kadrolar ve zihniyet, o sorunların çözümü olamaz.
Türkiye ne yazık ki uzun süredir krizlerin pençesinde savruluyor. Başlıklar, aktörler ve sonuçlar değişse de krizlerin kaynağı aynı: Liyakatten uzaklaşma, kurumsal güvenin tahribatı ve bütüncül bir planlama anlayışının terk edilmesi.
Kamu yararının yerini kişisel ikbal, rantiye ilişkileri ve siyasi ihtiraslar aldığında, bedeli her zaman toplumun geniş kesimleri ödüyor.
Milyonlarca insanımızın gözü kulağı, yaratılan fon skandalının çözümü iddiasıyla bugün yapılacak toplantıda. Mağdur olan vatandaşlarımızın beklentilerini anlıyorum ancak mevcut kurumsal yaklaşımla bu masadan gerçek ve kalıcı bir çözüm çıkması iktisadi ve idari gerçeklerle bağdaşmıyor.
Nedenlerini açıkça ortaya koymak gerekir:
1. Kamuda bu sürecin her aşamasından haberdar olmasına rağmen görevini yapmayan, gözetim ve denetim mekanizmalarını işletmeyen sorumlular hakkında henüz şeffaf ve hesap verebilir bir idari/hukuki süreç başlatılmamıştır. Bu makamlarda oturanlar, görevlerini neden ihmal ettiklerini ve bu eylemsizliğin arkasında kişisel veya organize bir çıkar ilişkisi bulunup bulunmadığını kamuoyuna izah etmek zorundadır.
2. Bu büyüklükteki bir mekanizmanın siyasi himaye ve bağlantılar olmadan işlemesi mümkün değildir. Bugün konuşulanlar, tablonun yalnızca görünen yüzüdür. Vatandaşlarımızın birikimleri buharlaşmadı, el değiştirdi ve belirli ceplere aktarıldı. Kaynakların kimlerin tasarrufuna geçtiği ve bu kişilerin siyasi uzantıları ortaya konmadan atılacak hiçbir adım samimi olamaz.
3. Finansal ve yönetsel krizlerin aşılabilmesi için ilk ve en kritik koşul, kurumlara olan güvenin yeniden tesisidir. Bu güven ise ancak ilk iki maddede belirttiğim adımların kararlılıkla, şeffaf biçimde ve bağımsız denetim ilkeleriyle hayata geçirilmesiyle mümkündür.
Kurumlara ve adalete güvenin olmadığı bir ortamda krizi çözemezsiniz; yalnızca maliyetini büyüterek zamana yayarsınız.
Türkiye’nin ihtiyacı olan şey günü kurtarmaya dönük pansuman toplantılar değil; kurala dayalı, hesap verebilir ve liyakatli bir yönetim anlayışıdır.
Mutlak butlanı da iktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi de siyaseten tanımayacağız. Kararlılık büyürse karanlık dağılacak, içinizi ferah tutun. Memleketimiz için direneceğiz!
Ben Kemal Kılıçdaroğlu olsam Özgür Özel'in elini tutarak kameraların karşısına geçer istifa ettim dedikten sora Özgür Özel'in elini havaya kaldırırdım. Bugüne kadarki bütün başarısızlıklarımı, yanlışlarımı unuttururdum. Şanım yürürdü. Güzel bir emekliliğe ayrılma olurdu.
Tarihe not düşülsün: Bugün, 14 Nisan 2025. Atatürk Cumhuriyeti’nin herkes için eşit olan sisteminde eğitim alan bir birey olarak, yıllar önce üzerinde çalışmaya başladığım giyilebilir ultrason cihazımı uzaya gönderdim—tarihte ilk kez tamamı kadınlardan oluşan ilk uzay ekibi ile🚀
I have decided not to play in Istanbul this October.
I was so looking forward to playing for you, but unfortunately, this is not the right time.
I dream of playing for you as soon as possible.
I stand by you. In Peace and Love❤️
Yaşananlar sadece bir kişi, kurum ya da partinin meselesi değil; ülkenin demokrasi ve hukuk düzeninin geleceğini yakından ilgilendiren önemli bir kırılma noktasıdır. Yargının siyasi amaçlarla kullanılmasının sıradanlaşması ve hukuk sisteminin iktidara yakın olanlara farklı muhalif olanlara farklı standartlarla uygulanması, toplumun her kesimi açısından ciddi endişelere yol açmaktadır.
Hukukun siyasallaştırılmasına karşı durmak, hangi görüşten olursa olsun tüm yurttaşların ortak görevidir. Türkiye'nin demokratik geleceği, hukuk önünde herkesin eşit muamele gördüğü, adaletin seçici değil, herkese eşit uygulandığı bir sistemden geçer.
Bu noktada siyasi parti ayrımı yapmaksızın, demokrasiye inanan herkesin üzerine düşen sorumluluk Sayın İmamoğlu'na yapılan bu sivil darbeye karşı durmaktır. Susmak, bu adaletsizliğe ortak olmak demektir.
Tutuklu öğrencilerden Ömer Faruk Can'ın avukatı bana ulaştı.
Ömer Faruk Can YKS 2024 Sayısal 535.’si Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi. 4 gündür tutuklu
Sınavları yaklaştığı için endişeli. Avukatından ilk olarak kitaplarını istemiş
Türkiye’nin, sevgili kardeşim Mahir Polat gibi değerleri kaybetme lüksü yok. Zaten suçsuz olduğu anlaşılacak. Kritik sağlık sorunları da göz önüne alınarak en azından tutuksuz yargılanması gerekir. Yaşam hakkı en kutsal haktır. @mahirpolata
Sn Bakan @yilmaztunc , zaten suçunun ne olduğu belli olmayan, kaçma ihtimali sıfırın bile altında olan seçilmişlerin tutuklu kalması yeteri kadar sorunluyken kamuoyunun tevecüchünü ve takdirini toplamış kalp hastası bir bürokrat @mhrpolat ‘ın şu haliyle hastaneden tekrar cezaevine yolllanması hiçbir kesim tarafından kabul edilebilecek bir durum değil. Kendisine bir şey olursa suçsuzluğunun kanıtlanması halinde bunun vebalini kim alacak? Evine çıkması ve yargılamanın en kötü ihtimalle ev hapsi ile yapılması konusunda gereğinin yapılmasını tüm sağduyulu vatandaşlar olarak bekliyoruz.
Kimsenin endişesi olmasın. Millet büyüktür. Bu aziz milletin çocukları için her alanda mücadeleye devam edeceğim. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz! https://t.co/9zlA3JqNtI
Bu şahane bir haber!
Bir deney kitabının çok satanlarda olması sıradışı bir durum.
'Bakışınızı Değiştirecek 10 Deney' bir seri olacak. Farklı disiplinlerde temel bilimsel çalışmaların hikayesi olacak. Serinin ilk kitabında insana dair 10 kült deneyin hikayesini anlattım. İlgi gösteren tüm okurlara içten teşekkürlerimi sunuyorum.
#10Deney
#Bakışınızıdeğiştirecek10deney
"Büyük umutlar" ve destek ile göreve gelen ekonomi yönetimi başarısız oldu. 18 aylık sürede bir arpa boyu kadar yol alamadık. İktidar sahipleri süslü sözler ile umut satmaya devam ediyorlar.
Tarih 17 Kasım 2023, tam 1 yıl öncesi. Sayın Mehmet Şimşek yaptığı açıklamada “Enflasyonu düşürmek için ne gerekiyorsa yapacağız” diyor.
Bugüne gelelim, tarih 15 Kasım 2024. Aradan tam 1 yıl geçmiş. Sayın Mehmet Şimşek yaptığı açıklamada aynı cümleyi tekrarlayıp “Enflasyonu düşürmek için ne gerekiyorsa yapacağız” diyor.
Tutmayan sözler sadece başarısızlık ile özetlenemez. Halkımızın büyük kısmı için yoksulluk ve sefaletten, geleceği çalınan gençlerimizden bahsediyoruz.
Siz ne yaptığınızın farkında mısınz? IMF toplantılarında %25 zam yapmayı taahhüt ettiğiniz anne babaların çocukları belki bu yüzden okuyamayacak. Bir neslin geleceğini çalıyor, umutlarını yok ediyorsunuz.
Sayın Şimşek ne zaman gerekeni yapmaya başlayacaksınız?
Ahmet Hakan Ne oldu?
Dalga geçiyordun benimle?
Bugün Cumhurbaşkanı benimle aynı cümleleri söylemek durumunda kaldı...
Kendisine aynısını yapabilir misin?
https://t.co/qNmaJ8bJRW