nanoTracker is a browser-based MOD (and custom format) tracker (& basically a DAW). No installs. No accounts. Runs entirely client-side.
Load samples, place notes in a grid, chain patterns into a song. Feels like the amiga workflow, in the browser, in 2026.
Features below 👇
Genioh Yamashirogumi, most famous for 1988's Akira score, feature on an incredible 1986 album that shares much of its musical DNA, taking in Tibetan horns, Bulgarian chorales, gamelan and field recordings, newly reissued for the first time
https://t.co/jbTcMGClZ8
4 senedir ailemden, canım kızım Vera’dan uzak bir bayram geçiriyorum.
Bu Bayramın dünyamıza barış, ülkemize adalet, herkese sağlık ve huzur getirmesini dilerim.
Ramazan Bayramı’mız mübarek olsun.
Bugün, bayram arifesinde Vera ile tam 205. kez Silivri’deydim.
Herkes bir anne ve bir babanın çocuğu elbet.
Ancak yok yere çocukluklarından neşeli bayramları bile çalınan herkese,
ellerinde şeker yerine sabır tutan o koca yüreklere
bu ülkenin ADALET borcu var.
İyi bayramlar.
32 year old PowerBook. Sequenced with Intelligent Music's Jam Factory - an improvisation & live performance processor. Research into algorithmic midi sequencing software funded through the Canada Council for the Arts, with a new collaborative performance with @mypandashallfly
I made a tool that makes retro anime sound effects. Meet AnimeVox! I made it for a game, but it's free to use. I'm using the forgotten (but popular in 80s japan) Schroeder reverb algo, and some wobble. If you find it useful consider supporting me on itch
https://t.co/vRveFYh8NP
Eşim Tayfun Kahraman, yıllardır tedavisini üstlenen hekimlerin gözetiminde olacak.
Bu süreç boyunca bizlerin yanında olan tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum. Ayrıca bu zorlu süreçte her türlü kolaylığı ve bilgilendirmeyi sağlayan Marmara Kapalı Cezaevi idaresi ve Adalet Bakanlığı yetkililerine de teşekkür ederim.
Haklılığımız ve masumiyetimiz apaçık ortadayken, Anayasa Mahkemesi’nin kararı tartışmasız bir biçimde önümüze konmuşken tüm bunların yaşanmasından dolayı büyük bir keder duyuyorum.
Artık adalet bizim için bir yaşam hakkı meselesidir...
Tayfun’u bugün 1 saat cam ardından acı içinde gördüm!
Anayasa Mahkemesi kararı UYGULANMADIĞI İÇİN, masum yere hapiste olan eşim Tayfun Kahraman, sağlığını kalıcı biçimde etkileyecek çok ağır ve sancılı bir süreç yaşıyor.
Oysa 4 senedir kimseye bir zeval gelmeden, geri dönüşü olmayan bir hasar almadan bu haksızlık bitsin diye dua ediyordum…
Tayfun geçirdiği MS atağı nedeniyle dün bütün gün daracık havasız bir ring aracı içinde oradan oraya götürüldü.
Hastaneden koğuşuna geri götürüldüğünde ilaç dağıtım saati geçtiği için almak zorunda olduğu Neurotin adlı ilacı verilememiş! Tüm geceyi ağrı içinde bir başına geçirmiş!
Hastaneye tekrar sevki ve yatışı planlanıyor!
Ne yapalım biz? Kime anlatalım derdimizi?
Tayfun’un 4 senedir haksızca içinde barındırıldığı fiziksel ve psikolojik yaşam koşullarının hastalığının bugün geldiği seyre etkilerini hangi mahkeme değerlendirecek? Nereye başvuralım?
Masalarında Tayfun’un hastalığının ilerlediğine dair heyet raporu olmasına rağmen, AYM kararını uygulamayıp Tayfun’u tahliye etmeyenlerin ve hiç böyle bir şey olmamış gibi susanların hiç mi vicdanı yok, bu nasıl insanlık?
Resmi gazetede yayınlanmış AYM kararına göre dışarıda olması gereken Tayfun neden zırhlı araç içinde gün boyu şehirlerarası yolculuk yaparak tahlil, tetkik ve takip altında kalıyor?
Bizim daha ne yaşamamız gerekiyor?
Bu kadar zulüm, bu kadar gaddarlığı nasıl sineye çekelim?
Başımıza gelenlerin ve geleceklerin sorumluluğu kimde?
Silivri’den herkese merhaba,
Öncelikle paylaştığım videoyu yeniden izlemenizi ricaediyorum.
Videoda, 13 Haziran 2013 tarihinde Ankara’da, dönemin Başbakanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın davetiyle katıldığım heyetin, hükümet yetkilileriyle yaptığı 3.5 saatlik toplantı sonrasında, Başbakanlık konutunun merdivenlerinde yaptığım konuşmam yer alıyor.
O halimi düşünüyorum. TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi Başkanı gencecik bir Tayfun. Hükümet davetiyle görev bilmiş kendine orada olmayı ve bu açıklamayı yapmayı.
Bu açıklamanın üzerinden kocaman bir 9 yıl geçti ve bir andasuçlu ilan edildik. Aklımızın hala almadığı bir karar.
Bugün, haksız yere tutukluluğumuzun 1000. gününü geride bıraktık.
1000 günlük anormallik yaşıyoruz.
1000 gündür demir parmaklıklar arkasındayız.
1000 gündür sevdiklerimize hasretiz.
1000 gün hayatımızdan geçti, gitti.
1000 gün dile kolay…
1’den 1000’e kadar saymaya başlasa insan usanır, bir yerde saymayı bırakır.
Oysa ben hiç bırakmadım, eşim Meriç bırakmadı, kızım Vera bırakmadı. Annem ve babam bırakmadı. Meslektaşlarım bırakmadı. Öğrencilerim bırakmadı.
Hayatı bir yerde durdurma isteği geliyor, yalan değil. Çünkü anılar hep dışarıda. O anların fototğrafıyla avunuluyor burada ancak.
1000 gündür bir bu anılara yenileri eklenir mi diye düşünüyorum.
Videodaki gencecik Tayfun bir daha düşüyor hatrıma.
Defalarca şiddetsiz ve demokratik tepki gösterilmesini, yasalara saygıyı hatırlatan ben değil miydim? Bütün TV kanalları bunlarıyayınlamadı mı?
Şimdi neden hiç parçası olmadığım ve karşı çıktığım şiddet eylemlerinin faili sayılıyorum?
Bu soruyu 1000 gündür soruyoruz.
Mahkemede de sorduk. Tanıkları dinleyin dedik. Bütün ulusal kanallara çıkan görüntüleri verdik. Bakın bu masumiyetin kanıtıdedik. Kabul etmediler. Peşin hükümle, siyasi inatla verilen 18 yıllık bir ceza ile tüm hayatımız altüst edildi. Yine de sormaya devam ettik. 1000 günde en az 1000 kere sorduk.
Sorsak, belki Silivri’nin soğuk duvarı bile dile gelir konuşurdu, bir cevap verirdi. Olayın birebir tanıkları ise susuyor. Hapishane duvarından bile daha soğuk olmak mümkün mü? Mümkünmüş.
Çok basit, çok temel bir sorular soruyoruz: Benim suçum ne? Bu suçun kanıtı ne? Bu cezanın gerekçesi ne? Haykırıyoruz. Ailem haykırıyor, ufacık kızım Vera haykırıyor, aynı soruları, çevirip çevirip soruyoruz. Cevap yok.
Adalet hepimiz için ne önemli bir kelime. Değil 1000 gün bir ömür geçse de bugün olduğu gibi gür haykıracağız: Adalet, hemen şimdi.
Biliyorum sıkılıyor canınız. Biliyorum adaletin geciktiği her gün bir kâğıt kesiği gibi acıtıyor canımızı.
Ama vazgeçmiyoruz umut etmekten. Ne olur hiç vazgeçmeyelim umuda tutunmaktan.
Dostlarım, haksız tutsaklığımızın 1000. gününde özgür ve güzel günlerimizin yakın olduğu umudu ile hepinizi Silivri’den hasretle selamlıyorum.
Sevgilerimle;
Tayfun Kahraman / Silivri K. C. İ. K. A/42
A Call to Turkish Authorities Regarding Mahir Polat
As people who greatly value the history and cultural heritage of Istanbul, we are deeply concerned about the deteriorating health of Mahir Polat @mhrpolat , manager of the İBB Heritage project, who was recently detained. He was taken into custody on March 19, 2025, and sent to Silivri Prison.
Mr. Polat’s career boasts remarkable expertise and achievements in the field of cultural heritage preservation. For many years, he has been involved in academic research and on-site projects, playing significant roles in the protection of Istanbul’s Byzantine and Ottoman-era artifacts. His efforts in restoring the city walls in the Historical Peninsula, safeguarding iconic structures such as the Basilica Cistern for future generations, and documenting the findings from archaeological excavations all attest to his expertise in this domain and his dedication to Istanbul. Mr. Polat is recognized not only as an administrator but also as a competent professional in the fields of history and archaeology.
However, it is alarming that Mr. Polat is being held in prison at a time when he is facing serious health issues. It is known that he has a heart condition that has previously required multiple surgeries and demands regular medical follow-up. On March 27, 2025, it was reported that his health deteriorated in prison and he was taken to the hospital. These circumstances indicate that his continued detention poses serious risks from both a human rights and a health perspective.
Therefore, as a humanitarian request, we call upon the Turkish government and the relevant authorities to:
- Urgently arrange a transfer of Mr. Polat to a fully equipped medical facility for a comprehensive evaluation of his health condition,
- Reevaluate his detention status, considering his health needs, and explore alternative measures such as house arrest or judicial control.
In the name of justice and human rights, we hope that Mr. Polat will regain his freedom and restore his health as soon as possible.
#mahirpolat