Güne savaşla başlayıp çoğu zaman da asık suratla mağlup tamamlıyoruz. A noktasından B noktasına ulaştık, ama ne pahasına?
"Maaş veriyorum bu surat, bu iş ne böyle" yaklaşımı sığ, ama biz sığ suların toplumuyuz tabi.
Ankara'da mesaili çalışanlar ve öğrenciler toplu taşıma sisteminin yetersizliğinin farkındadır. Toplu taşıma Ankara'da ulaşım hizmetinden çok toplumsal huzursuzluğun aynasına dönmüş durumda.
İnsanlar bırakın oturmayı, ayakta duracakları daha iyi yerin derdine düşmüş konumda.
Türkiye'de çalışma kültürü kurumsal veya şahsi mobbing üzerine kurulu, bunu tartışmaya gerek yok. Mobbingle savaşa girecek, günü devirmeye çalışacak kişiyi daha otobüste yıpratıyoruz.
Sonra kasiyer gülmüyor, memur yavaş, öğretmen kötü.
Nasıl iyi olacak?
Ankara'da ben kötü bir taksici deneyimini AŞTİ taksi dışında yaşamadım. Güvenle gidip geliyorum. Mesafe konusu asla tartışılmıyor. Muhabbet edeni güzel muhabbet ediyor, etmeyeni sakince sürüyor. Tek problemimiz sayı, yetkililerin ivedilikle bunu da çözmesi gerekiyor.
#Ankara için de artık taksiler problem olmaya başladı. Tavır ve taksicilerle alakalı değil, sayı ile alakalı. Tavır konusunda AŞTİ taksicilerini bir kenara koyuyorum, oradaki tavır İstanbul ile aynı. İnsanı bindiğine pişman ederler ancak konumuz bu değil.
Dikmen'den Gaziosmanpaşa'ya gidiş 10/15 dakika sürüyor. Ancak taksi bulmak da bir o kadar sürüyor. Durakta araba bulmak mümkün değil, geçen araçların çoğu dolu geçiyor. Ankara'da taksi sayısını artırmaya çalışırsak "sarı öfke" gibi bir saçmalıkla karşılaşır mıyız? Sanmıyorum.
Tane tane sayamayacağım çünkü ben albümün en popüler şarkısı Nerdesin dışındaki tüm şarkıları beğendim. Gitarların girişi ayrı güzel, sakin sakin akış ayrı güzel, Ayşen'in sesi ayrı güzel... Albüme dair kötü hiçbir şey yok.
https://t.co/qF4yAyDXeP
Ayşen 1997'de Türk pop müziğinin şahikasını yapmış. 1997'den 2025'e ne kadar taşınabilmiş, tartışmaya açık. Biliyorum diyenlerle karşılaşsam da biliyorum diyen dahi yıllardır dinlememiş. Ben şans eseri keşfettim. Harikulade, sakin bir albüm.
Bu kitle uzun mesai saatlerini normalleştirir. Bu şartları kabul etmeyenleri tembellikle suçlar. Bu kitle basit istekleri şayet kendi hayatında yer alan şeyler değilse lüks kategorisine sokar. Düşünmez.
Acı ki dasein yönünden yoksul, das Man yönünden varsıl bir yerdeyiz.
Türkiye'nin en büyük problemlerinden biri de hem mücadele etmeyen, hem de zor şartları normalleştirip, basit talepleri "lüks" kategorisine sokarak mücadeleyi ve mücadelecileri baltalayanlardır.
Tost lüks diyen parlak zekalar, dondurma fazla olmuş diyenler... Yazık.
İşsizlik, ekonomik durum, gönülsüz sosyal izolasyonlar nasıl toplumsal huzurumuzu bozuyorsa, bu tip kuralsızlıklar, ihlaller de toplumsal huzurumuzu bozuyor. Evet, huzursuz ortama işsizlik veya ekonomi kadar büyük taşlar taşımıyorlar ancak maalesef damlaya damlaya göl oluyor.
Sevgili #Turgutreis ve #Bodrum halkı, acaba ne zaman bisiklet yolunda bisiklet sürmeye, koşu ve yürüyüş yolunda koşmaya ve yürümeye, kalan geniş kaldırımlarda da yürüyüş yapmaya, çocuklarımızı gezdirmeye, fotoğraf çektirmeye özen göstereceğiz?
Turgutreis'in belediye olduğu zamanlarda da, Şevket Sabancı Caddesi bu adı almadan evvel de ben buradaydım. Yürüdüm, koştum, bisiklet yolunun ilk yapıldığı günlere tanık oldum. O günden bugüne maalesef ara ara yollara bakım yapılması dışında hiçbir şey iyiye gitmedi.