"sevmeyi unutmuşsunuz kardeşler
yalan her şey gibi
aşklarınız da.
yaşamı ölüm
diye anlatıyorlar size
yalanı gerçek diye.
ne leylakların
tomurundan
haberiniz var
ne önünüzden
kara bir tabut
gibi geçen geceden.
sevmeyi unutmuşsunuz kardeşler..."
Behçet Aysan
"İnsanı anlamak için çıkmıştım yola. Çocuktum, gençtim… Güzel bir dünyanın varolabileceğine inandırmıştım kendimi. Oysa gerçekler sinsice yüzleşmeyi bekliyorlarmış. Yüzleştik nihayetinde… Daha kendi dünyamı güzel kılamamışken, koskoca bir dünyayı dizginlemek çocukça bir hayalmiş anladım…"
"Herkes biliyor baskı ne demek ve evet en zengin ailelerin en umursamaz ve tasasız çocukları dahi endişeyle bakıyor hayata, ya bir başka zengin çocuğunun babası da bir yat sahibiyse ve fazladan bir kamarası daha varsa diye dehşete düşüyorlar ve bu dehşetin çürütücülüğü bir evsizin sıradaki öğünüyle alakalı endişesinden de korkunç oluyor çünkü dipteyken daha fazla batamıyorsun ancak sonsuz servetlerin sonsuz endişeleri ve düşüşleri de olabiliyor."
"Ölümün ben akşam yemeği için soğan doğrarken geldi. Soğandan yanmış gözlerimden dökülen yaşları elimin tersiyle silmeye çalışırken sen tekinsiz sokaklarda tek başına kendini savunmaya çalışıyordun. Hayaller, hayallerimiz, ortak bir gelecek kurma hayalimiz herkesten, bütün bu saçmalıklardan kaçma hayalimiz."
"Hayatın yaşamaya değer pek az şeyi kaldı, en azından benim çevremde, benim gördüğüm kadarıyla. Tatlı bir mücadele söz konusu değil; çok çalışıyor, az dinleniyor, çok az kazanıyoruz. Bırakın sevdiklerimize ayıracak vakti, kendimize ayıracak vakti zor buluyoruz. Daha acısı, kendimize ayırdığımız vakitte bile bir şeyler bizi dürtüyor."
"Hayallerin gerçekleşmemesi mi insanı üzer, yoksa hayallerinden vazgeçmiş olmak mı? Aslında her ikisi de üzer de asıl vazgeçmek koyar insana. Kalabalığın içinde yalnızlaşır, kahkahaları artık samimi değildir ve sohbetler çekip gitmeyi bekler… Eski tadı arar insan, eskinin bir tadı varmış gibi… Ama ikna edicidir. Geçmiş bilinendir çünkü. Gelecek ise bir muamma…"
"Ama bu yol hep ileriye akan bir yol değil miydi? Yolun geriye akmaması beni korkutmamalıydı. Hatta ben yolun geriye akmamasıyla övünür, ahmakça böbürlenirdim. Fakat ben şu an derin bir sarsıntı içerisindeyim. Yol niçin geriye akmıyor?"
"Bir deniz düşlüyorum şimdilerde… İçinde huzurla kulaç atabileceğim bir deniz. Arınmak için kederlerimden. Sürünün içinden çıkmak için bir deniz düşlüyorum şimdilerde. Aynadaki yüzümü yeniden tanımak, hatırlamak için bir deniz düşlüyorum."