“Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun,öyle garip...
Nerede olursan ol,
İçerde,dışarda,derste,sırada,
Yürü üstüne-üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının,fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile,diş ile,
Umut ile,sevda ile,düş ile
Dayan rüsva etme beni.”
Uzun zaman oldu… Bir takım listelere kafayı takmışımdır…
“Başarıya o kadar aç, o kadar istekliyiz ki gerçekten başarının anlamı silik bir şeye dönüşmüş ve bizler bir şekilde onu görünür kılmanın derdindeyiz. Kime göre,neye göre sorularının bir anlamı, dahası muhatabı da yok!”
"Bir deniz düşlüyorum şimdilerde… İçinde huzurla kulaç atabileceğim bir deniz. Arınmak için kederlerimden. Sürünün içinden çıkmak için bir deniz düşlüyorum şimdilerde. Aynadaki yüzümü yeniden tanımak, hatırlamak için bir deniz düşlüyorum."
"Bir okyanus geçip, içinden nehir geçen bir şehre konduğum zaman. Ben boyut kapısından geçmek olarak tabir ediyorum bu zamanları. Kendine ait “sessizliği” barındıran. Zamanla o sessizliğe alışıp, sonrasında o sessizliğin içinde de sesler duymaya başladığım zamanlar."
“Ama bu yol hep ileriye akan bir yol değil miydi? Yolun geriye akmaması beni korkutmamalıydı. Hatta ben yolun geriye akmamasıyla övünür, ahmakça böbürlenirdim. Fakat ben şu an derin bir sarsıntı içerisindeyim. Yol niçin geriye akmıyor?”
https://t.co/V7GRQIClXZ