Karar yazarı Fehmi Koru, "AK Parti 'Şah' çekecek" diyor:
◼️ CHP’den ayrılıp YENİ Parti adıyla kendi partisini kurmuş olan Özgür Özel, AK Parti’nin bütün mesaisini İstanbul’u yeniden kazanmak için harcadığı iddiasını tekrarlayıp duruyor…
◼️ “İstanbul’un büyükşehir belediye başkanlığını 2019’da iki ve 2024’te bir olmak üzere tam üç kez CHP’ye kaybetmişti AK Parti; herhalde bir sonraki seçimde sandıktan rakiplerini geçecek oy alarak yeniden kazanmak istiyor” diye düşünüyorsanız yanılırsınız.
◼️ Özel’in iddiası, en kısa zamanda, büyükşehirin başına AK Parti rozeti taşıyan birini getirmek niyetiyle ilgili.
◼️ Mart 2025’ten bu yana, en başta, İstanbul’un CHP tarafından ‘cumhurbaşkanı adayı’ ilan edilmiş büyükşehir belediye başkanı Ekrem İmamoğlu cezaevini boyladı; ardından İstanbul’un ilçe belediye başkanlarına sıra geldi. Son günlerde de, ilçe belediyelerinin meclis kompozisyonunu değiştirecek gelişmeler yaşanıyor…
◼️ Belediye meclislerine CHP’den seçilmiş, kimi sonradan YENİ Parti’ye geçmiş meclis üyeleri, bir bakıyorsunuz, AK Parti genel başkanı sıfatı da bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı törenlerde yakalarındaki rozeti değiştiriyor…
◼️ AK Parti CHP’li belediye meclis üyelerini saflarına katmak için bir seferberlik başlattı; yeni rozetleri bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından yakalarına takılmış siyasiler, beşuş çehreleriyle, ekranlarda karşımıza çıkıyorlar…
◼️ En son, Ataşehir belediye meclisinin altı CHP’li üyesi AK Parti tarafından devşirildi.
◼️ Son yerel seçimde -2024- İBB Meclisi’nde CHP 187 üye ile temsil edilme hakkı kazanmış, AK Parti ile MHP’den oluşan Cumhur İttifakı’nın üye sayısı ise 130’da kalmıştı.
◼️ Durum şimdi şu: CHP’nin üye sayısı 154, Cumhur İttifakı’nın 142…
◼️ Meclis’te çoğunluğu elde etmesi için artık çok fazla eksiği yok Cumhur İttifakı’nın… Birkaç üye daha AK Parti rozeti takarsa, satrançta olduğu gibi, “Şah” çekecek AK Parti…
◼️ “Şah” çekecek de ne olacak?
◼️ Herhalde “İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder” özlü sözüyle ifade edilen saplantısı bu yolla tatmin olacak…
◼️ Aynı saplantı İstanbul’un rakip parti tarafından üst üste kazanılmasına yol açmıştı.
◼️ Ekrem İmamoğlu, Binali Yıldırım’ın karşısına rakip çıktığı 2019 yılı Mart ayında yapılan yerel seçimde 13.729 gibi az bir oy farkıyla belediye başkanlığını kazanınca, Yüksek Seçim Kurulu devreye sokulmuş, Haziran ayında yenilenen zorlama seçimde, oy farkı, bu kez 806.415 oya yükselmişti.
◼️ Fair play’ kuralına aykırılığa ceza siyasette genellikle halk tarafından uygulanır…
◼️ Hakem halktır…
◼️ Bizde zorlamalara fazla tahammülü olmadığını yakın tarihte birkaç kez göstermiş olan halk eli cebinde bekliyor…
◼️ Çıkacak kart ‘sarı’ mı yoksa ‘kırmızı’ mı olur dersiniz?
Yazının tamamı: https://t.co/xIyeag4SGi
2 Ekim gecesi, gece yarısı, Çorlu Karatepe Kuyu Tipi Cezaevi’nden yüzlerce kilometre uzaktaki Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildim. Bana makul, hukuki ve somut tek bir gerekçe dahi sunulmadı. Bunun yerine yapılanın “rutin bir uygulama” olduğu söylendi.
İnsanları gece yarısı uykularından uyandırıp dakikalar içinde eşyalarını toplatarak yüzlerce kilometre uzağa götürmek ne zamandan beri rutin?
Haftanın dört günü aralıksız devam eden duruşmaların tam ortasında, savunma hakkını fiilen kullanılamaz hale getirecek şekilde başka bir şehre sevk edilmek ne zamandan beri rutin?
Adını doğru koyalım: Bu, rutin bir uygulama değil. Bu eziyettir, zulümdür.
Sevk edilmeseydim, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiğim kızımı görecektim. Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz?
Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı.
Yargılarken de, kapattığınız cezaevlerinde de adaletin değil, eziyetin ve zulmün peşinden gidiyorsunuz.
Av. Mehmet Pehlivan
Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi
KUSURA BAKMA AMA KARDEŞİM...
Bu cinayetin işlenmesinde sen de sorumluluk sahibisin. Niye mi? Anlatayım:
TELE1 Televizyonunun daha ilk kurulduğu, hatta kurulma çalışmalarının başlandığı günlerden beri süreci yakından bilen biriyim. Sevgili dostum - meslektaşım Merdan Yanardağ'ın @merdanyanardag nasıl çabaladığını, çırpındığını ve o kanalı kurup büyüterek nerelere getirdiğine de yakından tanığım. Kapandığında da orada bir programın (Gazeteciler Masası) yorumcularından biriydim.
5'nci sınıf bir senaryo ile Merdan'ı içeri atıp kayyımı oraya getirip çöktükleri günlerin de tanığıyım.
Sonra, @tele2haber 'in örgütlenmesini ve ilk sinyalini verdiği geceyi de birlikte gururla yaşadım arkadaşlarımla. Yakın zamana kadar da Gazeteciler Masası'nda katkı sağladım. Ekranlarda sürekli bağırdık, hançeremizi yırtarcasına:
"Desteğinizi esirgemeyin. Burayı yaşatalım. Katkı sadece alkışla, beğeni işaretiyle olmaz. Bu Youtube kanalına 'katıl abonesi' olun. Yani maddi destek sağlayın..." diye de seslendik her gece...
Minicik bir azınlık haricinde kimsenin umurunda olmadık. Şimdi, klavyenin başına geçip "Tele2Haber" niye kapandı? Vah vah.." diye kuru kuru ağlaşanlara öfkeliyim.
Bu işlerin maliyetini, reklam/ilan al(a)madan yayıncılık yapmanın ancak ve ancak "Babadan zengin" bir azınlığın çocuklarının altından kalkabileceğini sizlere anlatamadık. Tele2Haber'i desteksiz bırakan kenardan izleyip kuru alkışla yetinen herkesin müşterek sorumluluğunu hatırlatmak için yazıyorum bunları.
Biz yine ayağa kalkarız. Kalkacağız da...
Ama bu müşterek suçluluğu da tarihe kaydetmek istedim.
📌Tele2 Haber yayınlarını sonlandırdı.
Merdan Yanardağ'ın gözaltına alındığı gün kayyım atanan Tele1 TV kanalında çalışan gazeteciler olarak yeni bir yol bulacağımızı söyleyerek Tele2haber adıyla kurduğumuz youtube kanalında 2025 yılı Kasım ayında başladığımız yayınlarımızı 2 Ekim 2026 cuma günü sonlandırıyoruz.
Tele1 TV'nin habercilik anlayışını yaşatmak, teslim olmadığımızı göstermek amacıyla kurduğumuz Tele2haber tüm olumsuz koşullara karşın Tele2 kadrosunun fedakarlıklarıyla yoluna devam ederken RTÜK kanalımızın 2 lisans alması gerektiği yönünde karar aldı.
Bir youtube kanalı için ilk kez yaşanan çifte lisanlama talebini yerine getirmek için her ne kadar yoğun çaba harcasakta toplamda 2 milyon TL'yi aşan lisans bütçesini ödeme imkanı yaratamadık. Yasal olarak bize tanınan sürenin sonuna geldiğimiz ve istenen lisans bedelini ödeyemeyeceğimiz için Tele2haber adıyla yaptığımız yayınları sonlandırma kararı aldık.
Bu süreçte bize her türlü desteği veren izleyicilerimize, basın kuruluşlarına ve sivil toplum örgütlerine çok çok teşekkür ediyoruz.
Her bitiş aslında yeni bir başlangıçtır. Yeni bir mecrada en kısa sürede yeniden buluşacağız.
https://t.co/ZJ8jF9Xzmf
“İnsanlık onuru, sizin başınıza gelene değil, başkasının başına gelen ‘bir şeye’ karşı, sizin nasıl tavır aldığınızdır.”#İoannaKuçuradi
İyi ki bu topraklarda yaşadınız. Felsefeniz, felsefemizdir. Devriniz daim olsun 🖤
Bahçeli, resepsiyonda DEM Parti İmralı Heyeti’yle sohbet ederken Öcalan’a selam gönderdi:
Bahçeli: “Seyahatiniz oluyor mu? Gidip geliyor musunuz?”
Pervin Buldan: “13 Eylül’de gittik en son. Bir ay dolmadı ama bir ay dolduktan sonra gideriz herhalde.”
Bahçeli: “Maşallah. Selamımı söylersiniz olur mu?”
https://t.co/W0FSGQymmw
Genel Kurul'u terk eden Özgür Özel:
💬 "Ana muhalefet partisi olarak Meclis'in açılışına katıldık. Meclis Başkanı'nın konuşmasını dinledik, İstiklal Marşımızı okuduk"
💬 "Bu vakitten sonra partimize yargı darbesi yapıp partinin genel başkanını, yönetimini değiştirip yerine işine gelen bir adamı atayan birisinin, cumhurbaşkanı adayımızı hapse atan birisini, fon kriziyle yoksulları soydurtan, buna sessiz kalan birisini dinlemeye harcayacak vaktimiz yok"
Sevgili yurttaşlar,
Aralarında benim de olduğum yüzlerce seçilmiş, siyasetçiler, gazeteciler, sanatçılar sadece siyasi tutumları nedeniyle, haksız hukuksuz biçimde cezaevlerinde tutuluyor.
Bizden tüm yaşananlara razı olmamız, olan biteni talihsizlik sayıp susmamız bekleniyor.
Susmayacağım. Hatay halkı beni, kendisi adına söz söylemem ve hesap sormam için seçti. O görevden vazgeçmeyeceğim.
Artık bıçak kemiğe dayanmıştır.
Meclis’in açıldığı bugün, Hatay halkının gasp edilen temsil hakkını ve emekçilerin, yoksulların, bilcümle halkımızın, adalete aç olanların duyulmayan sesini duyurmak için 24 saatlik açlık grevine başlıyorum.
Bu aynı zamanda, Anayasa’ya uyulması, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması ve görevimi yapmamın önündeki engelin kaldırılması için bir çağrıdır.
Ülkenin sorunlarını kendi sorunu bilen herkesi sesini yükseltmeye çağırıyorum. Bizi kendimizden başkası kurtarmayacak. Haklarımızı, ülkemizi ve geleceğimizi birlikte kazanacağız.
Ş. Can Atalay -Seçilmiş Hatay Milletvekili-
Netfliks dizilerine taş çıkaracak bir hikaye ağır ağır gün yüzüne çıkar gibi. Batak Tera Grubu ile Fatmagiller arasında Finlandiya'ya uzayan bir ilişki var.
İçerideki ilişki, AKP Başkan vekili eski bakan Fatma ile Tera arasında. Nereden bulunduğu henüz açıklanmayan 163 milyon TL ile dandik Özata hisseleri aldırılıyor Fatma'ya ,hisseler şişiriliyor ve Tera, bu hisseleri 2,2 milyar TL'den fondaki küçük yatırımcının parası ile alıyor, para Fatma'ya uçuyor.
Ama bir de Finlandiya bağlantısı var. Hayatında Finlandiya ile iş yapmamış Emre Tezmen, birden Fin aşığı kesiliyor Finlandıya'dan bazı şirketler alıyor ve DEİK'te Fin-TR Konsey Başkanı oluyor. Finlandiya, oradan alınmış şirketler üstünden para transferi yapılan bir yer aynı zamanda. Ne para çıkarıldı, neyin parasıydı, ortaya çıkar herhalde.
Gelelim Finlandiya'da Fatma ayağına. Fatma'nın ablası Ayşe Hilal Sayan Koytak,kısaca Ayşe, 5 Eylül'de Helsinki büyükel��isi yapılıyor. Ayşe aslında mühendislik okumuş ardından işletme masteri yapmış, sonra sosyoloji doktorası yapmış. AKP'de ve iktidarda çeşitli danışmanlık, kızkardeşinin müsteşar yardımcısı falan oluyor ama istisnai bir işlemle Kuveyt'e büyükelçi atanıyor. Sonra Dışişleri'nde Bilgi teknolojileri genel müdürü oluyor. Derken fon krizi öncesinde Tera'nın mesken tuttuğu Finlandiya'ya büyükelçi olarak atanıyor! Nasıl hikaye ama! Ailede Fatma ve Ayşe'den başka, eski Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan ile Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) yöneticisi Nazemin Sayan da var. Onlar, bu işlerin bir yerinde mi bilinmiyor. Dedim ya, hikaye giderek ilginçleşiyor. Dizi devam edecek.
29.09.26
Sevgili Deniz Göktaş,
Öncelikle tahliyene çok çok sevindim. Beraber bir arada dönme hayalini, bugün haberlerde senden duymak beni çok duygulandırdı ve sevinçten ağlattı.
Şuna güveniyorum;
“Ekmeğin yanında gelen poğaça”nın yarattığı duyguyu anlayacak sayılı kişilerden biriyim :)
Özgür günlerde, bunun muhabbetlnl yapmak istersen ki; ben çok isterim şimdiden söyleyeyim.
Sevgi ve selamlarımla.
Sinem Dedetaş
Kamuoyunun Dikkatine,
Milletvekilliği görevim süresince;
AKP’nin yaptığı yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararları üzerine kamuoyunu aydınlatmaya çalışıyorum.
Bu nedenle AKP’nin ve türlü güç odaklarının hedefinde ve tehdidi altında olduğumun farkındayım.
Fon vurgunu konusunda yaptığım açıklamalar ve üzerinde çalıştığım dosyalar nedeniyle AKP’nin saldıracağını biliyordum.
Ama bunu eşim üzerinden yapacak kadar alçalacaklarını tahmin etmiyordum.
Konu, bana dokunamadıklarından ailem üzerinden beni tehdit etmelerinden ibarettir.
Hem geçmişte hem de bugün, geniş bir kadroyla çalışmalarımı sürdürüyorum. Bunların arasında danışmanlarım, çeşitli alanlardaki uzmanlar, hukukçular ve siyasetçiler vardır.
Ortaya atılan asılsız iddianın amacı, fon vurgunu meselesinin konuşulmasını engellemektir.
Bana buradan, hem de eşim üzerinden saldırmak bir itibar suikastı ve susturma girişimidir.
Bu operasyonu yapanlar açıkça şunu diyorlar: “Sen ve partin, bu fon vurgunu meselesini daha fazla kurcalamayın!”
Benim üzerimden tüm milletvekillerine ve ailelerine verilmek istenen bu aşağılık mesajı reddediyorum.
Bu tehdide, bu alçaklığa pabuç bırakacak değilim. AKP’nin yolsuzluk, usulsüzlük ve kamu zararlarının üzerine gitmeye kararlılıkla devam edeceğim.
Fon skandalından sonra Demirtaş'ın bu konuşması sosyal medyanın gündeminde
"Fon demek hırsızlık parası, hırsızlık kasası demek. Türkiye'de hükümet fonu diye bir şey duyduğunuz anda bilin ki hırsızlık olacak. Şimdiye kadar hep öyle oldu. Adını fon koymuşlar da hırsızlık... Adına 'hırsızlık fonu' diyecek halleri yok ya açık açık"
https://t.co/0pfg13IEUX
Selahattin Demirtaş: "Türkiye'de 'hükümet fonu' diye bir şey duyduğunuz anda bilin ki hırsızlık olacak. Adını 'fon' koymuşlar; ama hırsızlık. Adına 'hırsızlık fonu' diyecek halleri yok ya, açık açık."
CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, Pusula Portföy’ün 15 Eylül’de Pasifik Eurasia Lojistik (PASEU) hissesinde 1,6 milyar liralık işlem yaptığını açıkladı.
Akay’a göre aynı gün fonlardan biri 23,2 milyon adet pay alırken diğeri 21,3 milyon adet sattı. Hisse ardından yüzde 57 düştü; aradaki fark yaklaşık 920 milyon lira.
Vekil, şirketin yönetim kurulu üyesi ve AKP Ar-Ge ve Eğitim Başkan Yardımcısı Atakan Yılmaz’ın bu işlemlerden haberi olup olmadığını sordu.
Fon vurguncusu Fatma Betül Sayan Kaya 2,2 milyar lirayı iade etmiş.
Ancak SPK mevzuatına göre etkin pişmanlıktan yararlanabilmesi için elde edildiği belirtilen menfaatin iki katını, yani yaklaşık 4,4 milyar lirayı Hazine’ye ödemesi gerekiyor.
2,2 milyar lira iade etmek yetmiyor.
Kalan 2,2 milyar lira nerede?
AK Partili Kırıkkale Yahşihan Belediyesi’nin eski imar müdürü Ulaş Biçer’in toplam mal varlığının 541 milyon lira olduğu ortaya çıktı:
• 68 milyon lira değerinde Porche 911 araç
• 32 milyon lira değerinde Mercedes AMG araç
• 31 milyon lira değerinde Mercedes G serisi araç
• Bodrum’da 300 milyon TL değerinde villa ve 110 milyon TL değerinde yat.
🔥 Biçer’in mal varlığı belediyenin 2026 bütçesinin 4.5 katına denk geliyor. (Sözcü)
Asrın vurgununda yeni perde!
Mevduat yetkisi olmayan TERA Yatırım Bankası bono satıp borçlandı, yasal sınırı 8,5 kat delerek çevresine 600 milyon dolar kredi dağıttı. Krediyi alanlar da o parayla dönüp yine aynı grubun Tera Portföy fonlarını aldı!
Kendi kredisiyle kendi fonunu şişiren dev bir saadet zinciri!
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e soruyorum:
🔹 Bu 600 milyon dolar kredi kimlere verildi?
🔹 Teminatı buharlaşan batık kredilerin faturası kime kalacak?
🔹 Banka 2,6 milyardan 71,7 milyara şişerken BDDK, SPK ve Merkez Bankası nereye bakıyordu?