NEDEN HEP “ALMAK” İSTERİZ DE “VERMEK” İSTEMEYİZ?
İnsan elinin 2 temel işlevi var:
“Almak” ve “vermek”
ALMAK;
-Bencilce bir eylemdir ve gerçekleştiğinde beyinde dopamin hormonu salgılanır
Dopamin, “zevk” ve “ödül” merkezlerini aktive eder. Bir hedefe ulaşma veya bir ödül kazanma beklentisiyle salınır ve kişiyi harekete geçiren bir motivasyon sağlar. Yani, bir kişi bir başarıya yaklaştığında veya bir ödül aldığında, dopamin seviyesi artar ve bu da haz ve tatmin duygusunu tetikler.
Ancak bu etkinin sürdürülebilirliği sınırlıdır.
Dopamin salgısı, tatmin eşiğini sürekli yükseltir, bu da kişinin aynı seviyede zevk alabilmesi için giderek daha fazla “alma” arayışına girmesine neden olur.
Dolayısıyla, insan, aldıkça, dopamin deşarjı, yani elde ettiği zevk, sürekli olarak artmaz
-Para kazanma örneğinde, kişi daha fazla kazandıkça, “tatmin eşiği” yükselir. Mutluluğunun sürekli artması ve aynı seviyede zevk alması için, her defasında daha fazla kazanması gerekir. Bu nedenle bir türlü doyuma ulaşamaz
-Bu döngü, susuzluğunu tuzlu su içerek gidermek isteyen kişinin, içtikçe susuzluğunun artması gibidir. Tatmin olmak yerine daha fazla arzuya yol açar..
Tıpkı, ulaşmak üzere yaklaştıkça, kişinin kendisinden uzaklaşan bir “serap” gibi…
Tıpkı, tattığı ilk zevki ve öföri halini tekrar yaşayabilmek için, aldığı dozun miktarını her defasında arttırmak zorunda kalan uyuşturucu bağımlısının içine düştüğü ümitsiz sarmal gibi…
VERMEK;
-Diğerkâmca bir davranıştır. İnsan, verdiğinde, beyninde kendisine “yücelik” duygusu ve hazzı veren “serotonin” hormonu salgılanır.
-Serotonin, ruh halini düzenleyici bir hormondur; mutluluk, huzur ve memnuniyet duygularını harekete geçirir.
-Serotonin deşarjının verdiği mutluluk duygusu, “dikey” değil “yatay”dır. Bu nedenle sürekli yükseltilmesi gereken bir tatmin eşiği yoktur.
-İnsan, az veya çok olsun, her verdiğinde (verdiği şeyin sıklığı arttıkça) sürekli yükseltilmesi gereken bir tatmin eşiğine takılmadan, aldığı mutluluk hissi de yatay biçimde (exponential) genişleyerek artar
-Serotonin, ayrıca adalet ve fedakârlık duygularıyla bağlantılı olarak, insanların sosyal rolleri, sorumlulukları ve etkileşimleri çerçevesindeki kararlarını ve davranışlarını da şekillendirir. Çevresindeki insanları koruyup gözeten, liderlik yapan ve fedakârlık duyguları ile onlara kol kanat geren insanların davranışları serotonin ile ilişkilidir.
ÖZETLE;
İnsan psikolojisi, büyük ölçüde biyokimyasal süreçlerin işleyişiyle şekillenir.
İstek ve karar mekanizmalarının ana süreç kontrol merkezi olan “beyin biyokimyası,” insanın hırsları ve kazanma arzuları üzerinde derin bir etkiye sahiptir.
Beyindeki nörotransmitterler, yani kimyasal haberci moleküller, bu süreçlerde merkezi bir rol oynar.
İki ana nörotransmitter olan dopamin ve serotonin, bu bağlamda iki temel harekete geçiricidir ve bunların insanların hayat uğraşlarının iki temel eylemi olan, “almak” ve “vermek” yönelimleri üzerinde ve ruh hallerini ortaya koymadaki gücü son derece belirleyici ve yönlendiricidir.
Dopamin, kişilerin daha fazlasını başarma ve kazanma arzusunu körüklerken, serotonin daha çok huzur ve tatmin duygusuna katkıda bulunur.
-Hayata, sürekli “almak” üzerinden bakan,
dipsiz bir kuyuyu doldurmak istercesine sürekli kazanan ve biriktiren kişilerin, bir türlü “tam tatmin” duygusunu yaşayamamalarının ve bekledikleri mutluluğa ulaşamamalarının,
-Az veya çok, ellerindekini verenlerin ve başkalarına yardım edenlerin, derin ve giderek artan bir hoşnutluk yaşamalarının ve “ruhi dinginliğe” ulaşmalarının
Sebebi ve açıklaması budur.
PEKİ BU NEDEN BÖYLE?
İnsan, neden kendisini her defasında daha fazla kazanç sağlamaya ve biriktirmeye tutsak eden böyle bir doyumsuzluk sarmalına kapılır? Bu mekanizmanın anlamı ve gereği nedir?
Bu, bize dünyada giderek artan üretimin ve iktisadi büyümenin gerçekleşmesinde, insanın hırs ve arzularının oynadığı rolü anlatır.
….
(Devamı YORUM’da)
Ulvi Saran
| Independent Türkçe
https://t.co/Te46hKhTip
Antiviral Ilaç diye verilen gerçek dozu 2 x 1 olan favipiravir sözde pandemide, dünyada hiç kimseye denenmemiş bir dozda 2 ×8 Yani 16 tablet verilmiştir
2 x 1 dozda dahi yan etki olarak kalp ritm bozuklukları ,kan pıhtılaşma bozuklukları,akut pankreas iltihabı yapan Bu ilaç
Kimin aklıyla 16 tablet olarak reçeteleri girmiştir diye sorduk.
3 senedir kimse cevap vermedi.
Tüm Antiviral ilaçlar gereğinden çok yüksek dozda bağışıklığı düşürürler dedik ve feci bir biçimde düşürdüler.
Favipiravir
Aslında Japonya menşeli olup 2012 yılında çıkarıldı kuş gribi için yedek olarak çıkartılmıştır..
Ve kulllanılmamıştır.
3 ayda civcivden tavuk çıkmaz dedik ,güya m-rna dlı bir teknoloji ile aşı ürettiniz bu karanlık teknolojiyle üretilen sivi bağışıklığın da düşmesine ikinci bir neden oldu.
Eğer o gün kovid pandemisi varsa Bugün 5 katı hasta insan var. insanlar uyduruk gribi atlatamaz hale geldiler.
Bakıyorum sabah akşam aşı pazarlamacılığı yapanlar dilleri lal olmuş biçimde,suskunlar
Madem aşınız bu kadar etkiliydi insanlar kırılıyorlar farkında mısınız ?
Gencecik yaşta insanlar kalp krizinden ölüyorlar ,akut pankreatit'e bağlı komplikasyonlardan ölüyorlar,
kanser vakaları tarihte görülmemiş biçimde arttı.
Oynanan bir tiyatrodur dediğimizde, üzerimize gelen, bize her türlü itibar suikasti düzenlemeye çalışan bazı meslektaşlarımız ve gazeteciler neredeler......
Bu işe neden olanlar ön ayak olanlar, Dünya tarihine kara bir leke olarak geçmiştir daha da bitmemiştir.
Bu sıvılar vücut biyokimyasını bozmuştur ,baştan beri pandeminin bitiş tarihinde söylediğim gibi oynanan bir tiyatrodur.
Bağışıklığınızı hızla yükseltin dediğimde,
Bizimle dalga geçmeye çalışanlar, Netice ortadadır
Buradaki mahkemeleri bilemem ama bu faciaya neden ve ön ayak olanlar iki cihanda 2 elim yakanızdadır Bunu unutmayın.
Bu işin bir de mahkeme-i kübrası vardır.
Tarih Sizi asla affetmeyecektir.
Uz.Dr.Savan Günay
📌İki Türk kadınının paylaştığı videolar gündem oldu
Mühendis olmasına rağmen Hollanda'da neden kuryelik yaptığını anlatan kadın ile aldığı maaşı diğer mesleklerle gözleri dolu bir şekilde kıyaslayan bankacı kadının videoları sosyal medyada viral oldu https://t.co/qxdrP5aIrN