Yalnızlık etrafımızda insan olmaması değil; bizi anladığını hissettiğimiz insanların yokluğudur. Çektiğimiz ıstırabı kimsenin duymamasıdır. Dünyaya bizim gözlerimiz ve kalbimizle bakan insanların eksikliğidir.
İnsan, anlaşılmaya muhtaçtır.
6 bin yıl evvelden günümüze çok yönlü ve heyecan verici seyahatim az evvel sona erdi. @yenisafakwriter vesilesiyle tanıştığıma mutlu olduğum yazarın diğer eserlerini okumak için sabırsızlanıyorum.
Kafka'nın moderniteyle gelen buhranlı dünyasından çıkıp 6 bin yıl evvele gitmek 💫
Ne mânidar Garaudy'nin cümlesi;
"Bundan böyle insan kendi tarihinin sorumlusudur."
@Raskolnikovsair Ne kadar geçmiş varsa orada oldum.
Aramak, hep alnımda bulduğum,
Hiç usanmadan duyduğum duyu
Ve bütün gelecekler için kurduğum düş,
Yüzyıllar ötesinde uyuduğumdu.
Ben çocukken yere düşmüş ekmeği tıpkı düşen bir insanı kaldırır gibi kaldırırdık; dikkatle ve saygıyla. Görüyorum ki artık israf edilen ekmek “atık” olmuş.
Ben çocukken sözlüklerde bugünkü anlamda “atık” kelimesi yoktu. Son 25-30 yıldır kullanılır oldu bu sözcük. Eskiden tehlikeli maddeler dışında atık olmazdı. Şimdi kâğıtlara, yiyeceklere, giysilere, metallere yani hemen her şeye atık denir oldu.
Ben çocukken atık demezdik, “artık” derdik, arttı anlamında. Artıkları insanlar, hayvanlar, doğa bir şekilde yeniden değerlendirirdi. Komşular, tavuklar, kediler, kuşlar, karıncalar… Hepsiyle ortak bir soframız vardı.
“Artık” ve “atık” kelimeleri arasında tek bir harf fark var. Keşke sadece öyle olsaydı. Çünkü Dünyayı yok eden bir fark var. Geri dönüşüm diye bir şey çıkardılar. Yani dediler ki “Biz tüketimden, doğayı kirletmekten vazgeçmeyiz ama günah çıkarmak için “geri dönüşüm” diyoruz” Nasrettin Hocam bu insanlar neden hala anahtarı kaybettiği yerde değil de ışık olan yerde arıyorlar?
İstirham ediyorum, çocuklarımızı büyütürken sadece akademik konuları önemsemeyelim. Bir dilim ekmeğin ne demek olduğunu aç bir çocuğun gözleriyle öğretelim. Bir dilim ekmekle başlayan bu yolculuk, belki de çocuklarımızın dünyaya, insana, doğaya olan bakışını değiştirebilir. Ama lütfen önce siz inanın ve yaşayın. Ekmek sadece karnımızı doyurmaz, ruhumuzu da besler. Artık artıkları kıymetlimiz olarak görelim.
Ben çocukken atık yoktu “katık” vardı. “Artık” çocuklarımıza “katık” olarak neyi miras bırakacağımızı yeniden düşünmenin zamanı hoş geldi. Gününüz güzel olsun.
Bitti. Anlayamadığım pek çok yer olsa da, anladıklarım içimi ürpertmeye yetti. Şu anda onu rafa kaldırmaya kıyamazken, @yenisafakwriter hocanın önerisiyle ikinci defa okuyacağım günü (korku ve) heyecanla bekliyorum :)