O dönem bir abisi gelip, reklam vereceğine bu parayla 2-3 daire al diyor.
Atiker’in sahibi de abisini dinlemeyip Kurtlar Vadisi’ne reklam veriyor.
Adamlar reklamdan sonra öyle bir büyüyor ki fabrikada 24 saat üretim yapılmasına rağmen ürün yetiştiremiyorlar.
Kazandıkları parayla Konya’da yüzlerce dükkan alıyorlar, yeni fabrikalar kuruyorlar.
Yüzlerce bayilik başvurusu geliyor, yurt dışından siparişler yağıyor.
Hatta bir yerde okumuştum, Konya’daki sanayi sitelerinin tabiri caizse yarısı bu adamların diyordu.
Zaten kendilerinin de bir sürü sanayi sitesi var.
Muhtemelen kenarda 700-800 dükkanları vardır.
Yaptıkları iş bugün bitse bile o dükkanlar bütün aileye ömür boyu yeter.
Bir dönem Türkiye’deki LPG otogaz pazarının yaklaşık %60’ı Atiker’in elindeydi.
Varın kazandıkları parayı siz hesap edin.
Bir de bu para doğru değerlendirildiyse Karun gibi zengin olmama ihtimalleri yok.
İyi ki abisini dinlememiş.
Gerçekten her tavsiye vereni dinlememek lazım.
İnsanlar bazen en yakınlarının tavsiyeleri yüzünden büyük fırsatları kaçırıyor, hatta batan bile oluyor.
Çevrenizden fikir alın ama ne derlerse körü körüne yapmayın.
Beni en çok etkileyen başarı hikayelerinin başında Erman Ilıcak Rönesans holding gelir, kendi anlatımıyla burada paylaşıyorum
Sıfırdan milyarlarca dolarlık bir şirket kurmak:
Her şey, ODTÜ İnşaat Mühendisliği’nde okurken ENKA’da yaptığım stajla başladı. Mezun olunca 24 yaşında genç bir mühendis olarak grupta işe girdim; Moskova ve Belarus’taki şantiyelerde piştim. Rusya pazarını, zorlukları ve en önemlisi kimsenin görmediği o devasa fırsatları bizzat sahada yaşayarak öğrendim. İçimde durduramadığım bir girişimcilik ruhu vardı. Kendi kanatlarımla uçmak istiyordum.
Ancak önümde büyük bir engel vardı: Annem. Bu bilinmez serüvene atılmamdan o kadar korkuyordu ki, beni vazgeçirmesi için üst katımızdaki psikolog komşumuzdan bile yardım istemişti. Komşumuz benimle uzun uzun konuştu ama içimdeki o inanç sarsılmazdı. Akıl hocam Şarık Tara’nın karşısına çıktım, dürüstçe izin istedim ve yolumu açtı. İstifa ettim.
1993 yılında, cebimde biriktirebildiğim sadece 30 bin dolar sermaye ile o dönem henüz kimsenin dönüp bakmadığı St. Petersburg’un yolunu tuttum. Büyük ofislerimiz yoktu; küçük bir otel odasını merkez yaptık. Toplamda sadece 5 kişiydik. İlk başlarda büyük ihaleler alamadığımız için işe çok basit tadilatlarla, evleri boyayarak başladık. Bizim için tek bir kural vardı: Teslim ettiğimiz her iş, ne kadar küçük olursa olsun kusursuz olmalıydı. Rusya pazarında zamanında ve kaliteli iş yaparak güven kazandık. Yaptığımız her iyi iş bir sonrakini getirdi, ihaleler büyüdü.
O otel odasında 5 kişiyle ve ev boyayarak başladığımız o küçük mühendislik şirketi, bugün küresel ölçekte dünyanın en büyük holdinglerinden biri haline geldi. Eğer o gün annemin endişelerine ya da konfor alanımın rahatlığına yenik düşseydim, bu hikayeyi asla yazamazdım. Hayallerinizin peşinden gitmekten asla korkmayın; çünkü en büyük başarılar, en küçük odalarda atılan cesur adımlarla başlar.
Seyyid Kutub, 60 yıl önce bugün idam edilerek şehid (inşaAllah) edildi..!
Mahkeme heyeti Kutub'u idama mahkûm ettiğinde onun şu meşhur sözleri salonda yankılandı:
“Eğer Allah kanunu ile mahkûm edilmişsem ben Hakk'ın hükmüne razıyım. Eğer batıl kanunlarla mahkûm olmuşsam ondan çok daha üstün bir düşünceye sahip olduğum için batıldan asla merhamet dilemem.”
Allah kendisine rahmet etsin 🤲🏻
Ömer Demirbağ, boşanma oranlarının artmasının sebeplerini anlattı:
• Boşanmaların artmasındaki en büyük sebep, boşanmayı bir özgürlük olarak sunmak.
• Boşanmayı "kendi kanatlarıyla uçmak", "kendi ayakları üzerinde durmak", "yeni bir aşka yelken açmak" gibi içi boş, kof, aldatıcı sözlerle süsleyip teşvik etmek.
• Oysa hiçbir zaman boşanmak hayırlı bir şey değildir, çaresizliktir.
• "Katil olmaktansa insan boşansın" bu noktaya kadar gelmeden mümkün olduğu kadar sabretmeli.
• Kutup yıldızı kadar uzakta olsa bir ümit varsa o ümide yapışmalı, ıslahına çalışmalı, kendi kendine bakmalı, çocukların hatırını gözetmeli, Allah'ın rızasını gözetmeli.
• Çünkü çok rahat hedef olabilen bir yapıdır aile.
• Bunu mümkün olduğu kadar kadın da erkek de kendisine düşen mesuliyetleri yerine getirerek korumaya çalışmalıdır.
• Ailenin temeli merhamettir.
Maddî bir sıkıntısı bulunan, borcunun edâsını, işlerinin açılmasını yahut helâlinden bir muradının gerçekleşmesini isteyen kardeşlerimize şu tertibi tavsiye ederiz.
Mümkünse sabah namazından sonra yahut günün sakin bir vaktinde abdestli olarak oturunuz. Evvelâ bir müddet istiğfar ediniz:
“Estağfirullâhe ve etûbü ileyh.”
Ardından Talâk Sûresi’nin şu âyetlerini okuyunuz:
“Ve men yettekillâhe yec‘al lehû mahrecâ. Ve yerzukhu min haysü lâ yahtesib. Ve men yetevekkel alallâhi fe-hüve hasbuh.”
“Kim Allah’a karşı takvâ sahibi olursa Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder; onu ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse O kendisine yeter.”
(Talâk, 65/2-3)
Sonra Hz. Mûsâ’nın (a.s.) ihtiyaç hâlinde yaptığı şu niyazı okuyunuz:
“Rabbi innî limâ enzelte ileyye min hayrin fakîr.”
“Rabbim! Bana indireceğin her hayra muhtacım.”
(Kasas, 28/24)
Ardından Resûlullah Efendimizden (S.a.v.) rivayet edilen şu duayı okuyunuz:
“Allâhümme’kfinî bi-halâlike an harâmike ve ağninî bi-fadlike ammen sivâk.”
“Allah’ım! Helâlinle beni haramdan koruyup kifayetlendir; lütfunla beni Senden başkasına muhtaç bırakma.”
Sonra muradınızı kendi sözlerinizle Allah Teâlâ’ya arz ediniz:
“Yâ Fettâh, kapanmış kapılarımızı hayırla aç. Yâ Rezzâk, rızkımızı helâlinden genişlet ve bereketlendir. Borçlarımız varsa edâsını, işlerimizde müşkül varsa kolaylığını, beklediğimiz hayırlı kapılar varsa fethini nasip eyle. Bizi kimseye mahcup ve muhtaç bırakma. Umduğumuz yerlerden de ummadığımız yerlerden de lütfunu yetiştir. Verdiğini hayırlı, bereketli ve Sana şükre vesile eyle.”
Bunları belirli bir sayıya mecbur tutmadan, huzur ve devamlılıkla okuyunuz. Israrcı olunuz, sebât ediniz. Duanın yanında helâl sebeplere sarılınız, çalışmayı ve gayreti terk etmeyiniz.
Hz. Mûsâ (a.s.) ağacın gölgesinde yalnızca:
“Rabbim, bana indireceğin her hayra muhtacım.”
diye niyaz etmişti. Ardından Rabbi ona hiç hesap etmediği kapılar açtı.
Biz ihtiyacımızı biliriz; Rabbimiz ise hem ihtiyacımızı, hemde çarenin hangi kapıdan geleceğini bilir.
Biiznillâhi Teâlâ okuyunuz, dua ediniz ve sebeplere sarılınız. Yâ Fettâh, Yâ Rezzâk, Yâ Kerîm… Rabbim darda olan bütün kardeşlerimize genişlik, borçlu olanlara edâ, iş bekleyenlere hayırlı kapılar, muradı olanlara hayırlı murad nasip eylesin. Âmin.
"Sen rızkının peşinde değil, rızkının senin peşinden koşmasını istiyorsan bunu tatbik et!"
Mehmed Zahid Kotku hazretlerinden gönlümüze merhem, kulağımıza küpe olacak nasihatler. Mekanı cennet olsun.
"10 milyon lirana her ay 300 bin lira faiz yatıyor. Peki bu para nereden çıkıyor?"
Cevap net: Bütün toplumun cebinden.
-Fırıncı faiz ödemek için ekmeğe zam yapıyor,
-Kart borçlusu mutfağından kısarak faiz ödüyor,
-Devlet vergilerimizi toplayıp banka tahviline faiz olarak aktarıyor.
Havadan gelen para yok; toplum olarak birleşip mevduat sahibine 300 bin TL'yi ödemek için çalışıyoruz. İşin özü aslında şu: bankaya faize para yatıranlar ülkesine ve milletine düşmanlık ediyor.
Ekonomik ve hukukî düzenin perde arkasını anlatan harika bir video, sonuna kadar dinleyin.