Otomotiv yazarı Emre Özpeynirci:
- Türkiye’de sıfır otomobil alamayanlar, 0-5 yaş arasındaki otomobilleri de alamıyor.
- Satılan her 100 ikinci el otomobilin 33’ü, 16 yaş ve üzeri araçlardan oluşuyor.
- Satılan her 100 araçtan 55’i de 11 yaş ve üzeri.
Önce Dünya Kupasında 3. olsun, sonra Avrupa Şampiyonasında çeyrek finalde 3 tane penaltı kurtarıp ülkeyi yarı finale taşısın, sonra dünyanın en büyük 5 kulübünden birine transfer olsun, sonrasına bakarız. Ülke dışında başarısı olmayan adamları yüceltmek için ne kadar meraklısınız
Uğur Karakullukçu: "Uğurcan Çakır artık geri dönülemez bir 1 numara. Şu anki Uğurcan prime Rüştü Rençber'den önde. Tarihin en iyi Türk kalecisi olma yolunda ilerliyor."
Sokaktaki arabalara bakıp "millet acayip zenginleşti" sananların atladığı tek bir ekonomik gerçek var: Ruj Etkisi (Lipstick Effect).
Pandemiden sonra Türkiye'de halk zenginleşmedi, aksine orta sınıf tamamen silindi ve büyük bir çoğunluk fakirleşti.
Eskiden asgari ücret alan adamın bile kenara para atma huyu vardı, çünkü hayata karşı bir umudu, çalışıp ev/araba alma ihtimali vardı. Şimdi kimsenin böyle bir umudu kalmadığı için herkes elindeki parayı anlık zevklere gömüyor.
Kimse bir şey alırken "bu pahalı" demiyor. "Nasılsa araba alamayacağım, bari bugün güzel yiyeyim, anı yaşayayım" kafasıyla hareket ediliyor.
Sonuç? Mal satan, ticaret yapan katlayarak zengin oluyor; geri kalan kitle ise anlık zevklerle kendini sevindirip her geçen gün daha da dibe batıyor. Dışarıdaki arabalara bakıp "zenginleştik" sanmak tam bir akıl tutulması.
Yunus Şahin:
Baktığında 1 milyon TL çok iyi para ama bir araba almak için az para.
İlk 1 milyona çıkmak çok zor. Onu da gidip arabaya verirsen başa döneceksin.
Bekle. Paran 3 olduğunda 1’e araba al.
0’dan 1’e gitmek çok zor.
1’den 3’e gitmek daha kolay.
100 bin liranız var. Borsada çok iyi bir sene geçirdiniz, yüzde yüz kazandınız, 200 bin liranız olur.
Ama 1 milyon TL ile çok güzel bir sene geçirdiğinizde, bütün yıl kazandığınız maaş kadar borsadan da kazanırsınız.
1 milyona kadar önce siz para için çalışıyorsunuz.
1 milyondan sonra para sizin için çal��şmaya başlıyor.
Ofisimde 6 yıldır terfi almamış bir adam var.
Herkesten önce gelir. Herkesten sonra ayrılır. Şirketin sistemlerini, onları kuranlardan bile daha iyi bilir. Gece 2'de bir şey bozulduğunda, onu ararlar.
Raporların altında adı yazar; direktörler yönetim kuruluna sunarken. Şikayet etmez. Sadece "siyasi değilim" der.
Geçen hafta 26 yaşında biri aramıza katıldı. MBA mezunu. Sağlam el sıkışma. Genel müdürü adıyla çağırır. 3 ay içinde, meslektaşımın hiç davet edilmediği toplantılarda oturmaya başladı.
Meslektaşımın onu eğittiğini izledim.
Hep gülümsedi. Her soruya cevap verdi. Yıllarını aldığı kestirmeleri paylaştı.
Sonra ona sordum, kendini kandırılmış hissetmiyor musun?
Bana uzun uzun baktı.
"Eskiden hissederdim. Ama bir şey fark ettim. Bir şirkete sadık oldum. Bir amaca değil. Bunlar aynı şey değil."
İki hafta sonra istifa etti. Bildiği her şeyi alıp gitti. Kendi işini kurdu.
Genel müdür şirket geneline bir e-posta gönderdi. "Takım için büyük bir kayıp" dedi.
On bir yıllık e-postalar. Ve adı geçen ilk e-posta oydu.
Sistem, varlığınızı kutladığından daha fazla, ayrılışınızı kutlar. Görülmeyi beklemeyi bırakın. Eğer olduğunuz yerde takdir edilmiyorsanız, sizi gören bir şey inşa edin.
Geçen gün bir arkadaşımla konuştuk.
Yaklaşık 1 aydır iş arıyor.
Her sabah oturup ilan bakıyor,
CV yolluyor,
Başvuru yapıyor,
Mülakat kovalamaya çalışıyor.
Dışarıdan bakınca “evde” gibi duruyor.
Ama anlattıkça fark ediyorsun:
Adam çalışmıyor değil,
iş aramak zaten başlı başına iş olmuş.
Günün sonunda fiziksel yorgunluk yok belki ama kafa bitik.
Çünkü bu süreçte kimse açıkça bir şey demiyor:
Ne “olmadı” var,
ne “şunu geliştir” var,
ne de net bir dönüş.
Bir süre sonra mesele para da olmuyor sadece.
İnsanı asıl yiyen şu düşünce:
“Acaba sorun piyasada mı, bende mi?”
İşsizlikten çok,
insanın kendinden şüphe etmeye başlaması yoruyor.
Sizce iş ararken en yıpratıcı kısım hangisi?
— Geri dönüş olmaması mı?
— Düşük maaş teklifleri mi?
başına gelmedikçe hiçbir sıkıntıya inanmayan tipler var. ekonomik kriz var diyorsun, nerede kriz diyor. hukuksuzluk var diyorsun, hak etmişlerdir diyor. eşitsizlik var diyorsun, olur o kadar diyor. baskı var diyorsun, ben hiç baskı görmedim diyor. yerli ve milli zombi.
Norveç, Grönland savunmasına destek için Danimarka Ordusu'na destek olarak 2 asker yolladıklarını duyurdu.
Umarım Ragnar ve Floki'yi yollamışlardır yoksa işleri zor.
Sadettin Saran’ın suçlandığı konu şahsi konuydu. Tüm ülke medyası konuştu. Erden Timur’un suçlandı konu (şike, kara para) tüm ülke ülkeyi ilgilendiren konu. Fakat kimse konuşmuyor. Yapı bu işte.
1. Dünya Savaşı'nda İngiliz sömürgelerindeki Müslüman Hint askerleri, Fransız sömürgelerindeki Müslüman Afrika askerleri İstanbul'u işgal etti.
Peki Osmanlı'ya bağlı Müslüman Mısır'daki 14 milyon Arap, Kahire'de İngiliz'e iki tane kurşun yaktı mı?
İngiliz ordusu Kudüs'ü işgal ederken civardaki Arap ahali tıpkı Maraş ve Antep'te olduğu gibi İngilize karşı halk olarak direnişe geçti mi?
Kudüs'ten Halep'e kadar bölgede yaşayan milyonlarca Arap onlarca şehirde İngilizlere karşı tek kurşun yaktı mı? Hayır. Aksine, Şerif Hüseyin'in asi ve hain Arap kabileleriyle bir olup ya Osmanlı'ya isyan ettiler ya da öylece oturup izlediler. Halbuki o topraklar Osmanlı'ydı. Düşmana karşı kendi ülkelerini savunmaları gerekmez miydi?
Basra'dan Bağdat'a, Kudüs'ten Halep'e, Kahire'den Cidde'ye dek milyonlarca Arap ahali, toprakları işgal edilirken, Anadolu'nun Türk evlatları vatan deyip direnirken ne yaptı?
Yapılan açıklama nedir? Hepsi ihanet etmedi. Bazıları etti. Peki isyana katılmayan Arap ahali ne yaptı? Anadolu'nun Türk evlatları evlerini bırakıp o topraklara gelmişken ve direnirken, isyana katılmayan ama öylece izleyen Arap ahali de bu kayıtsızlıkları nedeniyle hiç değilse kabahatli görülmez mi?
Bakınız, Osmanlı boydan boya işgal edilirken kimler buna dur demiş? Kars'ta Türkler, İzmir'de Türkler, Antep'te ve Maraş'ta Türkler, Hatay'da Türkler... Sormak lazım Hatay direnirken neden iki adım güneydeki Lazkiye direnmedi?
Hatay Osmanlı'ya bağlıyken, direnirken, Lazkiye'deki ahalinin izlemesinin nedeni neydi?
Anadolu'nun Türk evladı Konya'dan kalkıp Kudüs'te ölüyor... Biz Kudüs'ün Osmanlı tebaası olan Arap ahali kalksın Afyon'a gelsin bile demiyoruz. Hiç değilse Kudüs'ü savunsun diyoruz. Ama yok.
Şimdi sormak lazım, Mısırlı Kahire'de, Hicazlı Cidde'de, Suriyeli Şam'da, Halep'te, Iraklı Bağdat'ta ve Basra'da işgale direnseydi, İngilizler bunca alanı tereya��ından kıl çeker gibi işgal edebilir miydi?
Bu saydığımız beldeler Osmanlı değil miydi? Niye direnmediler? Ne yapalım, bunların bir bölümü İngiliz yanında saf tutarken, bir yarı buçuğu da sadece izledi diye, teşekkür mü edelim?
Hepsini geçtik, bu saydığımız beldelerin alimleri, aydınları, siyasetçileri bir asır geçmiş olmasına rağmen bir kez olsun demiş midir ki seyirci kalarak ayıp ettik? Aksine, kendi varlıklarını ve bağımsızlıklarını bu ihanete bağlayıp nesiller boyu bu ihaneti tasdik ettiler. Bayrakları ve bayramları bile bu ihanetin ürünüdür.
Yahu, Osmanlı toprağı olmamasına rağmen Azerbaycan Anadolu direnişine katıldı. Asker gönderdi. Asırlık Arap diyarı ne yaptı?
Aşağılık kompleksinden kurtulalım. Arapların bir bölümü bizzat ihanet etti. Büyük bölümü sadece izledi ve dilsiz şeytan oldu. Belki ufacık bir bölümü de Osmanlı ordusuna katıldı. Ama genel manzara şudur ki vatan işgal edilirken gereken feraseti göstermediler.
Bu eksik akılları ve gafletleri Türk evlatlarına "Keşke o diyarı vatan bilip de Türk askerini oralara göndermeseydik, evlatlarımızla sadece Anadolu'yu korusaydık" dedirttiler.
Eşimi hayattan koparan bu vicdansız 50 km hızla gidilmesi gereken yerde bilirkişi raporuna göre 113.87 km hızla giderek hem eşimi benden kopardı hem 5 aylık yavrumu annesiz bıraktı. Cezası mı henüz mahkemesi bile olmadan 4 ay gibi komik bir süre ceza evinde kalarak yaptığı ödülmüş gibi serbest bırakıldı. Günlerdir acı çekiyoruz uyku uyuyamıyoruz yemek yiyemiyoruz bu mudur bize reva olan adalet. Suçlunun hiç mi cezası yok sırf çocuk diye kaç tane daha aileyi yok edecek ki ceza alsın. #ÜmranİçinAdalet