Hepimizin canını yakan vize çilesinin arkasındaki milyar dolarlık VFS Global çarkını deşifre eden bu devasa araştırmanın mutfağında aslında kimler var? Kısa bir özet geçeyim.
Projenin ana yürütücüsü, merkezi Hollanda’da olan Lighthouse Reports. Bu adamlar işin "beyni". AB belgelerini sızdıran, yapay zekayla 2000'den fazla vize makbuzunu analiz eden ve küresel finans ağını çözen ana çekirdek ekip onlar.
Peki sahada asıl tehlikeli işi kim yaptı? Kongo'da vize merkezindeki rüşvet çarkını gizli kamerayla/undercover kaydeden Ruben Nyanguila ve Hindistan'daki %70'e varan fahiş kâr marjlarını eski çalışanları konuşturarak patlatan Ritu Sarin gibi yerel gazeteciler.
Gelelim bizimkilere... Raporda Kemal Göktaş, Canan Coşkun ve Şebnem Arsu gibi Türk gazetecilerin adı "credits" kısmında geçiyor. Bizimkiler bu dev yapbozun en kritik cephesini, yani Türkiye ayağını sırtladı.
Özetle; teoriyi kuran ve veriyi işleyen Avrupa merkezli Lighthouse Reports, dünyadaki rüşvet ve sömürüyü canı pahasına belgeleyen uluslararası saha gazetecileri ve Türkiye'deki vize soygununu ortaya çıkaran bizimkiler. Tam bir kolektif başarı öyküsü.
Hepsine saygı ve minnetle...
https://t.co/Z0pkXoUE67
#VfsGlobal #Schengen #Vize #TheVisaEmpire
Vize devi VFS ve iş ortağı Gateway’in faaliyetlerini ele aldığımız “Vize imparatorluğu” yazı dizisine ilişkin ne kadar tweet’im varsa bugün hepsine erişim engeli getirildi. Hatta erişim engeli getirildiğine ilişkin tweet’e de erişimi engellediler. Belki bunu da engellerler.
Sinirden elim ayağım titriyor artık.
Bu paylaşımının üzerinden daha 24 saat geçmeden bugün Maraş’ta bu sefer bir ortaokul öğrencisi yeni bir saldırı gerçekleştirdi, 4 kişiyi öldürdü onlarcasını yaraladı. Milli eğitim bakanlığının sayfasından, aynı umursamazlıkta, soğuklukta, neredeyse aynı ezber kelimelerle iki tane yalandan duyuru… @Yusuf__Tekin Senin güya yönettiğin kuruma bağlı olduğu okullarda, temizlik malzemesi bile yok, çocuklar bir öğün ücretsiz yemek yiyemesin diye kırk tane takla atıyorsunuz. Akran zorbalığı zaten almış başını gitmiş, şimdi silah kuşanıp toplu katliam yapılıyor. Senin yaptığın tek şey sabah akşam gericilik pompalamak, imam hatip övmek, onlarca çocuğun katili MESEM’i savunmak, laiklik bildirisine imza atanlara saldırmak… Yahu sen kendi çocuğunu imam hatibe göndermeyen birisin. Sor bakalım çocuklarına, okudukları okula bırak silahla girilmesini, herhangi biri elini kolunu sallaya sallaya girebiliyor mu? Sor bakalım çocukların okulda aç kalıyor mu? Derinden sarsılmışmış da üzüntüye sevk edilmişlermiş de ihmaller araştırılacakmışmış aynıları yaşanmasın diye… Yahu daha 1 gün dolmadı 1 gün… İnsan çocuğunu bir kaç saat görmese özler, kılına zarar gelse uyku uyuyamaz, bugün çocuklarını asla göremeyecek aileler var artık senin ve sizin yönetiminiz yüzünden… İhmal görmek istiyorsan kendine bakacaksın @Yusuf__Tekin İhmal senin eş anlamın… Bırak o koltukta oturmayı, şu an yargılanıyor olman lazım senin.
Boğaziçi Üniversitesi’nde GSK (Güzel Sanatlar Kulübü), BÜMK (Müzik Klübü) ve Spor Kurulu taşınması ile alakalı haberleri görmüşsünüzdür. Sizlere kısaca bu kararın neden basit bir mekan değişikliği olmadığını anlatmaya çalışacağım. #odalarbizimdir@bogazicitv
Don't scroll too fast or you'll miss this stunning graphic.
What appears to be a random circuitboard is actually a constellation of every single NIH/NSF grant that's been frozen or cut, organized by size and US state.
Mentionları açmaya cesaretiniz yok. Eh oda seçimleri yaklaşıyor o zaman tekno girişimcilerin size söyleyeceği bazı şeyler olacak. Rakam da veremiyorsunuz ben yardım edeyim:
"Yerli üretim koruması" diyorsunuz. Rakamlarla konuşalım.
2024'te sizin temsil ettiğiniz firmaların Çin'den ithalatı: 45 milyar dolar. Temu'nun Türkiye'deki toplam hacmi: 1.3 milyar dolar.
Siz 45 milyar dolarlık ithalatı yapıyorsunuz, sonra Temu'nun 1.3 milyar dolarina "yerli üretimi tehdit ediyor" diyorsunuz. Temu sizin ithalatınızın %3'ü bile değil. Tek farkı: Temu aracısız satıyordu, siz aracısınız. Simdi aracı olmadan ürün alamıyoruz, diyeceğim ürünleri ihtiyaca değil sürüm ve kara göre getirdiğiniz için ihtiyaç olabilecek şeylerin çoğunu alamayacağız bile.
"Büyük tehdit" dediğiniz YYP'den Türkiye'ye günlük 150.000 paket geliyordu. Yıllık 55 milyon paket. 85 milyon nüfusa bölün: Kişi başı yıllık 0.65 paket. Ortalama vatandaş yılda 1 paket bile almıyordu yurt dışından. Tüm bu düzenlemeler, vatandaşın yılda 1 kez bile yapmadığı alışveriş ama bir takım ithalatçıların tekelleşip karını maksimize etmesi için.
Alibaba'da 2 dolar telefon kılıfı, sizin "yerli markanızla" 500 TL. https://t.co/ZhYEm0dUWn'da 5 dolar ayakkabı, sizin "Türk markanizla" 2.500 TL. Ayni fabrika, ayni ürün, 20x fiyat farkı. Bu fark gümrük değil, vergi değil sizin tekel kariniz.
Muhafiyetler düşürülüp, gümrük kapandıktan sonra ne oldu? Hazır giyim ithalatı %18 artti. Üretim artmadı, kapasite %68'e düştü, 56.000 kişi issiz kaldı. Ayni ürünler geliyor sadece simdi sizin aracılığınızla, sizin fiyatınızla.
Katma değerden bahsediyorsunuz. Gerçek katma değer nedir biliyor musunuz?
Dream Games: 300 çalışanla 2 yılda 2.75 milyar dolar değer. Çalışan başı 9 milyon dolar.
Peak Games: 1.8 milyar dolarlık çıkış. Türkiye'ye net döviz girdisi.
Trendyol: 16.5 milyar dolar değerleme, 50.000 istihdam.
Sizin temsil ettiğiniz "yerli üreticiler"? Çin'den ithal et, etiket bas, 10x fiyatla sat. Çalışan başı değer: 50-100 bin dolar. 100 kat fark var. Teknoloji firmaları döviz kazandırıyor, siz döviz harcıyorsunuz. Onlar ihracat yapıyor, siz ithalat. Onlar değer üretiyor, siz rant.
Siz konteynerle Çin'den mal getirince "dış ticaret." Vatandaş kargoyla sipariş verince "vatan hainliği." Siz %1000 karla satınca "katma değer." Temu %50 karla satınca "haksız rekabet."
15 yıldır koruma üstüne koruma aldınız: 1.500 Euro, 150 Euro, 30 Euro, simdi sıfır. Her seferinde "yerli üretici, rekabet" dediniz. Sonuç: Hala net bir rakam ortaya koyamıyorsunuz, sadece fiyatları arttırıyorsunuz.
Türkiye'nin gerçek katma değer üreten teknoloji firmaları devlet desteği olmadan milyar dolarlık şirketler çıkarırken, sizin 100 yıllık ithalat/rant iş modeliniz sübvansiyonla, gümrük duvarıyla, korumacılıkla hala ayakta duramıyor.
"Yerli üretimi koruyoruz" demeyin, "ithalat tekelimizi koruyoruz" deyin. En azından dürüst olur.
"Iranians are 99% Muslim".
No they're not. Let me explain what Shia Muslim for majority of Iranians was when I was growing up.
It means you drink alcohol all year, you dont say prayers, you dont pay zakat, amd in Ramadhan, you dont fast, but "out of respect" for Ramadhan, you dont drink alcohol during that month. And you sometimes use religious terms in conversations, like Inshallah, or ya Ali. That's the extent of Shia Islam faith of the majority of Iranians.
Sorry to break it to our Muslim friends.
Have a nice day.
Bugün sabah Silivri'de Tayfun ile görüştük, karardan habersiz, umutla birbirimize sarıldık.
Şu an gerçekten çok üzgünüm.
Vera'yı okuldan alacağım ve ona ne diyeceğimi bilmiyorum...
Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmadığında ne yapılır bilmiyorum.
Biz kimseye zarar vermedik, biz hayatımız boyunca kimseye kötülük etmedik, şimdi bize bunları neden yaşatıyorlar anlamıyorum.
Hayatım boyunca hayal dahi edemeyeceğim bir zulmün hedefi olmanın ağırlığını kelimeye dökemiyorum.
Umutlu olmak istiyorum, zorlanıyorum.
Göz göre göre, masum olduğumuz halde ailemize çile çektirilirken ne denir, ne yapılır cidden bilmiyorum.
Kimsenin buna engel olamamasının çaresizliğini tarif edemiyorum.
Perişan haldeyiz.
Bir daha hatırlatalım. Gazeteci Hakan Tosun gece vakti bir sokakta defalarca ağır biçimde dövülüyor, saldırganlar motosikletle geliyor, araçla geliyor.
2,5 saat bekletiliyor, kimliği, çantası fotoğraf makinesi alınıyor.
Yakınlarda hastane varken daha uzak bir hastaneye kaldırılıyor. Kimliği tespit edilmedi diye saatlerce bekletiliyor, yoğun bakıma girmesi gerekirken.
Nihayet saatler sonra parmak izinden kimliği tespit ediliyor, yoğun bakıma alınıyor.
Ailesi muhatap bulamıyor. Kamuoyu ayaklanınca iki kişi gözaltına alınıyor. Ve montajlanmış bir video servis ediliyor.
Gazeteci Umut Taştan gidip olay yerini gören kamera kayıtlarını araştırıyor. Polisin almadığı, saldırganlardan birinin akrabaları tarafından alındığı anlaşılıyor.
Bunu söyleyen esnaf apar topar gözaltına alınıyor.
Suç gelmişi olan iki kişi olayı basit bir ağız dalaşı gibi gösterecek "kurgulanmış" ifade veriyorlar, tutuklanıyorlar ama arkasında kim olduğu hala meçhul.
Bütün bunlar olurken İçişleri Bakanı, Vali, Emniyet Müdürü devlet erkanı sessiz.
Hakan Tosun bir ay önce Cengiz Holding'in kapısında, Limak protestosunda.
Kendilerini "devlet" zanneden şirketler açıkça suç işliyor, bundan birkaç ay önce Çalık Holding'in kapısında hakkını arayan Erol Eğrek dövülerek öldürüldü.
Doğa talanına karşı çıkanlar her türlü gaddarlığa uğruyor.
Umut Taştan'ı kim, hangi cesaretle tehdit ediyor?
Esnafı tehdit edenleri değil, esnafı gözaltına aldıran kamu görevlisi kolluk görevlisi kim?
Hakan Tosun'un kimliği, çantası, kamerası nerde? Kim aldı?
Burası muz cumhuriyeti mi?
Bütün bu tablo karşısında soruyoruz, sormaya da devam edeceğiz HAKAN TOSUN NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?
Yazıklar olsun düştüğü duruma bak ülkenin..Osmanlı’dan örnek veren içeride, şaka yapan içerde, şakaya gülen içerde, Venezuela’yla ilgili anket yapan içerde, Sorbone’lu akademisyenin diploması iptal, şarkı sözünden şarkıcıya soruşturma, danstan soruşturma. Ama gazeteciyi sokak ortasında kim neden öldürdü bilmiyoruz. Rojin’e ne oldu asla bilmiyoruz. Ahmet Minguzzi’nin ailesi oğullarının katilleri ceza alsın diye canını dişine takıyor. Bu mu Türkiye yüzyılı?
Bu süre boyunca Naci İnci bir kez olsun gelip "Peki ne istiyorsunuz?" diye bizimle konuşmadı.
Bir kez yanımızdan geçerken ben ona soru sorunca **Boğaziçi hocası cüppemi göstererek** "Şu haline bak. Şarlatan gibisin. Sokak serserisi!" dedi. Asla unutmayacağım, affetmeyeceğim.+++
Around 2000, there was a technological and cultural sweet spot in movie making. The romanticism of the 19th-20thC was still taken seriously and CGI was well/developed but not yet completely depended upon.