Herkes kolay yoldan yüksek lisans/doktora tezi nasıl biter onu anlatıyor. Ben size başka bir şey anlatayım.
Bu süreçte zorlanmanızın bir sebebi var. Viktor Frankl’a göre acı, eğer bir anlamı varsa acı olmaktan çıkar. O bitmek bilmeyen literatür taramalarında veya işin içinden çıkamadığınız veri analizlerinde çektiğiniz acı, aslında akademik kimliğinizin doğum sancısıdır.
Kolayca alınan unvanlar sizi sadece bir 'etiket' sahibi yapar. Acıyla, emekle ve sorumlulukla biten bir çalışma ise sizi 'bilim insanı' yapar. O yüzden acınıza sarılın.
1. Kadro bekleyen öğretim üyelerinin kadroları
2. Doktor öğretim üyelerinin daimi kadroya geçirilmesi
3. Bölümlerin Araştırma Görevlisi ihtiyaçlarının karşılanması
4. #akademikzam'ın hayata geçirilmesi
5. Öğrenci kontenjan sayılarının azaltılması
6. APC ücretleri...
Ne zaman?
Akademiyi “ne olacak ki”, "ne iş yapıyorlar ki" diye küçümseyenlere:
- Gece gündüz lab’da ter döken, makale üstüne makale yazan onlar.
- Gün boyu laboratuvarda öğrencileri ile deneyler yapan, makale revizyon alınca yeniden yazan, 300 kişilik anfiye ders anlatanlar onlar.
- Maaşları düşük diye değerleri düşük sanmayın; bir öğrencinin “anladım” bakışının değeri sonsuz.
- Her yıl binlerce doktor, mühendis, öğretmen yetiştiren onlar.
- Nice saygın dergilerde Türk bayrağını dalgalandıran onlar.
Geleceğin temellerini atan onlar.
Maaşları az olabilir. Ama bilimde, teknolojide, sanatta, tarihte, edebiyatta nice eserler veren onlar. Onlar olmasa ne hastanemiz düzgün çalışır, ne telefonumuzdaki çip, ne de bir gün gururla izleyeceğiniz Nobel.
Akademisyenleri “ne iş yapıyorlar” olarak görmeyin. Onlar bu ülkenin görünmeyen kahramanlarıdır.
Amacımız onların bilim yolunda "acaba kadrom ne olacak, acaba ay sonunu getirecek miyim" gibi yüzlerce sorunu düşünmeden çalışmalarını sağlamak.
@SeymaOndr 5 atıf puanını almak çok zor değil hocam, kısa zamanda gelecektir.
Doktora tezinden yapılmış ve dr ünvanından önce yapılmış yayınlardan puan alamamak çok daha büyük sorun bence. Doktora sırasında yaptığımız çalışmalar hiçe sayılıyor resmen.
Biz asistanken yardımcı doçentti.
Bizim nesil doktorasını, doçentliğini, profesörlüğünü aldı.
Bu model, halen yardımcı doçent.
Pırıl pırıl gençler kadrosuzluktan akademide yer bulamazken,
doktorasını bitiren zehir gibi asistanlar 50/d yüzünden ayrılmak zorunda kalırken,
bu modellerin hiç ilerlemeden 30 yıl aynı kadroyu işgal etmesi büyük haksızlık…
Derdim kişilerle değil, “yaşlı egemen” sistemin ta kendisiyle…
Akademik performans kriterleri getirin,
gençlerin önünü açın…
Sadece işini düzgün yapmak ve dürüstçe yaşayarak hayatını sürdürmek isteyen insanların yaşama sevincini, içlerindeki insan sevgisini yok eden b*ktan bir düzen. Ve bu düzende hala insan kalmak için çırpınan güzel yürekli insanlar.
Dürüst akademisyenler bu ünvanları alabilmek için ömürlerini bu işe adadılar. Kimi ailesini ihmal etti kimi sağlığından oldu. Şimdi öğreniyoruz ki binlercesi sahte yollarla, muhtemelen korunup kollanarak dr, doçent, profesör yapılmış. Üstelik çok çalışkan üretken insanlar bu+
Sene olmuş 2025, insanlara hâlâ kadınların birer insan, birer hayat, birer dünya olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Senin varlığından bağımsız, sana tabi değil, sana muhtaç değil, senin bir uzantın değil. İnanılmaz bişi gerçekten.