ChatGPT'ye biri öyle bir soru sormuş ki bir insana sorsan asla alamayacağın harika bir cevap vermiş. Soru şöyle:
"Çoğu insanın farkında olmadığı, ancak senin bildiğin acı ama gerçek bir şey söyler misin?" demiş ChatGPT'ye.
ChatGPT de demiş ki: “Çoğu insanın fark etmediği acı bir gerçek şu: Bir gün mutlu olacağını düşünerek yaşıyorlar, ama o gün çoğu zaman hiç gelmiyor.
Çünkü mutluluğu sürekli gelecekteki bir noktaya bağlıyorlar. ‘Şu işi halledeyim’, ‘şu kadar para kazanayım’, ‘şu evi alayım’, ‘şu sorunu çözüp rahatlayayım’ diye düşünüyorlar. Oysa hayatın doğası farklıdır. Hayat hiçbir zaman tamamen düzene girmeyecek; her zaman yeni sorunlar, yeni hedefler ve yeni engeller ortaya çıkacak.
Eğer mutluluğu sürekli her şeyin yoluna girmesine bağlarsan, mutluluğun daima ertelenmiş olur. Bir hedefe ulaştığında kısa bir rahatlama yaşarsın, sonra yerini yeni bir beklenti alır.
Belki de asıl mesele, kusursuz bir geleceği beklemek değil; şu anın değerini görebilmektir. İçinde bulunduğun anın farkına varmak, sahip olduklarının kıymetini bilmek ve hayatı olduğu gibi kabul etmek... Çünkü gerçek mutluluk, her şey düzeldiğinde değil; sen yaşamayı ertelemeyi bıraktığında ortaya çıkar.”
Tutuklu İBB İmar Müdürü Ramazan Gülten maddi açıdan zor durumda. Kredi ile alınmış evi ve arabası vardı. Borcu ödeyemeyince arabasını satmış. Bu arada bebekleri dünyaya gelmiş. Hiç gelirleri yok. Bir çocuk kitabı yazmış eşi resimlerini çizmiş. Adı Müjde Kuşu. Alalım, aldıralım👇
Huzur içinde yürüyemiyoruz bile kardeşim!
Yürüyüşün, proteinin, karbonhidratın, yemenin, içmenin, giyim kuşamın, ilişkinin, ayrılmanın, barışmanın, boş zamanı nasıl geçireceğimizin, neyi sevip neyi sevmeyeceğimizin ennnn doğrularının 'efendi dili' ile tepeden ve bizi kaygılandıracak şekilde dayatıldığı bu söylemi toptan reddediyorum.
Teşekkürler.
İtalya vizesi randevusu alamadığımız için, dünya çapında Codementum sınavında derece elde eden 9 yaşındaki oğlumun Roma'daki uluslararası finallere katılma hakkını kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.
Oğlum ilkokul 3. sınıf öğrencisi.
Çoğunlukla ortaokul ve lise öğrencilerinin katıldığı uluslararası Codementum sınavında dünya 23'üncüsü olarak İtalya'nın Roma kentinde düzenlenecek Grand Final'e katılmaya hak kazandı.
Bu başarı sonucunda resmi davet aldı.
Final organizasyonu için kayıt işlemlerimizi tamamladık.
Uçak biletlerimizi aldık.
Konaklama rezervasyonlarımızı yaptık.
Sınav ve organizasyon ücretlerini ödedik.
Bugüne kadar yaklaşık 10.000 Euro tutarında harcama gerçekleştirdik.
Ancak bugün itibarıyla hâlâ vize başvurusu yapabilmek için gerekli randevuyu alamıyoruz.
Açılan Randevular birkaç dakika içinde tükeniyor.
Defalarca denememize rağmen sonuç alamadık.
Profesyonel vize danışmanlık şirketleri aracılığıyla da denedik, onlar da randevu oluşturamadı.
Telefonlarımıza yanıt verilmiyor.
E-postalarımıza dönüş yapılmıyor.
Konsoloslukla doğrudan görüşmek istediğimizde içeri alınmıyoruz. idata hiç bir şekilde bilgi vermiyor.
Buradaki sorun vizenin reddedilmesi değil.
Sorun, dünya finallerine davet edilmiş bir öğrencinin başvurusunu yapabileceği bir randevuya dahi erişememesi.
Bir çocuğun uluslararası akademik başarısının bürokratik erişim sorunları nedeniyle karşılıksız kalmaması gerektiğine inanıyorum.
Yetkililerin sesimizi duymasını ve oğlumun hak ettiği bu final sinavina erişebilmesi için destek olmasını rica ediyorum.
@ItalyinTurkey
@idataTurkey @ItalyinTurkiye
#Codementum #STEM #İtalyaVizesi
Annesi vefat eden ve üvey annesi tarafından istenmeyen küçük kızımız ile ona kucak açan dedesinin boş evi, yüzlerce gönüllünün desteğiyle baştan aşağı yeniledik ❤️
Evin yepyeni halini görünce çok duygulanacaksınız...👇
Şaraplık yabancı üzüm isimleri nasıl okunur?
Bir şarap üreticimizin satış bölümünde çalışan hanımefendi, kendi güzel şivesi ile “Gabarnet” deyince çok sempatik geldi.
Peki telafuzu zor bu isimler nasıl okunuyor. Meraklısına ve ortamlarda bilgi satmak isteyenler için;))
.Cabernet Sauvignon (Kaberne Sovinyon)
.Merlot (Merlo)
.Chardonnay (Şardone)
.Pinot Grigio (Pino Grico)
.Pinot Noir (Pino Nuar)
.Sauvignon Blanc (Sovinyon Blan)
.Riesling (Rizling)
.Syrah/Shiraz (Sira/Şiraz)
.Viognier (Vionye)
.Sangiovese (San-jio-vay-zay)
.Chianti (Kianti)
.Grenache(Gruh-Naash)
.Semillon (Semiyon)
.Tempranillo (Temproniyo)
.Montepulciano (Mon-tay-pul-chee-ah-no)
Gelelim en zoruna;
.Gewürztraminer (Ga-vertz-trah-mee-ner) ya da en iyisi bunu sipariş etmemek;))
Belki üstadımız @meleklerinpayi uygun olduğunda viski isimlerinin nasıl okunduğu konusunda bizleri aydınlatır.
ihsan oktay anar “onun yerinde olsaydım böyle yapmazdım" demek; "ben 2 sayısının yerinde olsaydım, 3 ile toplandığımda 5 etmezdim" demek gibidir” demiş dünden beri bu cümleyi düsünüyorum
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim” dedi sesini kısarak.
Yahya, 48 yaşında. Bir beyaz adamın dükkanı önüne koyduğu dikiş makinesiyle terzilik yapıyor.
Eskiden kıyafet satıyormuş. 10 yıllık birikimiyle aldığı kıyafetler çalınınca beş parasız kalmış. Güney Afrika’ya gidip işçilik yapmış ama bir yıl sonra geri dönmüş.
Neden döndün diye sorunca, “Oradaki göçmen ortamı, bir Müslüman’a yakışmazdı.” diyerek geçiştirdi.
Yahya, 18 yıldır terzilik yapıyor.
İkindiye kadar 12 TL kazanmıştı. Yetiyor mu diye sorunca, “Buna da şükür, bazı günler hiç kazanamıyorum.” dedi.
Sevinçle elindeki önlüğü gösterdi. Beyaz adamın eşi için dikiyormuş. Eğer bitirebilirse 6 TL de oradan kazanacakmış.
Burada emeğin karşılığı yok ama buna rağmen fiyatlar çok pahalı. Bu yüzden Yahya hiç öğle yemeği yemiyor.
Fakat şanslı. Normalde çoğu kişinin dikiş makinesi kiralık olur. Makine sahibi ile terzi, parayı bölüşür. Yahya’nın makinesi eşine aitmiş. 10 yıl önce bir iş adamı hediye etmiş.
Sadece bir dikiş makinesi ile 5 kişilik ailesini geçindirmeye çalışıyor.
Evini sordum, “7 kilometre uzakta.” dedi. Minibüs parası günlük kazancının iki katından fazlaymış, bu yüzden her gün yürüyerek geliyormuş.
- Zor olmuyor mu?
“Yok, koşarsam 45 dakikada da gelirim.” dedi.
- Bisikletin yok mu?
“Eskiden vardı ama tekerleği tükendi artık.”
- Tamir ettir.
“Param yetmez”
- Biriktir.
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim. Tahtadan bir kumbara yapıp içine her gün para atıyordum, bir gün eve gidip tahta kumbarayı kırdım ve yemek aldım.”
Yahya makinesini beyaz adamın dükkanı önünde tutmak isterse ona kira ödemek zorunda. Bu yüzden 500 metre ötedeki bir depoya taşıyor her akşam. Depo sahibi iyi adammış, para almıyormuş.
Arkadaşım, Yahya’ya 100 TL uzatınca mahcup bir şekilde kabul etti. Ne yapacaksın diye sordum, “Uzun zamandır yalnızca nsima (mısır unu bulamacı) yiyoruz. Bugün yanına patates alacağım.” dedi.
Oradan ayrılırken dönüp Yahya'ya baktım. Mutluluğunu uzaktan bile görmek mümkündü.
Şimdi vakit akşam, muhtemelen Yahya bir sofra başında çocuklarıyla patates yemenin mutluluğunu yaşıyor.
Arkadaşlar bir yardım talebiyle yazıyorum. Lütfen paylaşın. 40 yaşında 3 çocuklu, tek başına yaşayan bir hanım var. Kocasının şiddetine dayanamayıp boşandı. Tahmin edersiniz ki eş nafakasını da vermiyor şu an. Ailesi yok, çok zor bir hayattan geliyor ve tek başına şu an aslanlar gibi çocuklarına bakmaya çalışıyor. İki iş yapıyor mecbur kaldığı için. Bulaşıkçı ve palyaço oluyor avmlerde. Bu genç yaşta çekiliyor ama takdir edersiniz ki 40 yaşta palyaçoluk yapmak zordur. Zaten evde 3 çocuğa ve eve bakmak zorunda. Ev sahibinin de evden atma riski var. Bu hanıma destek olmak zorundayız. Hayatına destek olmak zorundayız. Samsun Atakum'da yaşıyor. Evi geçindirebileceği ve daha rahat şartlarda bir iş önceliğimiz. İş konusunda ve maddi destek olmak isteyenlere duyurayım. Kendini geliştirmeye de açık, dolu dolu bir kadındır. Helalinden kazanmaya çalışıyor şu an. Lütfen paylaşın. O taraflarda yakınları olanlar haber edebilir iş konusu için. Hadi başaralım bir kadına ışık ve aile olmayı.
İki çocuk büyüttüm, aralarında iki yaş vardı, zamanımızın %80’i böyle geçti.
Sürekli dans etmiyorduk tabii ama bir şekilde hep eğleniyorduk.
Bakıcım yoktu, temizliğe yemeğe gelen yardımcım yoktu, ikimizin de aileleri şehir dışında ve farklı şehirlerde yaşıyordu.
Komple koridoru çizip seksek oynamaktan tutun da o parmak boyalarla duştan duvarlara tüm banyoyu ve kendimizi boyamaya, evin içinde şişme havuza kum doldurup kum havuzu yapmaktan tutun, mutfak masasını çadıra - merdiven boşluğunu okuma köşesi yapmaya, birlikte çilek büyütüp pasta yapmaktan, topladığımız kabuklarla yapraklarla tablo yapmaya kadar, birlikte o kadar çok şey yapıp o kadar çok eğlendik ki…
Gün geldi çocuklara hiç yakışmayan o hastalıkla da yüzleştik, evimizden uzakta günlerce hastanede de kaldık.
Her şey insan için.
Bence ebeveynlerin düştüğü en büyük yanılgı, çocuklarına ömürlük yük gibi bakmaları.
Oysa öyle değil, öğrenci evinize bir iki yeni arkadaş daha aldığınızı ve yolculuğunuzu paylaştığınızı düşündüğünüzde her şey çok daha keyifli bir hal alıyor.
Elbette ilk zamanlar birbirinize alışabilmek için emek gerekiyor, ama sonra bi’ bakmışsınız koltuğun üstünde uyuyakaldığınızda iki minik el üstünüze bir battaniye örtmüş, herhangi biri sizin canınızı sıktığında zahiren onu ilgilendiren hiçbir şey olmamasına rağmen sizi üzen o kişiye sizden çok düşman kesilmiş.
Ömürlük bir dostunuz olmuş.
İmkanı yettiğince sizinle, size yoldaş, size yaren, sizin canınızdan bir sırdaş olmuş.
Eşinizi, eşinizin ailesini seversiniz sevmezsiniz onu bilemem, o gerçekten nasip işi, ama çocuklarınızı sevmeniz ve hayat yolculuğunuzda onları da kendinize paydaş etmeniz paha biçilemez.
Tercih etmeyebilirsiniz saygı duyarım, ama lütfen bunu tercih edenlerin kararlarını ‘bez temizleme, kölelik etme, yük taşıma’ gibi zorluklara indirgeyip de insanların yüreklerini burkmayın.
Öyle değil çünkü.
Gerçekten öyle değil.
Bin ömrüm daha olsa, binini de kızlarımla geçecek bir an için feda ederdim.
Onlar için başta zamanım olmak üzere verdiğim vereceğim ne varsa hepsi helali hoş olsun.
Onların canı sağ olsun…
Ben kolay kolay kimseye yardım edin falan yazmam. Kimseyi durup dururken tanıtmam veya paylaşmam.
Bu bey uzun zamandır takipçimdir, otizm rahatsızlığı ile yaşayan oğluna gül gibi bakmaya çalışan bir baba. Araca ihtiyacı var, oğlu beyaz istiyor bu sebeple bazen sinir krizleri yaşıyor.
Allah yardımcısı olsun, ne yapsak nasıl yardımcı olsak hep aklımda...
bir kaç önemli bilgi vereceğim çocuklarımızın ailelerinin dikkatli olması hatta teyakkuzda bulunmaları gereken şu günlerde. elimden gelse büyük bir hızla tüm ülkeye yayarım.
1) şu an önümüzdeki ciddi sorunlardan biri aslında her zaman var olan kuşaklar arası teknoloji öğrenimi farkı. bu çağda olan ise yaşlanan üst kuşağın internet kullanımında çocuklar düzeyinde olamamaları.
2) şu an gündemde olan ve kabaca adına okula saldırı diyebileceğimiz tabloda potansiyel suça eğilimli profilin demografik yapısı san��lanın aksine gayet beyaz yakalı hatta elit 11/15 yaş arası erkek çocuklar.
3) çocuklarda telefonda, tablette kullanılan reddit, discord ve telegram uygulamaları şu an için soru işareti. (kesinlik arz etmez.)
4) şiddet ve ölüm içerikli oyunlar yönlendirici içerik.
5) BURASI ÖNEMLİ:
a) çocuklarınızın resim çizimlerinde, yazdıkları yazılarda en ufak bir endişe duyarsanız okulunuzun rehberlik servisine ulaşın. okulunuzdaki psikolojik danışmanlar yazılı ve görsel materyal değerlendirmeyi biliyorlar. içgüdüleriniz size zaten o tehlike çanını çalacaktır. onlara güvenin. özellikle anneler korkarsa o dürtü önemsenmelidir.
b) detaylı anlatım burada aşırı uzun olur lakin eğer gözünüze, kulağınıza şunlar çarparsa kırmızı alarm zamanıdır : incel, nml, tcc, nlp, 764, npc, redpill, blackpill, bluepill.
6) oyunlar da dahil her yerde kontrol dışı iletişim ve şiddet var. denetlenemeyen cinsel içerikli paylaşımlar ve zorbalık hakkında konuşun.
7) içine kapanma, vazgeçiş, bir anda koyu renkli, kendini izole edecek şekilde sürekli kapşonlu kıyafetler, nadiren çıkartılan kulaklıklar siber emniyet dünyasının kulaklarını dikmesine neden olan tanılanmış tablolar. teyakkuzda olun.
8) kontrol sizin göreviniz. çocuğunuzun bana güvenmiyor musun sorusunun arkasına sığınmasına izin vermeyin. sizin göreviniz onu korumak. güvenmek değil. güvenecekseniz eşinize güvenin. bunu açık bir dille, ne tepki verirse versin çocuğunuzla paylaşın.
9) kasa uygulamalara dikkat. kontrol edildiğinde yakalanmasın diye görseli hesap makinesine, galeriye, kameraya, takvime benzeyen ikona/ sekmeye saklanmış uygulamalar kullanılıyor.
biz şu an sizler için bu konuda hiç durmaksızın çalışıyor, ülkemizin geleceği için tedbirler alıyoruz. sahada öğretmenler ve emniyet/kolluk güçlerimiz harekete geçiyor. tüm okullarda özel tablolamalar ve belirlemeler yapılıyor. il emniyet müdürü düzeyinde polislerimiz bilgisayar başında sabahlıyorlar.
farkında olmadığınız, hissetmediğiniz, görüp duymadığınız hazırlıklar içerisindeyiz ama...
siz olmadan olmaz. lütfen kendinizi eğitin. sorumlu ve duyarlı olun.
son olarak bir görsel.