Uzun bir emeğin ürünü olan yeni kitabım okuyucuyla buluşuyor.
Türkiye'nin NATO üyeliği,çoğu zaman Soğuk Savaş'ın doğal bir sonucu olarak anlatılır. Ancak arşivler bu sürecin çok daha derin bir hikâyeye sahip olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada ilk kez yayımlanan Türk arşiv belgeleri ışığında Türkiye'nin NATO'ya üyelik sürecini ele aldım. Belgeler, üyeliğin yalnızca bir dış politika tercihi olmaktan çok devletin güvenlik kaygıları, jeopolitik hesaplar ve uzun vadeli devlet aklı çerçevesinde şekillenen tarihî bir karar olduğunu ortaya koymaktadır. Bugünün tartışmalarını sağlıklı değerlendirebilmek için geçmişte alınan stratejik kararları ve bu kararların arkasındaki düşünce dünyasını anlamak gerektiğine inanıyorum. Devletlerin kaderini belirleyen kararlar, günlük siyasetin ötesinde, nesiller boyunca etkisini sürdüren stratejik tercihlerdir. Türkiye'nin NATO üyeliği de böyle bir karardır. Bu kitap, o kararın perde arkasını ve devlet aklının izlerini arşiv belgeleri üzerinden ortaya koyma çabasının ürünüdür. Türkiye'nin yakın tarihine, dış politikasına ve güvenlik stratejilerine ilgi duyan herkese faydalı olması dileğiyle... #DevletAklı #NATO #TürkDışPolitikası #Uluslararasıİlişkiler #GüvenlikÇalışmaları #Tarih #SoğukSavaş #Geopolitics #ColdWar #Books @NATO@yeditepekitap@NATO_DefCollege
1 Temmuz 1797 günü, yakın dostu Schiller'e gönderdiği bir mektupta Goethe, Faust'u tamamlamak için yalnızca "sakin bir aya" ihtiyaç duyduğunu yazar.
Gelgelelim Faust'un birinci bölümünü ancak 10 yıl sonra, ikinci bölümünü ise 30 yıl sonra tamamlayabilecektir.
Hayat işte...
Yüzyıllar geçse de değişmeyen tek şey insan. Antik metinler, insan doğasının derinliklerini anlatır. Onları okurken hissedersiniz. Modern dünyanın gürültüsünde kaybolmuş hissederken, bin yıl önce yazılmış bir metinde birden kendi gerçeğinizle karşılaşırsınız.
Canan Demirci, Anadolu'da kadınların neden yelek giydiğini anlattı.
• Yüreğinin yükü ağır olan kadının sırtının orta yeri üşür.
• Yelek, Anadolu'daki kadınlar çokça giyer, hepimizin evinde de vardır, muhteşem bir kıyafettir.
• Ama özellikle Anadolu'da, kırsalda pek çok kadında görürsünüz, üst üste giyerler hatta.
• Bu kadınlara sorduğunuz zaman çoğu der ki: 'Şu iki kürek kemiğimin orta yerinde böyle elim gibi bir yer üşüyor.'
• Doktora gittikleri zaman onlara türlü testler yaparlar, romatizmadan işte reflüye ne varsa araştırılır.
• Hiçbir şey bulamazlar.
• Çünkü asıl bakılması gereken yürekleridir.
• Eğer bir kadının yüreğinin yükü ağırsa dostlar, sırtının orta yeri üşür.
• Yani sırtınızın orta yerinde böyle kürek kemiğinizin arasında elim gibi bir yer üşür mü hiç?
Beş yaşındaki bir çocuk, metroda karşısında oturan rastgele bir adama yaklaştı; gözlerinin içine baka baka, “Neden kelsiniz?” diye sordu.
Adam, ‘Döküldü,’ dedi.
Çocuk, “Aradın mı onu?” dedi.
Ayşe Şasa "Delilik Ülkesinden Notlar" kitabında “Başkalarının yaşamlarına ayak uyduramayacak kadar kendimle doluyum.” diyor.
“Kendimle ya da sonsuzlukla.”
📌 Hatırlatma
Mülkiye Uluslararası İlişkiler Kongresi için bildiri son gönderim tarihi:
🗓️ 29 Haziran 2026
“Tarih içinde Kuram, Kuram içinde Tarih: Uluslararası İlişkilerde Kavramsal, Metodolojik ve Felsefi Yaklaşımlar”
📍 Kongre Tarihi: 15–16 Ekim 2026
Yeni Analiz!
Siber güvenlik ve yapay zekâ, 21. yüzyılın yeni güç mücadelesinin merkezinde.
Devletler artık yalnızca sahada değil, veri, algoritma ve dijital altyapılar üzerinden de rekabet ediyor.
🔗 https://t.co/brgXnHOv9z
@OrhanKaraoglu