Kırklareli’nde, eşinden boşanarak 4 yaşındaki kızıyla yeni bir yaşam kurmaya çalışan Çisem Çalkantı, eski eşi tarafından katledildi.
Henüz 4 yaşındaki kızı da aynı saldırıda yaşamını yitirdi.
Kadınları koruyamayan, şiddeti önleyemeyen ve her cinayetin ardından yalnızca açıklama yapmakla yetinen anlayış, bu karanlık tablonun en büyük sorumlularındandır.
Kadınların yaşam hakkını güvence altına alamayanlar, adaleti sağlayamayanlar ve gerekli önlemleri almayanlar; bir anneyi evladından, bir çocuğu annesinden koparan bu düzenin siyasi sorumluluğundan kaçamaz.
Her kadın cinayeti önlenemeyen değil, önlenmeyen bir cinayettir. Artık kayıpları değil, yaşamı koruyan bir düzeni inşa etmek zorundayız.
Bir özel üniversiteden tam burslu, dereceyle mezun bir hukukçu neden bir gece kulübünde kasiyerlik yapar?
Birlikte kısıtlı imkânlarla okuduğu sevgilisinin, hakimlik sınavını kazanıp mülâkatta elenmesi ve ardından int*har etmesiyle başlayan bir kopuş... Hukukla bağını koparan o acı dolu hikâye ve "Zaten kimin umrundayız ki?" dedirten o yalnızlık.
Mutlaka dinleyin, kahredici bir hikâye ve bu ülkede böyle binlerece hikâye var...
Bakın, bu videoda gördüğünüz cennet yer, "Milli Takım oyuncularına villa hediye ediyoruz" bahanesiyle katledilmek istenen bölgedir. Burası, yıllardır birinci derece sit alanı olarak korunan, nesli tükenmekte olan binlerce canlıya ev sahipliği yapan ve antik kent dokusuna sahip muhteşem bir doğa harikasıdır. Bizim uyanık Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolcular üzerinden bu cennet yerin reklamını yaptırarak, bugüne kadar korunması için alınmış tüm mahkeme kararlarını hiçe sayıyor. Sit alanı olan bu bölge için yeniden mahkemeye başvurup onay çıkartarak, imara açılan bu yere tam 4 bin adet villa inşa edecek…Hiçbir futbolcumuz bu evleri istemezken "Zorla bu çocuklara evlerini vereceğim" diyerek haber ve basında algı oluşturup, arka tarafında 9.7 milyon metrekarelik devasa doğayı katledecekler.
@sonceneviz@cihancankilic Yıllardır söylerim, emekli öğretmenler parti lokallerinde oynadıkları okeyi, bir kaç arkadaşıyla her gün bir başka köy kahvesine gidip oynasalar hem sohbet etseler pek çok kişi aydınlanırdı.
▶ D vitamini, zaten vitamin değildir.
▶ D vitamini (!) deride sentez edilir.
▶ Dünyaları yesen de beynin güneş görmüyorsa D vitaminin (!) yükselmez.
▶ Açık bir kıyafetle eczaneye gitmek eczaneden D vitamini (!) almaktan evlâdır.
▶ Aklın yolu birdir, eczanenin yolu yokuştur.
▶ Stokçuluk suçtur ama şu mevsim D vitamini (!) stoklamanın cezası yoktur, faydası çoktur.
"Ne Aliler gördüm Osman çıktılar!"
Alevi toplumunda çok az da olsa bazıları Kemal Kılıçdaroğlu'na arka çıkıyor.
Bugün artık Saray'ın CHP müdürü haline gelen ve partili arkadaşlarını Akın Gürlek'ten bile daha insafsızca suçlayan birisini savunmak Alevilere yakışmıyor.
O, özel görevli birisidir. Bunu 11 yıl önce saptamış ve CHP'den istifa etmiştim.
Bakın 28 Haziran 2018 tarihinde "CHP'liler Bu Sesi Duyun" başlıklı yazımda onun hakkında ne yazmışım:
"Kemal Kılıçdaroğlu’nu CHP’nin başında tutan kurultay delegelerinin çoğu, Alevi kökenlidir. Bunların bir kısmı inanç duyarlığı ile hareket ederek Kılıçdaroğlu’na oy veriyor.
Evet, Kılıçdaroğlu’nun ailesi Alevidir ama kendisinin Alevilikle bir ilgisi kalmamıştır. Kendisi, bunca yıllık siyaset hayatında Alevileri bir kez bile ağzına almamış, TBMM’de Alevi kesimin yararına olacak en küçük bir girişimi görülmemiştir. Yani o bir sözde Alevi’dir.
Uyarıyorum: CHP’deki Alevi delegelerin mezhepçi tutumları, Alevi toplumunun imajına zarar veriyor ve biz Alevileri Tayyip destekçisi tarikatçıların konumuna düşürüyor.
Alevilerin tek lideri vardır: O da Mustafa Kemal Atatürk’tür...
Bir kez bile Atatürk demeyen, WikiLeaks belgelerinde adı ABD doğrultusunda geçen, Sorosçu TESEV’den gelme Kılıçdaroğlu’na destek olmak, kendimize ihanettir."
Ne yazık ki o tahmin ettiğimden çok daha gerici çıktı...
Gericilik; Alevilerin yaşam kaynağı olan laik düzeni yıkmaya çalışan siyasal dincilere hizmet etmektir.
Kılıçdaroğlu bu gün bunu yapıyor.
Bizim yerimiz tarikatçı, şeriatçı, yağmacı demokrasi düşmanlarının yanı değil, demokrasi güçlerinin yanıdır.