Albay Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanı olarak İngilizlerin Suvla çıkarması sonrasında başlattığı taarruzla ilerlemeyi durdurdu ve 10 Ağustos'taki karşı taarruz özellikle Conkbayırı'nda belirleyici oldu.
Kılıçdaroğlu çıktı, daha Çerçeve Yasa ortada yokken CHP Grup Toplantısı’nda dört maddeyle ne istediğimizi açıkça ortaya koydu.
Ne söylediğini sakladı, ne sorumluluk almaktan kaçtı, ne de toplumun önüne cevabı olmayan sorular bıraktı.
Devletin güvenliği, silahsızlanma, demokrasi, hukuk ve bölgesel güvenlik başlıklarında bir çerçeve çizdi.
Katılırsınız ya da katılmazsınız; ama en azından ortada tartışabileceğiniz bir siyasal tez vardı.
O gün siyaset üretmek yerine IBAN paylaşarak “yeni bir yol” sattığını düşünenler ise bugün en basit soruya kendi seçmenlerinin karşısında bile açık bir cevap veremiyor.
Soru basit
EVET mi, HAYIR mı?
Siyaset yalnızca “eskiye karşı olmak” değildir.
Siyaset; ülkenin en zor meselelerinde ne düşündüğünü, hangi koşullarda neye destek vereceğini ve hangi noktada karşı duracağını halka açıkça söyleyebilme cesaretidir.
Burada mesele yalnızca bir yasa ya da Meclis'teki bir oylama meselesi de değildir. Mesele çok daha sosyolojiktir.
Türkiye uzun yıllardır ekonomik kriz, gelir adaletsizliği, işsizlik, güvencesizlik, barınma sorunu, emekli yoksulluğu ve gençlerin gelecek kaygısıyla boğuşuyor.
Böyle dönemlerde toplumun siyasetten beklentisi daha fazla belirsizlik değil; yön, güven ve çözüm üretmesidir.
İşçi maaşını soruyor.
Emekli geçimini soruyor.
Genç geleceğini soruyor.
Çiftçi üretimin maliyetini soruyor.
Kadın güvenliğini ve eşitliği soruyor.
Esnaf yarın kepengi açıp açamayacağını düşünüyor.
Bu insanların hiçbirinin hayatı sosyal medyada saatlerce süren politik kelime oyunlarıyla düzelmiyor.
Yeni olduğunu iddia eden bir siyasi hareketin en büyük sınavı da tam burada başlar. “Biz diğerlerinden farklıyız” demek yetmez. Nerede duruyorsunuz? Ne öneriyorsunuz?
Hangi toplumsal kesimin hangi sorununu nasıl çözeceksiniz?
Bunların cevabı yoksa tabelanın yeni olması siyasetin de yeni olduğu anlamına gelmez.
Üstelik sürekli CHP üzerinden kimlik kurmaya çalışmak da başlı başına bir siyasal yetersizlik göstergesidir.
Bir parti, başka bir partiye duyduğu öfkeyle değil; toplumla kurduğu bağla büyür.
CHP'yi eleştirebilirsiniz.
Kılıçdaroğlu'nu eleştirebilirsiniz.
Dört maddelik çerçevesini de yanlış bulabilirsiniz.
Ama o zaman karşısına kendi dört maddenizi koyacaksınız.
Siyasetin namusu budur.
Saatlerce konuşup tek bir cümlede nerede durduğunu söyleyemeyen bir yapı, yarın devlet yönetiminde karşısına çıkacak çok daha ağır meselelerde nasıl karar verecek?
İktidar olmak, sosyal medyada alkış almak değildir.
İktidar olmak karar vermektir.
Karar verebilmenin ilk şartı, gerektiğinde halka açıkça EVET ya da HAYIR diyebilmektir.
Bugün kendi destekçisinin sorduğu basit bir soruya dahi cevap veremeyen YENİ PARTİ'nin asıl problemi isim, logo veya örgütlenme değildir.
Problem siyasal berraklık problemidir.
Türkiye'nin ihtiyacı daha fazla kafa karışıklığı değil; emeğin, demokrasinin, hukukun ve toplumsal barışın yanında nerede durduğunu açıkça söyleyen bir siyasettir.
Bu halkın sorunları belirsizlikle çözülmez.
Memleket yönetmeye talip olan önce nerede durduğunu söyleyecek.
EVET mi?
HAYIR mı?
Gerisi laf kalabalığıdır. Sn.Emir ..
Bugün Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’na memleketi Tunceli’den bir tablo hediye edildi…
Genel Başkanımız fotoğrafla birlikte şu notu paylaşmamı istedi;
“Nice ağırlıklardan arınıp, fırtınayı geride bırakıp, iktidar limanına demir atacağız.
Nazım Usta’nın söylediği gibi, ‘Dalgaları karşılayan gemiler gibi, gövdelerimizle karanlıkları yara yara çıktık, rüzgarları en serin, uçurumları en derin, havaları en ışıklı sıra dağlara…’
Şimdi göz göze, yan yana durun çocuklar, hep birlikte güneşin sofrasında oturacağız.”
@kilicdarogluk@herkesicinCHP
35 yıldır meclisteyim 29 Ekim Cumhuriyet Bayramları dahil böyle bir kalabalık,böyle bir coşku görmedim…Halk Cumhuriyet Halk Partisine ve Atatürk’ün emanetine böyle sahip çıktı.Çok yaşa Cumhuriyet Halk Partisi çok yaşa genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu…
TBMM CHP Grubunda yeniden;
Yolsuzluk
Ahlaksızlık
Hırsızlık
Hesap soracağım
Sözlerini duymak, hem de bizzat Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’ndan duymak….
Mustafa Kemal Atatürk’e yaraşır CHP Grubu böyle olmalı, her zaman…
Tarihi Grup Toplantısına katılmak, tanıklık etmek mutluluk verici idi…
@kilicdarogluk
Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP yıllar sonra TBMM’deki ilk grup toplantısını yapıyor.
Kılıçdaroğlu kürsüye çıkarken üzerine gül yaprakları ve “Gençliğin umudu Kemal Kılıçdaroğlu” sloganı attı.
Kılıçdaroğlu:
• Hiç merak etmeyin. Bu Kemal hiçbir gücün karşısında eğilmez.
• Sadece ve sadece haklının, hakkın, halkın, milletimizin önünde eğiliriz.
Özgür Özel, “Kılıçdaroğlu ve etrafındaki bir avuç muhterisin bu kadar kötü olabileceğini bilsem siyasete girmezdim” demiş. Özgür beyi 2011’den beri tanırım ve severim. Ama bu yorumla kendi ayağına sıkmış ve haksızlık etmiş. Tam 13 yıl boyunca Kemal beyin adeta sağ koluydu. Kılıçdaroğlu denilince akla ilk gelen isim Özgür Özel’di. Bunun tersini söyleyen varsa çıksın. Kılıçdaroğlu 22 Mayıs 2010’da Genel Başkan oldu. Özgür Özel de 11 ay sonra, 12 Haziran 2011’deki seçimlerde milletvekili seçildi. Özgür Bey gibi zeki bir insanın aradan geçen 13 yıl boyunca Kemal Beyin çevresindeki o bir avuç muhterisi görememesi, tanıyamaması ve şimdi anlaması inandırıcı mı? Dediğim gibi, Özgür Beyi severim ama son zamanlarda yaşananlar nedeniyle belli ki zihni çok yorulmuş ve yıllardır o bir avuç bilmem ne dediği kişinin arasında görüldüğünü unutmuş.
Biraz cesaret, biraz mesleki haysiyet varsa canlı yayına davet edin her sorunuza yanıt vereyim. Patronuz gibi firari de değilim. En kısa zamanda görüşmek dileğiyle…
Enver Paşa’nın Mustafa Kemal Paşa’ya yazdığı o meşhur mektubu;
“Trablusgarp'tan beri şahsi ahlakınızın hiç değişmediğini görüyorum. Diğer noksanlarınızı artık göze batacak kadar belli ettiniz... Bu nefy şeklindeki arzunuza ilelebet tahammül bize pek ağır ve sefilane gelir... Başta Türkiye olmak üzere kurtarmaya çalıştığımız İslam âlemi için, biz Anadolu'ya ne zaman gelmek icap ederse size danışmadan geliriz. İşte bu kadar!...”
Sayın Ümit Dikbayır,
Gazeteci Serap Belovacıklı sizinle konuştuğunu, AKP’ye geçeceğinizi söylüyor.
Partimize katılırken “Hiçbirimiz Atatürk’ten daha zor durumda değiliz” dediniz. Bir sene olmadı. Ne oldu? Atatürk’ten daha zor bir duruma mı düştünüz?
Beştepe’nin dekorasyonu mu aklınızı çeldi?
Siz Cumhuriyet Halk Partisi’ne “kontrollü muhalefet” diye çamur atalı, Sayın Özel’i yerlere göklere sığdıramayalı, Sayın Kılıçdaroğlu’na “siyasi kadavra” diyeli, Yeni Parti’nin TBMM grup başkanvekili arkadaşların grup başkanvekiliniz olduğunu ilan edeli daha bir-iki ay olmadı.
Niçin insanların duygularıyla oynuyorsunuz? Milleti niçin yoruyorsunuz?
Sosyal medya, aklınıza geleni fikir zannedip sallayacağınız platform mu?
Ümit bey; sizin hayat felsefeniz önce lovebombing, sonra ghosting mi?
10 ay içinde hem Altı Ok, hem ampul rozeti takmak nasıl olur, bir düşününün isterseniz.
Ticari hayatınızda tüp satarken müşteri seçmiyor olabilirsiniz ama bu alışkanlığınızı en azından bundan sonraki siyasi hayatınızda devam ettirmemenizi tavsiye ederim. Bu gazla giderseniz parlamentoda rozetini takmadığınız siyasi parti kalmayacak.
PKK’nın silahsızlanmasına iki yıldır etmediğiniz lafı bırakmayıp, şimdi çerçeve yasaya evet mi diyeceksiniz? Önceki görüşlerinizin özeleştirisini verecek misiniz?
Yoksa, genel seçimlerden önce “Millet 5’ten büyüktür” diye yaygara kopararak seçimi kaybettirmeniz de bir plana sadakatinizden miydi? Siz de sevgili ağabeyiniz gibi Erdoğan’a mı oy verdiniz?
Siyasette 24 saat uzun bir süredir. Sayın Erdoğan da fikrini değiştirebilir. Haberi yalanlayın ki insanlara bir travma da siz yaşatmayın.
Merak etmeyin. Kabahat sizde değil, Cumhuriyet Halk Partisi rozetini işportaya düşürenlerde.
Kemal Kılıçdaroğlu artık siyasi bir kadavradır.
Gelecek nesiller ona bakarak ne yapılmaması gerektiğini öğrenecektir.
Bu da memlekete sağlayabileceği son ve tek faydadır !
Fez’lekeli Burhanettin Bulut, daha bugün “yapay zeka” diyerek aday gösterdiğiniz üç belediye başkanı daha Akp’ye geçti, Chp tarihinde sizden daha fazla bu “düzen”e katkı veren var mı? Meydanlarda “korkuyorlar” diye atıp tutuyorsunuz, karşıma çıkmaya niye korkuyorsun? “Seninle aynı havayı solumayı zul sayarım” diyorsun, nefesini iyi tut o halde, çünkü nefesim ensende!
@ismailsaymaz Ah İsmail ah. Kemal bey döneminde görev almış olsalar metnin başında sonunda defalarca belirtirdin. Mesele Ekrem olunca çıtın çıkmıyor. 😁
🔴 #SONDAKİKA | İstanbul'da 3 ilçe belediye başkanı CHP’den AK Parti’ye ‘transfer’ oldu:
• Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl,
• Çekmeköy Belediye Başkanı Orhan Çerkez,
• Şile Belediye Başkanvekili Sacit Terzi. (Video: A Haber)
MEZARLIKTA RAKI, ABDEST GÖRÜNTÜLERİ VE LÂİKLİK
Sevgili sınıf arkadaşım S.U,
Senin şahsında -bir saygısız kaypak dışında- diğer arkadaşlarımı cevaplıyayım.
Özgür Özel ve arkadaşlarının mezarlıkta rakı içmelerinin ve Özel'in ayarlanmış abdest alma çekimlerinin fotoğrafını koyup lâikliğe dikkat çekmemi nedense yadırgamışsın.
Hayal kırıklığı yarattığımı yazmışsın.
Doğrusu neden Özgür Özel'i ve kimseyi desteklemediğimi yazmama rağmen adeta fikri fikirle karşılaman gerekirken kişiselleştirmisin.
Buna latince "Ad hominem" deniyor.
Yani bir tartışmada ileri sürülen düşünceyi veya argümanı çürütmek yerine, o düşünceyi ortaya atan kişinin karakterine, kişiliğine, geçmişine veya fiziksel özelliklerine saldırarak konuyu saptırma yöntemi.
Benim hayatım ortada.
Bazıları gibi çalıp çırpmadım.
Lâik, demokrat, Atatürkçü, ikiyüzlü olmayan, değişimcilerin talimatı ile basın sansürü uygulanan Aytun Çıray'ım ben.
Din istismarı yaptıkları için AKP'lileri nasıl eleştiriyorsam, kim olursa olsun, hangi partiden olursa olsun diğerlerini de eleştiririm.
Ben Tayyip Bey Cuma'dan çıkıp siyasi açıklama yapıyor diye eleştirirken, Özgür Bey de aynı şeyi yapınca susacak kadar ikiyüzlü müyüm sence? Unutmayalım ki taklitçiler asıllarını güçlendirir.
Doğrusu ben de sizleri din istismarına karşı biliyordum. Beni şaşırtmadınız, sarstınız!
Devlet Koruma sistemini bilen biri olarak -FETÖ Komisyonundan bu yana korumadayım ve bürokrat olarak da bilirim- bu kadar yakından, bu kadar uzun süre abdest alma çekimi yapılmasına, korunan kişinin izni olması şarttır.
Aksi halde hemen engellenir.
Ayrıca Özgür Bey"i -kendisini ilgilendirir ama- Genel Başkan olmadan önce Meclis'te abdest alıp Cuma namazına kılarken gören yok.
Şahidi de her Cuma namaza giden milletvekilleridir.
Yani Özel bal gibi din istismarı yapıyor ve daha kötüsü din istismarcılarını meşrulaştırıyor.
Sizin gibi laik zannettiklerim de onu değil, beni eleştirdiğinizden derin hayal kırıklığına asıl ben uğruyorum.
MEZARLIKTA RAKI KAMER GENÇ'İN VASİYETİ Mİ?
Gelelim mezar başında rakı içilmesine..
Aslında ideolojik olarak ne Kamer Genç onları ne de onlar Kamer Genç"i severlerdi.
Çünkü Kamer Genç tavizsiz Atatürkçü, onlarsa ex Marksist yeni liberallerdi.
Olay sonrasında bazı çevrelerden merhumun yaşam tarzı veya vasiyeti yönünde mezarının başında rakı içilmesini savunanlar olması üzerine..
Kamer Genç'in ailesi ve avukatı bu iddialara tepki göstererek durumun kabul edilemez olduğunu, merhumun hatırasına ve mezarlık adabına saygısızlık yapıldığını ifade ettiler.
Gelelim sadede...
Tarih ve miillet, kişilerden bağımsız olarak Atatürk'ün partisinin içinde mücadele etmek yerine, -edilemezdi diyorlarsa yalandır- emperyalistlerin temennileri doğrultusunda yıkılmasına neden olanları affetmeyecek.
Sevgiler.
NOT: Cevaba kapatmamın sebebi yorum yerine hakareti tercih eden terbiyesizlerdir.
Onların dışlanması yerine, bana "boşver yazma" diyenleri de ayıplıyorum.
@herkesicinCHP@yenipartiyiz